banner87
CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin'in yeni anayasa ile ilgili olarak mevcut anayasanın ilk dört maddesi başta olmak üzere parlamenter sistemden taviz vermeye niyetleri olmadığını yazmıştık. CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu da dünkü TBMM Grup Toplantısında bu ilkeleri parti politikası olarak Dünya'ya ve Türkiye'ye ilan etti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisiyle görüşme talebinde bulunan Başbakan Ahmet Davutoğlu'na muhtemelen bu ay sonuna kadar Başkanlık sistemine karşı olduklarını, parlamenter sistemden ödün vermeyeceklerini  açık açık anlatacak. Türkiye'nin öncelikleri arasında siyasi partiler kanunu, seçim kanunu ve dış politikanın daha acil olacağının altını ısrarla çizecek. Suriye ve Irak'ın birlikte bölüneceği tezimizi bir bilene sorduk. Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel eski Dış İşleri Bakanı ve çok iyi yetişmiş bir bilim adamıdır. Murat Karayalçın gibi O da tam bir Kıbrıs aşığıdır. Her fırtınadan Kıbrıs'ı 'sakınmaya, kollamaya' çalışır.
  YURT Gazetesi'nden eski köşe arkadaşım, üstadım Şükrü Sina Gürel'e  Irak-Suriye parçalanmasından ve bu iki devletten 4-5 devletçik çıkıp çıkmayacağını sordum. ABD-Rusya arasında 'harita tanzimi tezime' katıldığını söylemekle yetindi. Önce fazla konuşmak istemedi. Israrcı oldum. Endişelerimi teyit etti. ABD ile Rusya'nın Irak ve Suriye'yi 'aynı torbaya' koymak istediğini de kabul etti.  Ve şöyle konuştu:
HARİTAYI RUSYA'YA ÇİZDİRİYOR 
'Suriye ve Irak'ın bölünme sürecinin sonuna geliniyor. Son perde oynanıyor. ABD ile Rusya bu coğrafyanın nasıl bölüneceğine karar vermiş görünüyor. Türkiye maalesef oyunun dışına düşürüldü. Türkiye olarak bize hiçbir oyunun içinde tutmuyorlar. Rus uçağını düşürerek oyunun dışına düştük. Maalesef masanın da dışındayız. Bundan sonra da masada yeri olmayacak görünüyor. Hayalci politikalarla Sünni Dünya'ya lider olma hayalinin sonuna gelindi. Harita tanziminde de Rusya ve ABD mutabık görünüyor. Haritayı da Rusya'ya çizdiriyor.'
Türkiye için asıl tehlikenin Rusya ve ABD'nin Kıbrıs ve Türkiye'nin Güneydoğusu'nda yaşanan olayları da bu pakete dahil etme çabası olacağına dikkat çeken Şükrü Sina Gürel, 'Ortadoğu'daki bütün sorunları aynı kazana atabilirler. O zaman Türkiye'nin toprak bütünlüğünü kurtarması başarı sayılır. Hendek kazmayı uluslararası bir sorun olarak algılatabilirler, dört ayaklı minare, kurşunlu caminin hasarını BM çerçevesinde ortak insanlık değerlerinin yok edilmesi adına müdaheleye kalkışabilirler' diye uyardı.
KILIÇDAROĞLU İLE HER ZAMAN GÖRÜŞÜYORUM
Şükrü hoca, Peki eleştiri tamam da, çare ne? sorumuz üzerine de şunları aktardı. Dış politikada zararlar kalıcı olur. Telafisi çok zordur. Ama imkansız değil Türkiye en kısa sürede ümmetçiliği de aşarak mezhepçiliğe varan dış politikasından hemen vazgeçmeli. Türkiye'nin geleneğinde Ortadoğu'daki sorunlara taraf olma yoktur. Sorunları tarafların tamamıyla tarafsız tartışmalı. Görüşme kanalları açık olmalı. Uluslararası kurallara uygun, gerçekçi bir politika izlemeli. 
Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Şükrü Sina Gürel'in öğrencisidir. Kendisi ile bu konularda görüşüp görüşmeyeceğini sordum.  Gürel, Bakan Çavuşoğlu'nun şahsına karşı her zaman çok saygılı olduğunu anlattı. Zaman zaman da resmi görüşmelerde fikirlerini kendisiyle paylaştığını anlattı.  Ancak, AKP'nin ülke çıkarlarını öne alma zamanının gelip geçtiğini söyledi. Kockoca Türkiye'yi itibarsızlaştırarak, gelişmelerin dışına düşürmenin, edilgen hale getirmenin yanlış olduğunu anlattı. Bu tespitinin muhatabı olarak da iktidarın tamamını gördüğünü sözlerine ekledi. Şükrü Sina Gürel aynı zamanda CHP üyesi. Sade bir üye olarak da seçmen olarak da  mütevazi bir şekilde CHP'de yerini almış başarılı geçmişi olan bir siyasetçi. Bu kez kendisine CHP'nin duruşunu sordum. Bu konuda da pek konuşmak istemedi. Yine ısrarcı oldum. CHP ve MHP'nin dış politika konusunda, maalesef 'doğru tahliller yapamadığını' anlattı. CHP'nin 'parti içi sorunlar ve örgütsel kaygılarla' fazla meşgul olduğunun altını çizerek, 'CHP ne AKP'nin ne de ABD'nin dümen suyuna giremez. Bu CHP'ye yakışmaz. Bir an önce dış vizyonunu ortaya koymalıdır' dedi.
BAŞER ESAD İLE GÖRÜŞÜLMELİ Mİ?
Kemal Kılıçdaroğlu'nun dış politikada da  'gayret ve samimiyetini her zaman ortaya koyduğunu' söyledi, buna karşılık CHP'nin çok hızla hareket etmesi gerektiğini ısrarla anlattı. Kıbrıs'ın Ortadoğu çuvalının içine atılmaması gerektiğini de bir daha hatırlattı.
Ben de 2012 yılında CEM TV adına Başer Esad ile de görüşmüştüm. Kimse kusura bakmasın, Esad bu sorunun hala anahtarıdır. O da ülkesinin bölünmesini istemez. İstemiyor da. Türkiye en kısa sürede Sayın Gürel'in dediği gibi 'tüm görüşme kanallarını' açmalı. İran ile de Rusya ile de hatta Esad ile de.  Yoksa mı ne olur? Darılma gücenme yok. Türkiye'in güneyinde de nur topu gibi bir Kürt Devleti komşusu olur. Rusya komşusu olur. ABD zaten Irak'ta komşumuz. Kulağa hoş gelmiyor ama durum bu. Irak ve Suriye birlikte bölünür. Ve şu harita ortaya çıkar. Hatta çıktı bile.
1- Suriye ve Irak'ın Kuzeyinde bir Kürt Devleti. Barzani'yi de Türkiye'ye de mesafeli üstelik.  ABD'ye yakın. Hem de çok yakın. 2- Suriye'nin batısında Laskiye merkezli Rusya'ya yakın Esad'lı bir Nusayri Devleti. 3-  İŞİD'den temizlenmiş bölgede Irak ve Suriye içinde sünni kabilelerin oluşturduğu yönü ABD ve AB'ye dönük bir devlet. Muhtemelen Tikiriti merkezli. Arap ağırlıklı. 4- Irak'ın güneyinde Iran ile bütünleşmeye hazır, bazen de alternatif olmaya hazır bir Şii devleti. Sayın Erdoğan hala Başkanlık sistemi mi diyorsunuz? Aspirin gibi. Her derde deva mı? Yoksa Erdoğan'ın dertlerine mi?
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.