BASKIN seçim bizi öylesine içimize kapattı ki, neredeyse dışımızda koskoca bir dünya olduğunu ve döndüğünü unuttuk.

İçerde zaman seçim takvimine göre akarken, dışarda zamanın sanki durduğunu zannetmeye başladık!

Oysa yakın ve uzak çevremizde zaman akmaya devam etti ve yakın gelecekte kaçınılmaz biçimde karşımıza çıkacak çetin uluslararası sorunlar daha da derinleşti.

Irak’ta iç politika belirsizlikleri derinleşerek sürüyor. Seçim bir türlü sonlandırılamadı. Bu arada biz Kandil’e “bayrak dikiyorduk”, ne oldu? Sonra sıra Sincar’a gelecekti, ne oldu?

Suriye’de Esad Hükümeti Şam’ın çevresini teröristlerden temizlemeye devam etti. En son Güney’de hızla ilerledi ve silahlı grupları pazarlığa oturmaya mecbur etti. Ancak henüz kesin bir sonuç alınmadı ama Ürdün ve İsrail sınırında yeni bir göçmen sorunu başladı.

Bundan sonra sıra bizim denetimimiz altındaki Suriye topraklarına gelecek. Suriye’de sorunun çözümüne yaklaştıkça Türkiye’nin karşı karşıya kalacağı zor durumlar artacak ve sorunlar derinleşecek.

Sıra İdlib’e, Afrin’e, Cerablus’a geldiğinde ne yapacağız? Menbiç’te bulunan “çözüm” sürecinin hızı konusunda Amerikalılarla aynı biçimde düşünmediğimiz belli. Bizi oyalamak istedikleri de belli. Bu konuda ne yapacağız?

Teröristlerin silahları Amerikalılarca toplanacaktı. Bendeniz de daha önce sormuştum, “Amerikalılar önce eşkıyayı mı, silahları mı Fırat’ın Doğusuna taşıyacaklar?” diye. Hangisi olacak? Fırat’ın Doğusunu yoksa ABD ve PKK/PYD’ye mi bırakıyoruz?

ABD Başkanı Trump, iç politikada zorlandıkça ve Kasım’daki Kongre seçimleri yaklaştıkça, daha çok İsrail’e yaslanıp, daha çok İran’ı zorlamak niyetinde.

Popülizm eğilimini artırdıkça, dünyanın eski “liberal” ticaret düzenini bile tehdit eder bir tutum içinde. Yalnız, Trump’ın birbiriyle çelişen hedefleri var. Bir yandan İran’a yaptırımlar uygulayarak bu devletin uluslararası petrol piyasasından silinmesini istiyor. Bunun için AB üyelerini, Türkiye’yi, Çin’i ve Hindistan’ı, İran’dan petrol ithalatını durdurmaya zorluyor. Bu zorlamaya açıktan ilk karşı çıkan Çin oldu.

Trump, çelişkili bir biçimde, öte yandan da içerdeki popülizmine uygun olarak, petrol fiyatlarının düşmesini istiyor. İran üretimi durma noktasına gelirse, bunu sağlaması bugünkü OPEC üretim düzeyiyle mümkün değil.

Bunun için Trump, şimdi de petrol arzını yükseltmek için, Suudi Arabistan’ı üretimini arttırmaya zorluyor. Oysa Suudi Arabistan, mali zorluklar içinde ve yüksek fiyat istiyor.

Bir de unutulmaması gereken, yüksek petrol fiyatlarından en çok yararlananların başında Rusya’nın geldiği! Evet, dünyanın döndüğünü, zamanın bizim dışımızda aktığını unutmasak, iyi olur!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.