Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Putin ile görüşmesinde masada iki konu vardı. Birinci gündem Suriye değildi. Enerji koridoruydu.
Putin, Iran ve Rus gazını Azerbaycan-Türkmenistan-Özbekistan-Afganistan-Pakistan ve Türkiye üzerinden Karadeniz'den geçirecek Türk akımına yeşil ışık yaktı haberleri geldi. ABD Suriye üzerinden Transatlantik hattını istiyor. Bu hatta da direniyor.
Çok ilginç bu hata  İsrail karşı. Çünkü, Güney Kıbrıs üzerinden gelen hatta rakip görüyor. Katar ve Suudi Arabistan da bu hatta karşı. İsrail Türkiye'ye Güney Kıbrıs hattı gelirinden pay vermeyi öneriyor. Belki de bu sebeple İktidar, "şehit" ilan ettiği İsrail'in Mavi Marmara katliamında hayatını kaybeden mağdurları ile ilgili tazminata, "bahşiş" adını vermesine göz yumdu.
Ve de Marmara katliamında ölenlerin katili İsrailli askerlere karşı dava açılmaması tavizi de Güney Kıbrıs enerji hattı pazarlığına bağlanıyor.
Özetle Türkiye Rusya ve İran ile Suriye politikasında aynı paralelde. Israil, Katar ve Suudi Arabistan da bu tezi destekliyor.
ABD'nin Suriye sınırları içinde başarılı bir askeri harekâtla nefsi müdafaa yapan Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı sayısı 2000'i bulan ABD özel kuvvetler askerinin bulunduğu iddialarını güçlendiriyor.
Peki, Türkiye bu konuda doğru mu yapıyor?
Türkiye Suriye ve Esad'a rağmen o topraklarda olmamalı.
Sorun ABD ve Rusya arasında denge kurmak.
Çok zor bir durum.
Tek çare iç siyasette birlik ve bütünlük...
Türkiye bunu yapabiliyor mu?
AKP'nin de CHP'nin de içi yeniden düzenlemeye muhtaç. Asıl sorun iktidar ve ana muhalefetin iç ahengindeki bozukluk. Bu karşılıklı ilişkileri de etkiliyor ve bozuyor.
Bu noktada, en büyük görev Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım'a düşüyor. Erdoğan için aynı şeyi söyleyemem ama Başbakan  Binali Yıldırım bu konuda açık. Gayretli de...
Samimi ve performansı da  yüksek.
Ancak CHP bu uzlaşı noktasından maalesef her geçen gün uzaklaşıyor. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu haklı serzenişler  içinde. CHP'nin "yok sayılmasından" şikâyetçi. İktidarın darbeyi kullanarak operasyon yapmasından da.
Bu kargaşanın asıl sebebi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanında kümelenen bazı danışman  grubu. En önemlisi AKP içindeki kargaşa. Başbakan Yıldırım'ın rahat çalışamaması.
Daha önce de uyardık.
Yenikapı ruhunu incitmeyin diye...
Ama olanlar oldu.
Başbakan Binali Yıldırım'ı zorda bırakan tavırlar, sadece AKP değil, Türkiye'nin de aleyhine işliyor.
Peki, AKP'deki sorun ne?
Temel sorun güvensizlik. FETÖ şüphesi. Başbakan Binali Yıldırım İçişleri Bakanlığı kontrolündeki belediyelerin bürokrasisinin ve valilerin gözden geçirilmesini istiyor. Efkan Ala'yı yavaş bulduğu gelen kulis bilgileri arasında. Bardağı taşıran damla da yeni valiler kararnamesi olmuş. Cumhurbaşkanı  Erdoğan duruma el koyarak, raconu kesmiş. Süleyman Soylu'nun önünde valiler kararnamesi ve ister AKP, ister CHP olsun FETÖ sempatizanı belediyeler özellikle bürokrasisinin sıkı denetim konusu var. HDP Belediye başkanları da aynı potada...

İnce ve faktoringci destekçisi
Peki, Kılıçdaroğlu niye Yenikapı ruhunun bittiğini daha doğrusu büyük yara aldığını söyledi. CHP'nin yeterince bilgilendirilmemesinden,  kanun hükmündeki kararnameler ve siyasi atamalardan şikâyetçi. Haklı da. Binali Yıldırım'a karşı ön yargısı yok. Ama her geçen gün Erdoğan'ın günlük siyasete daha fazla ağırlık koymasından şikâyetçi. CHP bu tutum sürecekse daha da sertleşebilir. Sertleşmemesi  için oldubittilere son verilmeli.
Ya CHP'de ne oluyor?
Kemal Kılıçdaroğlu rakipsiz…
Muharrem İnce ekibi ise 15 Temmuz'da dağıldı. Zaten faktoringci ve iş adamlığı tartışmalı bir ismin kendisini desteklediği öne sürülüyor, o büroda faaliyet göstermesi eleştiriliyordu.
İddiaya göre Trabzon Milletvekili Haluk Peşken, 15 Temmuz'da İnce'yi aradı. Kemal Kılıçdaroğlu'nun İstanbul'da havalimanında olduğunu, halkın içinde olduğunu ve darbeye karşı açıklama yapmak üzere olduğunu hatırlatarak, "Bir tankın üzerine, olmazsa sokağa çık. Hiç olmazsa darbeye karşı olduğun açıklamasını yap" dedi.
Cevap olarak da İnce'nin daha sonra telefonunu kapatması üzerine "Bu iş bitti" diyerek İnce'ye desteğini çektiği biliniyor. Ama bu konuda her iki güzide siyasetçiye sütunlarımızın açık olduğunu söylemeye gerek bile yok.
Türkiye'nin FETÖ ile mücadele programında yerel yönetimler ve siyasi parti içindeki yapılanmalar var. Kılıçdaroğlu darbenin başbakan ve cumhurbaşkanı adayının yer aldığı kitapçığı gündeme getirerek ‘Pandoranın Kutusu’nu açtı.
Bu bazı CHP, AKP ve HDP'li Belediye Başkanlarının siyasi hayatının sonu anlamına geliyor!

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.