Çanakkale'nin Gökçeada ilçesi, İtalya'da oluşturulan ve sakin şehir anlamına gelen 'Cittaslow' ağı kapsamına 2011 yılında dahil olarak, dünyanın en sakin adası unvanını almıştı. Gökçeada'nın nüfusu 2018 yılı verilerine göre 9 bin 783 olarak belirtiliyor.

Bu verilerden anlaşılacağı üzere küçük, sakin ve huzurlu bir ada olan Gökçeada'da inanmakta güçlük çekeceğimiz bir olay yaşandı. 86 yaşındaki Zafir Pinari isimli Rum yurttaş elleri ayakları bağlı şekilde ölü bulundu.

Zarife Tepesi (Bölgenin adı da kendisinden esinlenerek konulmuştu) bölgesinde tek başına yaşayan Pinari'nin komşusu yemek götürdüğünde kapı açılmayınca jandarmaya haber verdi. Eve gelen ekipler Pinari'nin elleri ve ayakları bağlı şekilde cansız bedeni ile karşılaştı. Parasının yerini öğrenmek için işkence yapılmış, evi darma dağın edilmiş, gömü arama maksatlı kazılmış... Şu vahşete bakar mısınız?

Gökçeada Spor Kulubü'nün en büyük emektarı ve ilk başkanı olan Zafir Pinari, öğrendiğim kadarıyla ada halkı tarafından çok sevilen bir isimdi. Gökçeadaspor'dan yapılan açıklamada ise "Gökceadaspor'a gönül vermiş ilk kulüp başkanımız. Mekanı cennet olsun iyi insan... Bunu yapanların Allah belasını versin" ifadeleri kullanıldı.

Yaşanan vahşete ilişkin Rum Vakıfları Derneği Başkanı Laki Vingas sosyal medya hesabından "Bu acı haberi görünce, yine aynı şehir efsanesi aklıma geldi. Rumlar zengindir, parası, altını boldur! Bu zihniyet değişsin artık. Hayattaki ilk amacımız para değil, mutlu ve huzurlu yaşamaktır" açıklamasında bulundu.

Şu cümleler her şeyi açıklamıyor mu; Rumlar zengindir, parası, altını boldur...

Bu cehaletle vahşice katletmişler Pinari'yi...

Zafir Pinari için anlatılan bir anıyı paylaşıyorum sizinle...

"Gökçeada'da on yıllar önce futbol takımı kuran gençler forma almak için para toplamak zorundadırlar. Zira bir kaç liradan başka paraları yoktur. Zafiris Piyrani ada esnafından. 'Kaç para lazım size çocuklar' der, ve lazım olan paranın hepsini verir. Atilla Akçora ve birkaç arkadaşı Çanakkale'ye forma almaya giderler. O renk, bu renk derken; mavi-beyaz formayı beğenirler, alırlar ve maçlara bu forma ile çıkmaya başlarlar.

Birkaç hafta sonra Zafiris Piyrani, Atilla Akçora'yı çağırır ve 'Ne yaptınız siz? Beni öldürtmek mi istiyorsunuz? Mavi-beyaz Yunan renkleri seçmişsiniz! Atın o formaları, alın bu parayı başka renk forma yaptırın' der.

Zira tehdit edilmektedir. 'Parayı sen verdin ve Yunan bayrağı renklerinde forma aldırdın' diye!

Atilla Akçora, 'Vallahi var olan renklerden en çok mavi-beyaz forma hoşumuza gitmişti. Alırken Yunanistan bayrağı renkleri diye bir şey düşünmemiştik, olsa da ne farkeder' demişti.

Çok acı bir olay yaşandı Gökçeada'da. Zafiris Piyrani elleri ve ayakları bağlanmış, işkence ile parasının yeri söyletilmeye çalışılmış ve maalesef vahşice öldürülmüş olarak bulundu evinde. 1960'lı yıllardan beri ve devamıyla 1974 Kıbrıs çıkartmasından bu yana 'En büyük bedelleri ödemek zorunda kalan İmrozlu Rum vatandaşlarımızın' ve tüm sağduyulu Gökçeadalıların canları yanıyor bugün..."

Böyle bir insanı işkence ile vahşice katlettiler... Ayrıca edindiğim bilgilere göre katil zanlısı olarak gözaltına alınan şahıslar, serbest kalmışlar. Yani katil henüz bulunamadı!

Bunu söylemesi zor ama umalım ki bu adi bir cinayet olsun... Umalım ki hafızamızda canlanan kötü anıların bir tekrarı olmasın...

Bu vahşetin ardından bir diğer ölüm haberi de ada sakinlerini derinden sarstı. Gökçeada'da Rum yurttaşların önde gelen isimlerinden 43 yaşındaki Atanaş Muhali, Gökçeada-Tepeköy yolu üzerinde direksiyon başında kalp krizi geçirdi. Kullandığı araç şarampole yuvarlandı ve Muhali yaşamını yitirdi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.