Dünkü ‘siyasetin çoban yıldızları’ yazımız çok ilgi, bir o kadar da eleştiri gördü.
Eleştirilerin baş maddesi 16 Nisan Referandumunda ‘çoban yıldızı’ olarak tanımladığım isimlerin ‘bilinmiş isimler’ olduğuydu. Listedeki birçok ismin yıprandığını savunan bazı dostlarımız ise ‘Bu listeden Çipras çıkmaz’ diye eleştiri dozunu artırdı.  
Ben de aynen o noktaya parmak basmak istemiştim.
Siyasette kurtarıcı aramak yanlıştır.
Türkiye’de  Lider, siyasetin liderleri birden bire, aniden ortaya çıkmaz.
Türkiye’nin son 30 yılına ‘görkemli bir damga vurduğu’ dönemde ortaya çıkan Cem Uzan’ı hatırlayın ne dediğimi anlarsınız.
O sebeple diyorum ki, Türkiye’den Çipras çıkmaz.
Boşuna beklemeyin. Elinizdekilerle yetinin.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a bakın. 25 yıldır iş başında. 40 yıldır da ortada.
Merhum Demirel, Erbakan ve Ecevit ile Türkeş’e 10 yıllık genel başkanlıklarını çok görerek ‘eskidiniz’ diyenler acaba şimdi ne düşünüyor? Yeni Çizgi diye DYP’yi ‘alt üst’ eden ve Tansu Çiller’in yolunu açan Hüsamettin Cindoruk acaba ne diyor?
Bu referandumda AKP ve iktidar kanadı ‘yıldızlaşan isimler’ çıkaramadı.
Dün de söyledim. Başbakan Binali Yıldırım, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu dışında hangi AKP’li ortada göründü.
Kim, söyleyin yazayım.
Mevlüt Çavuşoğlu mu?
Ömer Çelik mi?  
Bakanlar Kurulu yorgun ve yorulmuş.  16 Nisan’da seçim bölgelerinde ‘hayır’ ‘evet’in üstüne çıkarsa koltuğumu kaybederim’ telaşında.
Buna karşılık Abdullah Gül, Cemil Çiçek, her şeye rağmen Bülent Arınç ‘dik durarak’ siyasetin yeniden şekillenmesinde pay sahibi olacaklarını gösterdiler. MHP’de kim yazayım.
Devlet Bahçeli’yi mi, Ya da Semih Yalçın’ı mı?
Orada da yok…
MHP’nin ‘hafızası’ Oktay Vural, Koray Aydın köşeye çekilerek, kendilerini 17 Nisan yıkıntısının dışına attı bile.   
Anlatmak istediğim bu.
Buna karşılık dün Meral Akşener, Ümit Özdağ, Temel Karamollaoğlu, Gürcan Dağdaş, Gültekin Uysal gibi dün de saydığım isimler merkez  siyasette adeta ‘yeniden doğdular’
CHP’de durum ‘verim açısından’ farklı... Kadro harekâtı geleneğini bir kenara bırakarak tek adam dönemine evrilmeye çalışan AKP referandum sürecinde ne kadar kısırsa, CHP hiç olmadığı kadar verimli bir süreç geçirdi.
Dün de söyledim; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisini riske ederek ön açtı. Bu sebeple evet kampanyasının baş hedefi oldu.

Yeni anayasa ve kurultaylar

Deniz Baykal konuşunca herkes kulak kesiliyor.
Muharrem İnce, Gürsel Tekin siyasetçi değil, pop star ilgisi görüyor. Halka dokunuyorlar. İlhan Kesici de sadece halka dokunmakla kalmadı ekonomiyi, siyaseti net ve anlaşılabilir bir lisanla anlatıp halkı aydınlattı.
Akif Hamzaçebi, Mustafa Balbay, Çetin Osman Budak, Haluk Pekşen de çok iyi performans ortaya koydu.  
Tüm CHP il başkanları çok başarılıydı. Ama bu süreçte isim olarak iki il başkanı öne çıktı. Kayseri İl Başkanı Feyzullah Keskin ve İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat... Feyzullah Keskin çok zor bir bölgede sadece CHP’nin değil, kendisinin de önünü açtı.
İzninizle tekrar başa döneyim.
17 Nisan sonuç ne olursa olsun Erdoğan’ın da Kılıçdaroğlu’nun da dediği gibi yeni dönemin başlangıcıdır.
Yeni Anayasa en kısa sürede gündeme gelecektir.
FETÖ ile mücadele, toplumun her kesimi tarafından kabul edilecek, buna karşılık mağduriyetlerin giderilmesinde de fikir birliği oluşacaktır.
17 Nisan siyasetçinin etnik veya inanç boyutunda kendisini gündemde tutma siyasetinin de sonudur.
Sonuç ne olursa olsun sadece CHP değil, AKP ve MHP de büyük kurultay yolunda olacak.
Son söz olarak illa da yeni liderler çıkmaz demiyorum.
Ama unutmayın Süleyman Demirel de, Bülent Ecevit de, Necmettin Erbakan da, Alparslan Türkeş de, Erdal İnönü de, Tansu Çiller de, Mesut Yılmaz da, Devlet Bahçeli de, Kemal Kılıçdaroğlu da ‘bilinen’ isimlerdi.
İddialıyım. Dünkü listede olanlar 17 Nisan’dan sonra siyaseti büyük ölçüde şekillendirecek isimler olacak.
Bu sebeple diyorum ki, boşuna Çipras beklemeyin.
Siyasetin yeni liderleri de mevcutlar, bilindik isimler olacak.
Belki de elinizi uzatarak dokunacağınız kadar bilindik ve yakın.
Türkiye’nin yeni isimlerden önce yeni siyasete ve yeni fikirlere, demokrasiye, cumhuriyete, laikliğe ihtiyacı var. Önemli olan toplumsal barış ve istikrarı kimin getirdiği değil, gelip gelmediğidir!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bülent Soylan 2017-04-13 08:50:10

Beğendim.

Avatar
Kale gibi hayır de 2017-04-13 16:19:17

Referandum için Vatandaş bu sefer daha ilgili,ama ne yazık ki bilgili değil. Neyin ne olduğunu veya niçin yapılmak istendiğini anlamış değil. Avrupa devletleri Ulusalcılık ve korumacılık ön planda tutarken örneğin İngiltere başta gelen ülke ama Türkiye uzaklaşıyor.....