AK Parti Genel başkanı ve Cumhurbaşkanımız,  geçtiğimiz haftalarda Türk Tabipler Birliğinin, “Savaş bir sağlık sorundur” açıklamasından sonra, ordumuzun Suriye de yaptığı, “Zeytin Dalı Harekâtı”na karşı çıktığı düşüncesiyle bu kurumdan Türk adının kaldırılmasını istemişti.
Hükümet ortağı ve ittifakçı Milliyetçi Hareket partisi Başkanı Devlet Bahçeli de. Bu kararı destekleyerek, “ Evet bu doğru karar. Herkes kendi iradesine göre birliğini kurar” diyerek bu ve benzer kurumların bölünmesine onay vermişti.
Yani TTB den Türk adı kaldırılıp yeni birlikler kurulunca, Milliyetçi, Mukaddesatçı, Dinci, Sosyalist, Solcu, Demokrat ve aklınıza gelebilecek doktorlar birliği kurulabilir denilip böylece bir bölünme ve parçalamanın önü açılmış olabilir.
TTB’nin geçmişine bakılınca gerek yurt içinde gerekse yurt dışında oluşan felaketlerde ve savaşlarda, göçlerde kurulan sahra hastanelerinin tümünde görev almış ve mensuplarıyla mağdur insanlara şifa vermiş bir kuruluştur.
Türkiye Barolar Birliği ne gelince;
AKP Genel başkanı ve Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde, bir törende TBB başkanı Fevzioğlu ile bir arada iken, Fevzioğlu’nun uzun konuşması sonrasında o zamanki Cumhurbaşkanı Gül ve Genelkurmay Başkanını da kaldırarak salonu terk ettiğini hemen herkes bilir. O günden bu yana olan husumet sürmüş olmalı ki, daha sonra yapılan değişikliklerle Adli Yıl açılış ve kapanış törenleri yapılırken adaleti üçayağından biri olan Barolar davet edilmeyince, onlar da kendi aralarında törenler yapmaya başladılar.
Makamla, TBB nin ters düşmeleri bununla da kalmadı. Karadeniz de akan tüm sulara HES kurmayı, yaylalar arasında yol yapmayı planlayan Hükümete karşı tavır alıp davalara müdahil olması.
Kanun Hükmünde Kararnamelerle işten çıkarılanlara, ehil olup olmadığına bakılmaksızın bir takım insanlara makam ve mevki verilmesine, SİT alanların imar izni verilmesine, uygun yerlere kurulmayan termik santrallerine, hatta onların filtresiz olanlarına dava açmaları.
Çeşitli aralıklarla Atatürk’le ilgili etkinlikler düzenlemeleri,
Soma da olan  maden faciasında davaya müdahil olmaları.
Tarikatlar ve Vakıfların açtığı kurslar ve buralarda cinsel tacize uğrayan, hatta tecavüz edilen çocukların savunuculuğunu yapmaları.
Bunlar bir araya gelince de süre gelen gerginlik sonrasında Türkiye adının kaldırılması isteniyor. Kaldırılırsa, TTB de olduğu gibi, milliyetçi, demokrat, muhafazakâr vs. ya da Doğulu, Batılı Avukatlar gibi barolar mı kurulacak? Bu durum bölücülük olmaz mı?
Tüm bunlardan sonra gelelim benim endişelerime, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Ziraatçılar Derneği üyesiyim. Bu kurumlarda yöneticilikte yaptım. Bu kurumlarda muhalefet yapılıyor diye bunlardan da Türkiye adı kaldırılabilir mi?
Yine yakın zamanda TSK’nın en başı olan Genel Kurmay Başkanı, o zamanlarda bilinmeyen veya dokunulmayan, o makam ve mevkilerin boşaltılarak onların yerine kendilerinin geçmesi için hareket eden FETÖ terör örgütü mensuplarının kumpaslarıyla,  silahlı terör örgütü kurmaktan yargılanıp hapis yattı mı? Yattı.
Yine Ergenekoncu denilerek birçok ordu mensubu ve sivil işinden edilip hapislere atıldı mı? Atıldı.
Hapis yatan eski Genel Kurmay Başkanı, “Afrin’e yapılan Zeytin Dalı  Harekâtı  siyasete alet edilmesin” dediği için kendisine kızıldı mı? Evet.
Daha sonrasında bu kumpasları kuran FETÖ terör örgütü mensupları Türk Silahlı Kuvvetlerin de, Adliyelere, Emniyette, Mülki idare amirliklerinde ve çeşitli kurum ve kuruluşlarda yuvalanıp,  ele geçirdiler mi? Evet.
Arkasından 15 Temmuz hain girişimiyle hü- kümeti yıkıp, devletin idaresini ele geçirmeyi istediler mi? Evet
Birçok vatandaşımız bu girişime canını verip şehit,  kanını akıtıp gazi olarak bu hain saldırıyı engelleyip, dünyada benzeri bulunmayan bir destan yazdılar mı? Evet.
Şimdi birileri, “Tüm bunlar TSK da örgütlenerek bu olaylara sebep olunmuştur” şeklinde düşünülerek ve bu bahane ile TSK deki Türk adının kaldırılması istenir mi?
Sanmıyorum ama böyle bir yola başvurulmasını da istemem doğrusu.
Çünkü özellikle bu günler de ve gelecekte, bizim birliğe beraberliğe ve kenetlenip güçlü olmaya ihtiyacımız var. Ülkeyi yönetenler ve yönetmeye talip olanlar bu gibi hassas noktalara dikkat etmeli ve birbirlerine iyi davranarak iyi örnek olmalıdırlar.
İsim kaldırma işine girilirse başında Türk ve Türkiye ismi taşıyan aklıma gelenler, Türk Patent Enstitüsü, Türk Standartları Enstitüsü, Türk Telekom, Türk Hava Yolları, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Türk Akreditasyon Kurumu, Türk Eximbank, Türk Kızılayı, Türk Hava Kurumu, Türk Milli Komitesi, Türk Gıda Kodeksi ve daha bilmediğimiz kurumlarda da tedirginlik olur.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hakan 2018-02-20 02:53:36

tsk ile ttb farkli kurumlardir,,,tsk da asla t yi kaldiramassiniz ama ttb den t yi kaldirabilirsiniz cünki ttb yani turk tabibler kurumu evrenseldir bu kurumu her hangi bir örgüt rahatlikla ele gecirebilir

Misafir Avatar
mustafa 2018-02-20 15:57:25 @hakan

Hakan Bey, Türk silahlı Kuvvetlerini ele geçiren FETÖ örgütünü görmüyor musunuz? Yoksa onca kan döken ve can yakan bu örgütü hiçe mi sayıyorsunuz?

Beğenmedim! (0)