2017 yılı henüz sonlanmadan, hem seyirci hem de hâsılat açısından Türk Sineması’nın son 13 yıldaki en verimli yılını yaşadığı görülüyor.
2005 yılından bu yana çok daha düzenli ve detaylı bir istatistik tutuluyor.
2005’ten itibaren yani 13 yılın geneline bakıldığında Türk sinemasının altın yılını yaşadığını söylemek yanlış olmaz.
En azından şimdilik…
Box Office Türkiye, geçtiğimiz hafta 2017’de toplam 64 milyon izleyicinin geride bırakıldığını açıkladı.
Geride bıraktığımız 49 haftada toplam 140 yerli yapım vizyona girerken, önümüzdeki 3 hafta boyunca da 8 yeni yerli film daha seyirciyle buluşacak.
Sinemaseverler böylece 2017 yılında 148 yeni yerli yapımı beyazperdede seyretme imkânına kavuşmuş olacak.
Bu rakam 2016’da 126’ydı.
Hâsılat açısından bakıldığında ise yerli filmlerin gişede yaklaşık 388 milyon lira hâsılat yaptığı görülüyor.
Bu da yabancı filmlerle beraber toplam hâsılatın yüzde 50’sine karşılık geliyor aşağı yukarı.
2017’de vizyona giren iki film; Recep İvedik 5 ve Ayla filmleri senenin en çok seyirci çeken filmleri oldu.
Öyle ki senenin başlarında gösterime giren Recep İvedik serisinin beşincisi 7.437.050 seyirci ile tüm zamanların en çok izlenen Türk filmi oldu.
Ayla ise hafta şimdiden toplamda 4.106.318 seyirciye ulaşarak dram türünde seyirci rekorunu elinde bulunduran Babam ve Oğlum’u geride bıraktı ve bu alanda yeni rekorun sahibi oldu.
Ayla ayrıca G.O.R.A.’yı da geride bırakarak tüm zamanların en çok izlenen dokuzuncu filmi oldu.
2017’nin en az seyredilen filmi de şimdiden belli oldu.
17 Kasım’da vizyona giren Ayaz filmini 15 günde sadece 29 kişi seyretti.
Oyuncusuyla, set çalışanıyla vs. bir filmde en az 50 kişinin çalıştığını varsayarsak, Ayaz filmine çalışanların bile rağbet etmediği görülüyor.
Film toplamda 264 lira hâsılat elde etti.
Gülse Birsel’in senaryosuna imza attığı, Demet Evgar ile Engin Günaydın’ın başrollerini paylaştığı Aile Arasında, açılışını 504 bin seyirciyle gerçekleştirdi.
Yıllardır kendi çizgisini oluşturmayı başaran BKM’nin yeni filmi Aile Arasında, yılın en iyi dördüncü açılışına imza atarak hâlihazırda büyük olan beklentilerin de ötesine geçmeyi başardı ve geçtiğimiz hafta en çok konuşulan film oldu.
Rakamlara bakıldığında Türk sinemasının büyüme gösterdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz, evet.
Ancak her şey sayılara indirgenemez.
Nitelik açısından tartışmaya açık bir konu.
Özellikle komedi filmlerinin gişede başarı sağladığını ve bu komedi filmlerinin de kaliteden yoksun, sırf gişe yapmaya dönük popülist işler olduğunu söylemek sanırım gereksiz.
Bilinen bir şey zira…
Suçu kime atmak gerekiyor bilmiyorum?
Parayı vurmanın derdinde olan yapımcılara mı?
Yazdığı hikâyenin ve diyalogların pespayeliğinden bihaber olan ya da daha kötüsü bunu bildiği halde yine de yazan senaristlere mi?
Onlarca ustanın filmlerini izledikleri halde ortaya berbat işler çıkaran ve filmografilerinde utanç duyulası filmler barındırdıkları halde yüzleri kızarmayan yönetmenlere mi?
Yoksa aslında çoğu çok yetenekli ve kaliteli oldukları halde böyle filmlerde rol alan oyunculara mı?
Ya da seyirci olarak suçu doğrudan kendimizde mi arasak?
İyi filmler dururken kötü filmlere para kazandıran, sonraki kötü filmler için onları cesaretlendiren biz seyircilerde hiç mi suç yok?

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.