Her şey aslında Danimarka Başbakanı Rasmussen’nin  ABD’nin baskısı ile NATO Genel Sekreteri olması ile başladı.
Tabii Türkiye ile NATO arasındaki fikri ayrışma sinyalleri de…
Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, 2011 yılında NATO’nun Libya’ya müdahale etmesi gerektiğini, ifade etti, olmadı.
Bu olmayınca da Türk dostu, Kaddafi ‘araya’ gitti. Kaddafi’nin hazin sonu Türkiye’de hala ‘vicdanları kanatan’ bir vahşettir.
Buzlukta teşhir edilen katledilen fotoğrafı da hala zihinlerde..
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 2016 yılında da dönemin NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’e, ‘Karadeniz’de görünmelisiniz yoksa Karadeniz bir Rus gölüne dönüşecek’ diyordu.
Olmadı, yapamadılar…
NATO tatbikatında Türkiye’nin Kurucu Lideri Mustafa Kemal ATATÜRK ve Cumhurbaşkanı Tayyip  Erdoğan’ın düşman hedefler olarak gösterilmesi ‘terbiyesizliği’ bize gösteriyor ki  NATO’nun yeni misyonu, İsrail’in Güvenliği ve Radikal İslam’la mücadele.
Türkiye bu yeni konseptin ve tarifin dışına çıkmaya çalışıyor.
Sorunu sağlıklı analiz etmek için  Suudi-İsrail yakınlaşmasını göz ardı etmeden konuları soğukkanlı olarak irdelemekte yarar var.
Soğuk savaş planlarından kurtulmak ve yeni planlarımızı yapmak konusunda ısrarcı olmalıyız. Bağımsızlığımızın sözde olmadığını dosta düşmana göstermekte kararlılığımızın altını bir kez daha çizmekte yarar var.
Arap Birliği Dışişleri Bakanlarını Olağanüstü gündemle toplayan Suudi Arabistan,
İran’ın hamlelerini, ulusal güvenliğinin tehdit edilmesi olarak algıladığını söyledi.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil El Cubeyr, buna müsaade etmeyeceklerini açıkladı.

İsrail ordu radyosu Suudilerle mutabakat içinde olduklarının altını çizdi.  
Tüm bu açıklamalar Selefi yönetimindeki Sünni kanatta güçler dengesi içinde yeni dalgalanmaların olacağını gösteriyor.
Türkiye bu olayların dışında kalamaz. 
Sancı da buradadır.
Suların bulandırıldığını biliyoruz da bilmediğimiz nasıl durulacağıdır.
Dış politikada FETÖ ve uzantılarının yanı sıra Suudi  kontrolündeki ‘radikal dincilerle’ ile mücadele etmeye çalışan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işi zor.
Türkiye gemisini çalkantılardan korumaya çalışıyor.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Türkiye adına tam destek veriyor…
Ya iç politika?
Erdoğan FETÖ kadroları ve radikal dincilerin AKP’ye sızmalarına karşı nasıl bir önlem alacak?
Başka bir deyişle, FETÖM ve radikal dincilerin AKP üzerindeki sahiplik iddialarını nasıl bertaraf edecek?
Bunu söyleyince AKP kurmayları kızıyor.
AKP’nin 10 Kasım’da izlediği, ya da izlemeye çalıştığı Atatürk merkezli politikayı partinin kadroları sorgulamaya başladı bile.
Zayıf ihtimal de olsa bu çelişki ve tartışma su yüzüne çıkarsa ne olur?
Bu olası erken seçim senaryolarının öne çıkardığı birinci başlık olur.
İkinci başlık ise yeni atanan (seçilen) belediye başkanlarının bir önceki başkanların hesaplarını incelemeye alması, projelerini iptal etmesi,  üst düzey kadroların istifalarının istenmesidir.
Bu hesaplaşma, il belediye başkanları toplantısında en çok konuşulan konuların başında geliyordu.
Bizden söylemesi…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nedret 2017-11-21 11:27:58

Detaylı ve açıklayıcı bir yazı devamını bekliyoruz

Avatar
Emre D. 2017-11-21 11:52:29

Bilgilendirici bir yaz olmuş.