Ülkemizin içinden geçtiği süreç “bir varmış bir yokmuş” türünden.

Tek bir adam oturuyor, akşam söylüyor sabaha varmadan oluyor.

Televizyonlardan “bu kalksın” diyor, “emriniz başımızın üstüne” deniyor ve kalkıyor. İsteğini istediğine veriyor, isteğini atıyor, istediğini sürüyor.

Hukuk yok, keyfilik çok.

Olan Türkiye’ye oluyor, gençlerimizin, çocuklarımızın geleceği gidiyor.

***

Hafızaları tazeleyelim!

“Türkiye’yi küresel oyuncu olarak dünya arenasına sokacak”, “ekonomik sabotajlar ve saldı-rılara karşı güçlü bir kalkan olacak”, “Türkiye’yi orta gelir tuzağından çıkaracak, milli geliri sıçratacak”, “varlıklar satılmadan, rehin ya da teminata verilmeden milyarlarca dolarlık uzun vadeli ve ucuz kaynak bulunacak”…

Sanırsınız süper kahraman!

Bu ve benzeri cümleler, bir OHAL KHK’siyle milletin onlarca yıllık alın teriyle oluşturduğu kamu varlıklarının patronu yapılan Varlık Fonu için kurulmuştu.

Aslında 15 yıllık başarısız ekonomi yönetiminin itirafıdır bu sözler…

Kronik sorunlara çözüm bulunsa, her derde deva niteliğinde bir sözde ‘süper kahramana’ ihtiyaç olur muydu? Bir itiraf…

AKP Genel Başkanı’na Varlık Fonu’nun ba- şarısız olduğunu itiraf etti.

Varlık Fonu; bırakın varlık, kaynak yaratmayı, ülkenin var olan kaynaklarını yutuyormuş…

Vicdan ve ahlak sahibi herkesin de tahmin ettiği gibi.

Lüks makam araçları ve yönetim giderleri dı- şında bir icraat yok…

Sıkıntı çok büyük olmalı ki; AKP Genel Başkanı pek karşılaşılmayan bir tavırla, ekibinden birini başarısız ilan ederek, görevden alındığını açıkladı.

Onlarca insanın öldüğü facialarda, skandallarda bırakın bakanları, alt düzeydeki bürokratlara bile fatura çıkarmayan AKP Genel Başkanı, Varlık Fonu Başkanı’nı alıp “bir kenara” koyuverdi.

Bu adımın; vatandaşın alın terinin çarçur edilmesinin önlenmesiyle ilgili olduğunu düşünmek, aşırı iyi niyetlilik olacaktır.

Çünkü “denetimsiz ikinci hazine” olarak yapılandırılan fon tasfiye edilmedikçe, varlık kayıplarının büyüyeceği kuşkusuz.

***

Tek adam, okulların açıldığı dönemde de boş durmadı ve AKP hükümetlerinin en büyük tahribatları yaptığı eğitimi gündemine aldı, bir anda sistemi alt üst ediverdi ve “TEOG”u buharlaştırdı.

Hem de Milli Eğitim Bakanlığı, TEOG’da açık uçlu soru için hazırlık yürüttüğünü açıkladığı günlerde.

Hem de 8. sınıf öğrencileri, aileler; TEOG için hazırlık yürütürken, etüt ve kurslarla anlaşma yapmışken.

Öyle bir güç ki; önünde hiçbir değer ve engel duramıyor.

Her şeyi eğip, büküyor.

“Yardımcı doçentlik kalksın” diyor, “derhal” deniyor.

Karşı hiçbir ses yok.

Ülkenin geleceği çocuklarının kaderini bir anda değiştiriveriyor.

“Kültürel iktidar” için her yol mubah görü- yor. Olan çocuklarımıza oluyor.

Bir rakam…

15-24 yaş grubunda “ne eğitimde ne istihdamda olanların” oranı 24…

Genç kadınlarda oran yüzde 34,5...

Genç kadınların üçte birinden fazlası ne eğitimde ne de çalışıyor!

Gençler işsiz, gelecekten umutsuz.

Türkiye varlıklarını yitiriyor, varlıklarını heba ediyor.

Türkiye vicdanını, aklını kaybediyor.

Böyle sürmez, sürdürülemez.

Attila İlhan’ın sözüyle “…nisan değilse mayıs, perşembe değilse pazar…”

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ege 2017-09-29 08:41:25

bu yazıyıda okudum kendi kendime çok hayıflandım gülümsedim , üzüldüm ama vardır bir hayır dedim. iftira ve karalama vede taraflı sözcüklei nasılda sıralamış. hiç yakışmamış kısacası.