banner87

Hafta sonu AKP Genel Başkanı’nın Antalya’da yaptığı konuşma, “Belge” başlıklı 31 Mayıs 2017 tarihli yazımın girişindeki; “Türk siyaset tarihinde yalanın bu kadar pervasızca kullanıldığı bir dönem olmamıştır” tespitimi, bir kez daha haklı çıkarır nitelikteydi.

İlk ya da tek örnek mi? Hayır. Bir konuşma içinde bu kadar gerçeklikten kopuk ifadenin yer alması, söylenecek sözün kalmadığının, telaşın, korkunun göstergesidir.

AKP Genel Başkanı Erdoğan, “Kumpas davaları” sürecindeki savcılık günlerini özlemiş olmalı ki, hukuku ayaklar altına alarak, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na suç yüklemeye çabalıyor.

Hem de daha önce yalanlanmış bir ‘dedikodu’dan medet umarak; hukuk devleti üzerine, tarafsızlık üzerine ettiği cumhurbaşkanı (!) yeminini bir kez daha unutarak, bunu yapıyor.

Tek adam rejiminin önünde tek engel olarak CHP’yi, CHP Genel Başkanı’nı görüyor, kendi atadığı hakim ve savcılara; hedef, yol (!) gösteriyor. Ama unuttuğu şu ki; ortada bir suç yoktur.

Ortada İstanbul Milletvekilimiz Enis Berberoğ- lu’nun ceza almasını gerektirecek somut bir delil yoktur. Ortadaki tek somut gerçek; AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın “Ben bunu onların yanına bırakmam” sözüdür.

Bu söz üzerine yargılama süreci başlatılmış ve Enis Berberoğlu arkadaşımız, Anayasa Mahkemesi’nin önceki kararlarına rağmen, hüküm kesinleşmeden tutuklanmış ve özgürlüğünden mahrum bırakılmıştır.

Ve şimdi AKP Genel Başkanı Erdoğan, aynı sürecin Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu için de işletilmesine yönelik her yolu deniyor.

“Büyük yalanlara, küçük yalanlardan daha çabuk inanılır” düsturundan hareketle “vatan hainliğinden” dem vuruyor, düşmanlaştırıyor.

Söylediği sözün kısa bir süre içinde yalanlanacağını bile bile bunu yapmaktan geri durmuyor.

Demokratik ülkelerde, hukuk devleti ilkelerinin ge- çerli olduğu bir düzende böyle bir süreç düşünülemez…

Hele Enis Berberoğlu arkadaşımızın, “…Son olarak şunu söylemeliyim ki, adaletin tecelli etmesi engellenebilir, hukuken aklanmam gecikebilir, çektiğim eziyet uzayabilir.

Ama hiçbir halde benden suçlu, iftiracı ve ortada bir suç olmadığı için itirafçı çıkmaz” açıklamasının ardından, tarafsız (!) bir cumhurbaşkanının o koltukta oturmaya devam etmesi mümkün olabilir mi?

Öyle görünüyor ki; OHAL sadece hukuk ve demokrasiyi değil, bazıları için ahlak ve vicdanı da rafa kaldırmış…

Ama unutulmamalı ki; yalanla, iftirayla abad olunmaz.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.