banner87
Çok uzaklara gitmeye gerek yok. 'Arap Baharı' ve sonrasına bakalım.
Tunus'ta başlayan ve Mısır, Libya ve Suriye'de devam eden ayaklanmalarda emperyalist ülkeler ve onların bölgesel işbirlikçileri halkların özgürlük ve demokrasi mücadelesinden söz ederek müthiş bir algı operasyonuna başladılar.
Medya hiçbir zaman bu kadar adileşmemişti.
Emperyalist ülkeler bir zamanlar sömürdüğü halklar için özgürlük ve demokrasi istiyordu. İnanan inanıyordu, inanmayanlar da aşağlanıyordu.
Özgürlük ve demokrasiden nefret eden Suudi Arabistan, Katar ve Körfez ülkelerinin kral, emir ve şeyhleri Mısır, Tunus, Libya ve Suriye'de ayaklanan- ayaklandırılan insanlara milyarlarca dolar gönderdiler.

Aynı Suudi Kral benzer demokrasi ve özgürlükler için ayaklanan Bahreyn'e tanklarını göndererek insanları öldürmüştü.
Gerekçesi de açık idi: Bahreyn bana komşu bir ülke ve ayaklananlar İran yanlısı Şiilerdir ama diğer ülkelerdekiler Sünni ve hepsi de benim gibi Alevi ve Şii düşmanıdır.
Tabii bu Suudilerin tipik bir çelişki ve yalanıdır. Çünkü Libya'da hiçbir Alevi, Şii, Kürt, Ermeni, Ezidi, Dürzi ya da Hıristiyan yoktu.
Yani birbirini kıranların hepsi Sünni. Bugün ise bir kısmının arkasında Sünni Mısır, Suudiler ve BAE var, radikal İslamcıların arkasında ise Katar ve Türkiye var.
Hepsi de Sünni. Ne de yaman bir çelişki. Hepsi normal. Çünkü oyuncular anormal.
Mübarek'e karşı Mısır halkının ayaklanmasına destek veren Suudiler, bir yıl sonra kendi beslemeleri olan Müslüman Kardeşleri deviren Sisi'ye milyarlarca dolar vermişlerdi.
Oysa Müslüman Kardeş Mursi, başkan seçilir seçilmez Suudi Arabistan'a gitmiş, Kral'a teşekkür etmiş ve hayır dualarını aldıktan sonra Umre'sini de yapmıştı.
Katar'ın emir ve şeyhlerinde ise çok fazla çelişki yok.
Özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren halklara milyarlarca dolar yardım eden bu emir ve şeyhler, en büyük desteği Suriye'de savaşan özgürlük ve demokrasi düşmanı IŞİD, Nusra ve benzeri ruh hastası gruplara yaptılar.

Aynı emir ve şeyhlerin memleketinde ise ne anayasa ne seçim ne de demokrasinin d'si var.
Emir ve şeyhlerin televizyonu Elcezire emperyalist ülkelere atıp tutarken, ABD'nin ABD dışında en büyük iki üssünün Katar'da olduğunu unutuyordu. Irak işgali bu üslerden yönetildi.
Bu da yetmedi ABD, Afganistan ve Pakistan'da Taliban'a karşı savaş sürdürürken bu örgütün birçok yöneticisi Katar'da resmen diplomat statüsünde yaşıyor.
Bu kadar da çelişki emir hazretlerinde olur!

Körfez'in diğer kral, emir ve şeyhleri ile ABD işbirlikçisi diğer tipleri anlatmaya gerek yok.
Hepsi de yaman çelişkilerin kahramanı. Özellikle Ürdün Kralı Abdullah. İngilizler tarafından yaratılan bu ülkenin tek bir misyonu var: İsrail'i korumak.
AKP yönetiminde Türkiye'nin durumu tam anlamı ile çelişkiler yumağı. Hem de en karışığından ve en tehlikelisinden. Kral, emir ve şeyhlerle el ele verip bölge halklarına özgürlük ve demokrasiyi getirme mücadelesi veren AKP sonunda kendini en tehlikeli terör örgütlerinin kucağında buldu.
Bu da yetmedi. Özgürlük ve demokrasi yerine terörü bölgemize yerleştiren AKP, yeni rolünün gereği olarak Türkiye içi demokrasi ve özgürlükleri yok etmeye başladı. Başka türlüsü de olmaz. İdeolojinin gereğidir bu. Yani öze dönüştür. Özde bir çelişki var.

'Arap Baharı' ile birlikte hepsi Müslüman Kardeşleri destekledi. Laik Sisi, Müslüman Kardeş Mursi'yi devirince dünyanın en bağnaz, çağdışı ve ilkel yönetimi Suudiler, hemen Sisi'ye 6 milyar dolar yolladı. Laik Türkiye'nin Başbakanı Erdoğan, Sisi'ye çok kızdı.
Katar Emiri, Erdoğan'dan yana tavır alırken Kuveyt, Bahreyn ve BAE Suudiler gibi davrandı. Sisi, Müslüman Kardeşleri terörist ilan edince onlar da öyle yaptı. Başlangıçta gözlemeyi tercih eden Batılı ülkeler, Ruslara fazla yanaşmasın diye Sisi'ye destek vermeye başladı.
Çelişki üzerine çelişki.

İki yüzlülük onların özgün karakteri. Ukrayna'da halk seçilmiş başkana karşı ayaklanınca hepsi özgürlük ve demokrasi havarisi kesildi.
Ama Yemen'de halk seçilmiş başkanı devirince Suudilerin Yemen saldırısına hep birlikte yeşil ışık yaktılar. Ukrayna'da devrilen Başkan Rus yanlısı idi, Yemen'de ise başkanı kovan halkı İran destekliyordu.

Ukrayna'da şimdi eski Komünistler, İran'da Şiiler devrede. Her ikisi de 'sabıkalı'. 'Alevi Esad'a destek veriyorlar'. Bu durum kronik çelişki hastası olanları hasta ediyor.
Not: Sevgili dostlar bundan böyle Pazartesi, Çarşamba ve Cumartesi günleri bu köşede olacağım.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.