CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, haklı olarak belediye başkanlarına, "lüks araçlarınızdan inin, halkın arasına karışın" dedi. Kendinizi halkın üstünde görmeyin siye de ekledi.
Ardından da sosyal demokrat belediyecilik anlayışını övdü.
İstanbul ve Ankara'da halkın "nefes almak için" CHP'li belediyelerin bulunduğu semtleri seçtiğini söyledi...
Aslında doğru bir tespit... CHP'li belediyelerin hizmet kalitelerini tartışabiliriz ama kişisel yaşam alanının daraldığını var sayan insanların CHP'li belediyelerin sınırları içinde daha rahat ve özgür davranabildiği de bir gerçek.
Sakallısı da, türbanlısı da… Başı açık olan da, modern giyimli olanlar da... Beşiktaş’ta sokakta sevgilisinin ya da eşinin elinden tutarak yürüyen tesettürlü hanım Sultanbeyli'de hatta Üsküdar'da aynı rahatlıkla gezebilir mi?
Beyoğlu buna en iyi örnek… Her geçen gün bir mum gibi sönüyor.
Sultanbeyli büyük bir köy gibi... Tek sineması bile yok.
Küçükçekmece ve Bağcılar milyon nüfusuyla çok binalı birer otel gibi.
Buna karşılık Bakırköy, Kadıköy, Beşiktaş, Ortaköy, Sarıyer, Avcılar cıvıl cıvıl...
Hep söylüyorum; aslında bugün AKP'nin bugün başarılı belediyecilik örnekleri diye sunduğu icraatların çoğu sosyal demokrat belediyeciliğin eseridir.
Tanzim satış mağazaları, tahsisli yollar, metro, halk günleri…
Çok değil 20 yıl önce, Ahmet İsvan, Aytekin Kotil, Merhum Vedat Dalokay, Ali Dinçer ve Murat Karayalçın Türkiye'nin en büyük sorunu olan kasabalılığa karşı "şehirleşme" panzehrini bulan yerel yöneticilerdir, efsanevi siyasetçilerdir.
Siz bakmayın İSKİ türküsüne, çöp dağı, şehir efsanelerine…
Bu türküleri söyleyenler "komünist işi" dedikleri tahsisli yolu, metrobüs, tanzim satış mağazalarını halk pazarları, metroyu da Marmaray diye boyayıp satmakla meşgul..
Kılıçdaroğlu'nun dediği gibi Eskişehir, İstanbul ve İzmir'de çok başarılı CHP'li belediye başkanları var.
Eksik olan ne? Daha çok çalışmak, birbirini sevmek ve saygı...
Geriye yüzde 49 "hayır blokunu" bir arada tutmak kalıyor.
Sosyal Demokrat Belediyeciliğin yüz akı, efsanevi belediye başkanlarımızdan Murat Karayalçın ortak bir dostumuz ile sohbette referandumda Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerin birçok yerinde iktidarın yüzde 50 bandının altında kaldığına dikkat çektiğini anlattı.
Çok doğru ve yerinde bir tespit. Referandumun en belirgin sonuçlarından birisi bu. Büyük şehir sorunları Türk, Kürt, Alevi, Sünni ve memleket ayrımlarını ikinci plana iterek sorunların çözümüne odaklı sonuç beklentilerini sandığa taşıdı. HDP ve MHP seçmeni aynı safta, sorunlarının çözümü noktasında birleşti.
O zaman yapılacak iş gayet basit. Karayalçın'ın bakışı ile önce sorunların tek tek tespiti, merkez şehirler gibi net çözüm yolları, gerekirse yazılı ortak metinlerle gündeme taşınabilir.
Bu çalışmayı yapan aksakal heyeti üyeleri aday olmadığını açıklamalı. Hatta adaylarının olmayacağını da... Ardından da yerel çivi gibi sevilen adaylar… Toplumun tamamını kucaklayacak ortak adaylar.
Şu anda iktidar büyük şehirlerde çoğunluğu kaybetmiş durumda. Bu sebeple çok tatlı olan iktidar statükosunu bir yana bırakan Erdoğan yenileşme diyor. Kılıçdaroğlu da…
İkisi de siyasi yığınak yapıyor. CHP Lideri Kılıçdaroğlu da olağanüstü kurultaya gidecek bir yenileşme çabası içinde. Yakın çevresinde jammerler olsa da kararlı, net. Zamanlama konusunda karar aşamasında o kadar.
Garip olan iktidar statükoyu korumaya çalışması gerekirken, yenileşme diyor. CHP cenahında Erdal Aksünger gibi bir kaç ismin dışında, statüko çabaları ağır basıyor. Ama boşuna, Kılıçdaroğlu değişim zorunluluğunu görüyordur.
Bir de sorun çıkaran ekip var.
Ayhan Oğan denen bir gereksiz densiz laflar etti. CHP çok akıllı ve haklı olarak yüklendi.
İktidar boş duracak değil ki. Kılıçdaroğlu'nun Alman dergisine verdiği demeç bahane edilerek neredeyse turizmin perişan halinin sorumlusu olarak gösterilmek istendi. Kılıçdaroğlu'ndan demecin çarpıtıldığı yönünde tekzip gidince oyun bozuldu.
Ve bu sırada Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığını kaybetme ödülü olarak ön seçimle milletvekili seçilen, Kasım seçiminde de listedeki yeri korunan Mustafa Akay iktidarın imdadına Hızır gibi yetişti. Şaşkın ve şımarık üslubu ile ne dediği de tam belli olmadan 15 Temmuz ve şehitleri ile ilgili abuk sabuk konuştu. Ve kırdığı potu düzeltmek isterken, TBMM'de yaptığı basın toplantısında "sözümün arkasındayım" dedi. Sanki ne dediği anlaşılmış gibi. CHP aleyhine bir algı operasyonunun da piyonu oluverdi.
Yeni devlet söylemi ile köşeye sıkışan iktidar "Ver Mustafa Akay'ı, al Ayhan Oğan'ı" diyecek noktaya geldi.
Şaka gibi değil mi?

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.