banner87
CHP Olağanüstü kurultayı tartışıyor. Salı-çarşamba günü netleşmeye başlayacak. İster olağanüstü, ister olağan CHP’nin yapılacak kurultayı olağanüstü şartlarda olacak. Bu tartışmalar sona ermeyecek. Ok yaydan çıktı bir kere.
Şunu da anlamakta zorlanıyorum. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kendisini üç defa bu koltuğa oturtan delegasyona karşı duruyor. Olacak şey değil. Akıl almaz bir durum. Sanki getirmek istedikleriniz farklı mı olacak? Ya da olağanüstü kurultayda delege olanlar CHP’den buharlaşıp uçacak mı? Kalacak. 
Peki, bu kendiliğinden mi oldu?
Bu noktaya delegeyi, CHP’yi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu kim getirdi?
Söyleyelim. Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘yakın çevresi.’
Kimi dinlediyse, o ya da onlar.
Tabii ki son karar son kendisinindir. Sorumluluk da. Yanlış bilgi, ya da yalan bilgilendirme, yanlış analiz ve karar getiriyor. Ama ortada başarı yoksa ihtilaf varsa, bunu ‘karşı’ diye dışlananlar mı yaptı? Kemal Bey kızıyormuş ama doğru bildiğimi söylemeye devam edeceğim. Çünkü hala O’nun başarılı olmasını arzu eden bir kişiyim.  Gitsin hesabını, kendisini yanıltanlardan sorsun. Başarı varsa da çıksın savunsun.
CHP ana muhalefet bu kesin. CHP içindeki Ankara ve İstanbul merkezli belediyeler, etkinliklerini korumaya çalışıyor. Bunun için de parti içi iktidara, korunmaya  ihtiyaçları var. MYK’ya da.
Geçtiğimiz hafta tarihi kentler zirvesi adı altında Antalya’da toplandılar. Tek hedef Kemal Kılıçdaroğlu’nu etkilemekti.
Bu kurultay, mahalli idare kavgasıdır. Ama önce Kemal Kılıçdaroğlu’na sonra da CHP’ye kıyıyorlar. CHP, sadece belediye başkanlarının, rantın partisi olamaz. Baykal’ın deyimi ile ‘yavşak işlerle uğraşan’ belediye başkanlarının ile değil. Hele hele Mustafa Sarıgül artıkları ve fotokopileri ile hiç değil.
Çare yok mu? Var. CHP’nin tamamını kucaklamak. Olağan ve olağanüstü delegelerin tamamını ve muhalifleri kucaklamak.
Aman abi bunu da söylemişler diye ‘yalakalık ve gaz verme üstadı’ seslere kulak vermeyerek. Depolamadan, kinlenmeden.
Ne ayıp şey. CHP Genel Başkanı’nı delege arattırıp ‘imza verme’ dedirtmek. Peki, o jurnalciler ne yapıyor? Ne işe yarıyor? İşe yaramıyorlar ki.  Bol bol dedikodu ve yalan üretiyorlar.
Ne dersiniz Kemal Bey? Biraz unutkan olmanın tam zamanı değil mi?
Bunu yapabilecek misiniz?
Ya sevgi?
CHP’de eksik olan ‘sevgi, hoşgörü’ değil mi? Acaba siz bu ortamı sağlayabildiniz mi?
‘Kazıyacağım, hesabını verecekler, ihale istediler’ söylemi ile bu belediye başkanlarını siz bile koruyamazsınız. Dün Sarıgül’ün omzundan ateş ediyorlardı, bugün sizin omzunuzdan. Örnekleri kötü. Yumruk atıyor. Damda gezer gibi köprübaşlarında tünüyorlar.
Siz niye kendinizi tartıştırıyorsunuz? İnanın, anlayamıyorum.
Türkiye neyi tartışıyor, CHP neyi?
Sakın, bunun faturasını Durdu Özbolat’a kesmeye kalkmayın. Milletvekilidir.  1 Kasım’da aday bile olmadı. Parti meclisi üyesidir. Ağır saysanız da ‘ağabeyi dediği’ bir insana açık bir mektupla görüşlerini söyledi sadece.
Yurt’a da kızmayın...
Seçim öncesi tek kelime etmedi, sustu. Seçimden sonra evin önünü temizleyelim dedi. Onu yapıyor. Yapmaya çalışıyor. Durdu Özbolat’a da tamamen öz kaynakla okuyucu desteği ile ayakta duran kendi gazetesinde herkes kadar konuşma hakkı veriyor. Verecek de…
Siz konuşacağınıza, yönetemediğiniz belediyelere ve seçim sonuçlarına bakın beyler…
 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.