Ankara zaten gri bir şehir.
Dün daha da grileşti.
Sadece kan düşmedi sokaklara.
Acı düştü yüreklere...
Dün, sokaklar tenha, yüzler asık, insanlar mutsuz derecesinde üzgündü.
Korkudan değildi bu tenhalar inanın.
Ankaralılar sadece tanımadıkları hemşerilerine üzülmüyordu.
Bilmem kaç yüz defa geçtikleri yolların kan gölüne çevrilmesine, yitip giden canlara üzülüyorlardı.
Yabancılar için anlatılır.
Ankara'da anlatılan bir trajikomik hikâye vardır.
Kızılay'da gökdeleni ya da Yeni Karamürsel mağazasını kaldırsan Ankara'ya yeni gelmiş yüzlerce insan yolunu kaybeder.
Halkın randevulaştığı yerdir Kızılay.
Dün o noktada herkes ama herkes olabilirdi.
Her partiden, mezhepten, ırktan, meslekten herkes olabilirdi..
Güven Park, Sakarya Caddesi, Meşrutiyet Caddesi, Yüksel Caddesi gençlerin, yaşlıların, kadınların, öğrencilerin kısaca halkın en canlı yaşadığı yerlerdir. Dünkü o hain bombalı araç da yukarıda saydığım noktalara en fazla 100 metre uzaklıktadır.
Yüksel Caddesi’ndeki yürüyüşler oradadır.
Gösteriler de...
Ama kendi içinde bir ahengi vardır.
Güven Park, Yüksel Caddesi'nde oluşan kalabalıklar iç içedir.
Yüzlerce kişiden oluşan çevik kuvvet de bu merkezlerde konuşlanır.
Hain bombalı araç Genelkurmay, TBMM, İçişleri Bakanlığı, Kızılay, Sıhhiye üzerinden bir yay çizerek 413 numaralı durakta patladı.
Bunun anlamı şudur: İstersem Başbakanlık önünde de patlatırım.
Çünkü Aracın patlatıldığı yer başbakanlık binasına sadece 100-150 metredir.
Bu saldırı PKK'nın bitiş hikâyesinin kanla yazıldığının bir delilidir. Yıllarca PKK ve sempatizanları büyükşehirlerde sivil halka yönelmedi. İstisnalar hariç.
Bu yöntem Hizbullah'ın 2004 yılında Irak'ta uyguladığı yöntemdir. Hizbullah'ı da bitiren yöntemdir.
Bu sebeple geç de kalsa HDP, olayı şiddetle kınamıştır.
CHP'ye zeytin dalı uzatmıştır.
HDP ve AKP, Dolmabahçe toplantılarının faturasını ödüyor.
Aynı masa etrafında sözde çözüm için oturup, dosyalarında ikinci gündemle meşgul olmalarının bedelini ödüyorlar.
Sıkışınca da CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu ile mutabakat arayışları.
Geçin bunları.
Kemal Bey dün güzel ve bütünleştirici konuştu.
Bizim de daha önce bu köşelerde ifade ettiğimiz gibi “Ankara'ya bir emniyet müdürü atayamayanlar bu ülkeyi nasıl yönetecekler?” sorusunu sordu.
Ama dinleyen kim?
Bu kötü idarenin faturasını gariban halk ödüyor.
Bu faturayı ödeyecek siyaset nerede?
Ortada yok.
Daha önce de söylemiştim.
Bu çürüme, büyük şehirlerde de haki renkli güvenlik tedbirlerinin habercisi.
Mahsuru var mı?
Yaşayıp göreceğiz.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.