Kamu kurumları ve belediyeler, ülkemizde pek çok siyasetçinin gözünde arpalıktır. Sadece onların gözlerinde değil, akrabalarının, hemşerilerinin, partililerin ve bu konuda uzmanlaşmış hırsızların da... Siz buna son dönemde bir de sivil toplum dalaverecilerini ekleyin. Ve gözünüzü dört açın, bunlar her yerde...

Tabii ki AKP hükümetleri ve belediyelerinde bu durum ayyuka çıktı, bir organize çete halinde çalışarak, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük talanının yapılmasını getirdi. Bu, geçmişten gelen bir alışkanlıktı ve Refah Partisi ile başlayan bu süreçten itibaren iyiden iyiye kök saldı. Burada, siyasal İslam'ın belediyeleri ele geçirdiği dönemden itibaren bir 10 yıl boyunca bu belediyeleri ‘halka hizmet’te örnek gösteren ahmak kanaat önderlerinin de payı var.

Umarım pek yakında bu rezalet, kanıtlarıyla ortaya serilecek. Başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, büşükşehir belediyelerinden tutun ilçe belediyelerine kadar hemen her yerde, bu rezaletin gerçek boyutunu ise ancak siyasal İslam'dan tam anlamıyla kurtulduğumuzda görebileceğiz.

Neyse ki İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, tüm yolsuzlukların üzerine gidecek gibi görünüyor. ABB Başkanı Mansur Yavaş da koltuğa oturur oturmaz hırsızların musluğunu kesmeye başladı. Bu çamur deryasının herkes tarafından görülmesini sağlamaları, gelecekte belediyelerin de bir gayya kuyusu olmaktan kurtarılması için önemli bir adım olabilir.

Arpalanma geleneği...
Hemen belirtelim ki siyasal İslamcılar bu işin suyunu kaçıranlar, fakat hemen her siyasi partide belediyeciliği çalıp çırpmak ve etrafına bölüştürmek olarak gören siyasetçiler var. Bu CHP için de geçerli, HDP için de, MHP için de, hatta birkaç belediyesi olan Demokrat Parti’yi de es geçmeyelim. Bodrum buna bir örnektir söz gelimi geçmişte... İYİ Parti henüz yeni kurulduğundan ve pek belediye deneyimi olmadığından, şimdilik fazlaca utanacak bir şeyi olmayabilir ama o partinin kadrolarında da siyasi geçmişi pek de parlak olmayan tiplerin olduğunu söylemek abartmak olmaz.

Şeffaf ol ki, temiz kalasın!
Belediyelerin bu rezilliklerden kurtulması kurumsal bazı dönüşümler yapılmadan pek mümkün görünmüyor. Çünkü temiz bir belediye için onurlu belediye başkanları seçmek yetmez, öyle bir kuşatılmış ki belediyeler; yancılar, ihale takipçileri, hırsızlar, liyakatsizlerle bunlardan kurtulmanın tek yolu, katılımcı demokratik mekanizmaları hayata geçirerek icraatların denetime açılması ve başta bütçe olmak üzere şeffaflığın kurumsallaştırılması...
İşte bunun için mahalle meclisleri, kent konseyleri ve yerel basın büyük önem taşıyor. Yerel basın derken, belediye başkanı yağdanlıkları ya da yolsuzlukları açığa çıkarma tehdidiyle para koparmaya çalışan sözde gazetecileri değil, vatandaş gazeteciliğinin yeni nesil medyasını kastediyorum.

Keneye karşı mücadele
Şimdiden bu yukarıda saydığım kenelerin belediye başkanlarının etrafını kuşatmaya çalıştığını, birbirlerini tekmeleyerek kendilerine yer açmak için her türlü pisliği yaptığını gözlemliyoruz. Geçmiş yönetimden kalan asalakların da nasıl koltuklarına pençelerini geçirdiklerini... Sözün özü; bu yerel seçim başarısını bu kez, bu çetelere yedirmemek gerek. Siyasal islamın organize mafyasına karşı nasıl mücadele veriyorsak, kendi içimizdeki kenelerden de kurtulma zamanıdır artık.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.