banner87

17 Ekim’de "Emperyalizmin pençesinden, Rusya'nın tasallutundan kurtulmak" başlığı ile bir yazı kaleme almıştım…
Eski Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel ile birlikte yaptığımız Tahran ve Şam seyahatlerinde edindiğimi izlenimlerden yola çıkarak, “Türkiye İran'a mesafeli durmamalı… Türkiye ve İran Suriye ve Irak'ta sadece ABD veya Rusya üzerinden siyaset geliştirmemeli” demiştim…
Çünkü Türkiye'nin de İran'ın da ABD ve Rusya başta olmak üzere uluslararası bağlantıları ve ittifakları var. Ama bu ikili işbirliği ve bölgesel ittifakın önünde engel olmamalı.
Tarihsel bağlarımız da bunu zorunlu kılıyor bir noktada…
Türkiye Irak'ta ABD, Suriye'de de Rus tezine oynuyor. Kendi tezini seslendirmiyor. Bu da güçsüzlükler birleşince güvensizlik yaratıyor.
O zaman şartlar Türkiye'yi bölgesel bir güç olmaktan hızla uzaklaştırıyor. İç siyasete boğulması da bunu tetikliyor...
Türkiye, Mesut Barzani'nin daveti ile Musul'da masaya oturma yolunda önemli bir adım attı. Topçu desteği ile yandan oyuna ama yetmez…
İran'a yakın olan bir isim olan Golan, Süleymaniye merkezli Kürdistan Yurtsever Birliği Mesut Barzani'yi zorluyor. Mesut Barzani'nin Kürdistan özerk bölge başkanlığı Musul'da alınacak sonuca bağlı diyebiliriz. Başkanlık iddiasını sürdürmek isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi...
Musul sadece bir kentin adı değil... Musul-Kerkük bir eyaletin adıdır. Musul merkezdeki Kürt nüfus da sanıldığı gibi yoğun değil. ABD bu toprakların IŞİD'ten temizlenerek Bağdat Merkezli eski sınıra çekilmesini savunuyor. Görünen o ki, ABD Musul'a girerek Irak içinde bir Arap-Sünni devletinin yolunu açacak. Yönü İran'a dönük bir Şii Devlet yapılanmasının da… Ardından da Suriye'ye dönecek.
Türkiye + İran birleşik güç olarak Rusya'yı tartmaktadır. Türkiye + İran + Rusya ise ABD'yi tartmaktadır.
Batı Emperyalizmi o nedenle, Türkiye-İran-Rusya Üçgeni'nin her bir kenarını ayrı ayrı kırmak zorundadır... Oysa bu üçgen, tarihte hiç olmamış olduğu kadar olası görünmektedir...
Türkiye'nin Batı emperyalizminin pençesinden Rusya'nın tasallutuna düşmemesinin reçetesi ise İran'la güçlü ittifakı olacaktır...
Türkiye, iç siyasetini düzenlemezse dış politikada güçlü olamaz. Dış politikasını da bir kişinin iki dudağı arasına emanet edemez.
Yenikapı ruhu ile yolan çıkan Başbakan Binali Yıldırım samimi ve bakışı da yönü de doğru. Ama...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da özel sohbetlerinde sık sık bu yönde vurgu yapıyor.  Ama…
Bu amalar sadece Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için değil. En keskin muhalifler bile Erdoğan ile Yıldırım arasında bırakın güven bunalımını en ufak bir güvensizlikten bile söz etmiyor.
CHP dâhil hiç kimsenin de böyle bir beklentisi yok...
Ama var olduğunu söylediği, Yenikapı ruhuna sahip çıkmasını da bekliyor.
Sorumluluk yok, bilgilendirme yok, muhataplık yok, tavsiye dinlemek yok ama Yenikapı ruhu var…
Olur mu? Olmaz...
Hatta gereksiz FETÖ suçlaması var.
Asıl sorun AKP içindeki saman alevi gibi için için tüten dumanlı mücadele.
İktidar yıprandı, kendisini yenilemiyor.
Muhalefetle yürümüyor... Muhalefete muhalefet olur mu?
En önemlisi iktidar kanadı birbirini FETÖ mensubu diye gammazlıyor...
Yapılması gereken çok şey var…
Bunda en büyük sorumluluk iktidarın…
Ama Yenikapı ruhundan geldiğimiz noktaya bakın.
Suçlusu kim bunun?
Sayın Binali Yıldırım Allah için deyin…
Türkiye bu noktaya nasıl geldi?

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.