Yirminci yüzyılın sonu ve bu yüzyılın başında Ankara ve Atina arasındaki buzlar erimeye yüz tutmuştu. Yunanistan’da ve Türkiye’de Dışişleri Bakanları İsmail Cem ve Yorgo Papandreu’nun çabalarıyla iki ülke, aralarında kıta sahanlığı, kara suları ve hava sahası anlaşmazlıkları bulunduğu halde birbirlerine yakınlaşmaya başlamıştı. Elbette bunda halklar arasında iki ülkede kurulan sivil toplum örgütlerinin katkısı büyüktü.

Aradan yıllar geçti. Ne olduysa oldu. Karşılıklı gerilim yeniden tırmanmaya başladı. Kuşkusuz bunda en büyük etken Kıbrıs kıta sahanlığında Rum tarafının İsrail’le ortaklaşa petrol ve doğal gaz arama kararıydı. Derken Yunanistan pervasız davranmaya başladı. Türkiye’nin üzerlerinde hak iddia ettiği 18 ada ve kayalığı “gri bölge” oldukları gerekçesiyle işgal ediverdi. Bununla da yetinmedi. Uluslararası antlaşmaları hiçe sayarak bunları silahlandırmaya ve askerleşmeye de girişti.

Türk tarafı gözdağı olarak Ege Denizi üzerinde taciz uçuşları yapıyor, ancak Yunanistan milim geri adım atmıyordu. En son olay ise bir kaç gün önce Doğu Akdeniz’de Barbaros Hayrettin gemisinin doğal gaz ve petrol araması sırasında bir Yunan firkateyni tarafından engellenmek istenmesiyle patlak verdi. Ankara’daki Yunanistan büyükelçisi uyarı amacıyla Dışişleri Bakanlığı’na çağırıldı.

Bütün bunlar olurken gerilimden usanan Türk ve Yunan halkları arasındaki yakınlaşma temasları da sürüyordu. Bunun en güzel örneklerinden birisi de Fethiye ile Yunanistan’ın Egaleo bölgesi halkları arasında yaşanıyordu. 2016’da Yunanistan’ın bir dönem Turizm Bakanı düzeyinde görev yapan Kostas Katsigiannis önderliğinde bir heyetin Fetiye’ye gelmesiyle ilginç bir girişim başladı.

Fethiye yakınlarındaki mübadele mağduru Kayaköy’ün bir açık hava müzesi olarak korunması çalışmalarını yıllardır yapan Fethiye Mimarlar Odası Başkanı Sema Kumyol, turizmci İnci ve Naci Dinçer kardeşler ile arkadaşları Kayaköy’ün korunması için AB fonlarından Yunanistan kanalıyla önemli bir ödenek sağlamıştı. Ancak ne yazık ki Ankara’da Dışişleri Bakanlığı’nın buna sıcak bakmamasıyla girişim olumsuz sonuçlanmıştı.

Bugün belki bu girişim yeniden canlandırılabilecek. Ancak daha önemlisi Kayaköy ile birlikte Türk ve Yunan sivil toplum insanlarının Likya uygarlığı ve mübadelede birbirlerinden kopan Kayaköylü aile bireylerinin birbirleriyle yeniden bir araya gelme fırsatı bulmalarıydı. Bütün bu doğru çalışmaların yanında kendini ön plana çıkarmak isteyen, bu işten nemalanmaya çalışan insan sayısı da az değildi hani. Her neyse...

Bu ay içinde Yunanistan’dan Egaleo Belediye Başkanı Dimitris Birbas başkanlığında bir heyet Fethiye’ye geldi. Heyette Birbas’ın danışmanı Tassos Kaklamanist, eski Turizm Müdürü Kostas Katsigiannis, yıllarca Katsigiannis’in özel kalem müdürlüğünü yapan Maris Economou ve yüzden fazla kişi vardı. Fethiye Belediye Başkanı Behçet Saatçi’nin ev sahipliğinde Türk ve Yunan tarafı etkinliklere katıldı, gelecek için neler yapılması gerektiği çalışmalarına hız verdi.

Esas olarak bu toplantıların Yunan tarafında Likya Tarihi Araştırmalar Derneği (LYCİA) ve Türk tarafında da Fethiye Kültür Vakfı (FETAV) şemsiyesi altında yapılması görüşüldü. Toplantıların ardından Egaleo Belediye Başkanı Birbas benimle yaptığı konuşmasında şu bilgileri verdi:

“İki taraf arasındaki toplantılar 2017 Aralık ayında Ölüdeniz Belediye Başkanı Mete Atay’ın bir heyetle belediyemizi ziyaretiyle başladı. Bu görüşmelerin amacı birbirimizi tanımak, LYCİA Vakfı’nın girişimlerini desteklemek ve belediyelerimiz arasında kurulabilecek işbirliği ve kültürel konuları konuşmaktı. Ayrıca Türk mimarların Kayaköy, Yunanca adıyla Livissi’nin “Bir dünya kültür mirası anıtı” ilan edilmesi çalışmalarına destek vereceğimizi de belirttik.  Bu girişim çerçevesinde ben ve belediye meclisimiz fiili olarak katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. Dolayısıyla Fethiye’ye resmi bir heyet gönderdik. İki halk arasında karşılıklı dostluk, anlayış ve saygıya inanıyoruz. Amacımız Ege’nin bir savaş ve rekabet denizi değil, bir dostluk ve işbirliği köprüsü olması gerektiğine inanıyoruz.

“Fethiye Yunanca adıyla Makri ve Kayaköy Yunanca adıyla Livissi’de nereye gittiysek sivil halk, belediye meclisi üyeleri ve sokaktaki vatandaş tarafından inanılmaz bir dostluk ve konukseverlikle karşılandık. Bu da bizce gelecek için en iyi birikimdir.”

İşte böyle... Yakın bir gelecekte ikili toplantıların kaldıkları yerden devam edeceği duyumları da alınıyor. Geçmişten edindiğim deneyimlerden ülkeler arasındaki gerilimleri barışçı yollarla atlatmanın en iyi kanalı sivil halk arasındaki görüş alış verişleridir. Şimdiden hayırlısı...

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
aydın 2018-10-24 07:14:47

chp e nasıl iş bankasına ataturk vasiyeti diyorsa ne mutlu turkum diyene de sahip cıkacak ,uymayan gidecek chp nin özü bu