Hiç düşünmek, olasılıklar arasında görmek dahi istemiyorum ama son günlerde aklıma 7 Haziran 2015 seçimleri sonrası geliyor. Hani AKP’nin 13 yıl sonra ilk kez tek başına hükümet kurmaya yetecek oyu alamadığı genel seçim. O tarihte seçimden ikinci çıkan partinin hükümet kurma hakkı gasp edildi, ülke bir kaos ortamına sürüklendi, patlamalarda yüzlerce insanımızı kaybettik, Güneydoğu’daki çatışmalarda neredeyse haritadan silinecek ilçeler, mahalleler gördük. Halkın “ülke bölünüyor, yabancılar bize saldırıyor” gibi gerekçesiz söylemlerle konsolide edildiği, korku hükümdarlığının güçlendirildiği bir ortamda seçimler hiçbir kanun maddesine sığmayacak şekilde yenilendi ve 1 Kasım’da AKP, hükümet kuracak oyu alarak rahatladı!

İstanbul sevgisi ve ihaleler
O dönemde iktidarı kaybetmeyi sindiremeyen AKP, şimdi aynı şeyi İstanbul için yapıyor. AKP’nin İstanbul aşkını biliyoruz, bu aşk İstanbul’un tarihine, güzelliğine, kültürüne falan değil elbette, İBB’nin milyarlık bütçesine…

Ekrem İmamoğlu’nun mazbatayı aldıktan hemen sonra ortaya çıkan; dudak uçuklatan ihalelere, vakıflara, cemaatlere dağıtılan milyon liraların büyüklüğüne bakarsanız bu “sevginin” gerçek nedenini daha iyi anlayabilirsiniz. Binlerce kişinin işe gelmeyip yıllardır maaş aldığı iddiaları, 1000 TL’lik işin, yandaşlara 10 bin TL’lere yaptırıldığı bir ‘çiftlik’ olan İstanbul’dan… Silinmeye çalışılan hard diskler, kaçırılan dosyalardan vurgunun çok daha büyük olduğunu anlamak güç değil…

Yargı ablukaya alındı
İşte bu çiftliği, belki de partisinin en büyük para kaynağını kaybetmek istemeyen AKP, yine Yüksek Seçim Kurulu’nu abluka altına aldı. 17 gün bitmeyen oy sayımından tatmin olunmadı şimdi de yasal dayanağı olmayan dosyalarla YSK, seçimi iptal etmeye zorlanıyor. YSK, ne yapacağını bilmez bir şekilde süreci uzatmaya çalışırken ülkede kaos ortamı başladı bile. Bu, hem ekonomik hem de siyasi bir kaos…

Nereden çıktığı pek de anlaşılamayan Türkiye İttifakı söyleminin canlandırılmaya çalışıldığı günlerde ülkenin ana muhalefet liderini seçim sürecinde hedef gösteren “terörle iş birliği yapıyor” diyen AKP’li ve MHP’li siyasetçilerin ekmeğine yağ sürüldü. 71 yaşındaki Kemal Kılıçdaroğlu gittiği bir şehit cenazesinde, önceden planlandığı anlaşılan bir lince maruz kaldı. Ülkede demokrasinin en önemli temsilcisi olan Cumhurbaşkanı, gazetecilerin “Kılıçdaroğlu’nu geçmiş olsun için aradınız mı?” sorusuna “Yoo aramadım, niye arayayım?” yanıtını vererek bu siyasi kaosu sürdürme isteğinde olduğunun sinyalini verdi. Türkiye İttifakı'ndan ne anladıklarını da göstermiş oldular.

Yargı-dolar ilişkisi
Gelelim ekonomik kaosa… Maliyemiz ve hazinemizden sorumlu bakan Berat Albayrak, seçimden sonra yine yeni yeniden bir paket açıkladı. “Kurtuluş” paketinin içinde yer alan önlemler “iyi niyetli ancak hedeften uzak” olarak görüldü. Ancak net olarak gösterdiği tek şey güçlü bir krizin içine çoktan girmiş olduğumuzdu.

Önceki gün de Merkez Bankası PPK toplantısı sonrasında açıklama yapıldı. Açıklama, ulusal ve uluslararası piyasalarda beklentilerin negatife döndüğü şeklinde yorumlandı ve olası bir faiz indirimi beklentisi oluştu.

Ve bugün dolar 6 TL sınırına dayandı, işsizlik rekor düzeyde, sanayi üretimi eriyor, ihracat düşüyor, yabancı sermaye gelmiyor…

Tüm yetkileri tek bir elde toplamaya, başkanlık sisteminde ısrara, muhalefeti ucuz ayak oyunlarıyla sindirmeye, ülkenin en üst düzeydeki yargı mensuplarından oluşan Yüksek Seçim Kurulu’nu baskı altında tutmaya devam edilirse, bırakın uluslararası repütasyonu falan dolar 10 liraya çıkar, 15 TL’ye kuru soğan bile bulamayız!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.