banner87

OSMANLI’NIN son dönemine damga vuran bu yaklaşım, bugün yeniden siyasi hayatımızda kendine yer buluyor.
Başlıktaki sözler bilindiği gibi Enver Paşa’ya atfen tarihteki yerini almıştır. Bazı icraatının yasaya uymadığından bahsedildiğinde Enver Paşa kendi yöntemini dayatır:
“Kanun yokmuş! Yap kanun, var kanun! Yaparım olur, bozarım olmaz.”
İmparatorluğun kudretli paşası, kuşkusuz “hanedan damadı” olmanın verdiği güçle Meclis-i Mebusan’ı küçümsüyordu. Bu yönüyle, kendisinden 250 yıl önce, “Devlet benim (l’État c’est moi)” diyen ünlü Fransız Kralı XIV. Louis’den de biraz esinlenmiş olmalı.
Gelişmiş siyasal düzenlerin yüzlerce yıl önce tartışmasını bitirdiği “kanun devleti” ile “hukuk devleti” ayrımını uzun uzadıya anlatmaya gerek yok. Ama güncel gelişmelerin bize mutlak monarşilerden kalma tartışmaları anımsatması ne acı!

“Biz yaptık, oldu” mu?

Kapalı kapılar ardından hazırlanan “ittifak” kılıfına konulan bir yasa Meclis’ten “geldiği gibi geçti.” İttifakın küçük ortağı da zaten böyle istemişti. Düzenlemenin birkaç gün Genel Kurul’da tartışılmasına bile tahammülü olmayanlar, TBMM TV canlı yayına başlamadan konuyu derdest ettiler.
Dolayısıyla sivil toplum kuruluşları daha tasarının kapağını açmadan Resmi Gazete’yi karşılarında buldular. Farklı siyasal kesimlerden 250’den fazla sivil toplum kuruluşunun katkı verdiği Denge Denetleme Ağı, yasama reformu üzerinde kıymetli çalışmalar yapıyor. Bu platformun 19 Mart’ta yayımladığı “Politika Belgesi” maalesef kamuoyuna yeterince yansıtılmadı. Platformun yeni Seçim Yasasıyla ilgili görüşü ayrıntılı olarak değerlendirilmeli.
Denge Denetleme Ağı’nın “ortak pusula, ortak zarf, hesaplama yöntemi, sandık nakilleri, sandık kurullarının oluşumu, kamu otoritelerinin sandık egemenliği” gibi birçok alanda ciddi uyarıları var. Platform ayrıca, seçim atmosferinin zarar göreceğine, demokratik düzene inancın zedeleneceğine dair kaygıları vurguluyor. Rapor genel anlamda da önemli tespitler içeriyor:
“Sağlıklı bir demokrasi ve işleyen bir denge denetleme sistemi her şeyden önce varlığını, vatandaşların kendi rızasıyla devrettiği yönetim yetkisine, yani özgür ve adil seçimlere borçludur.”
“Düzgün işleyen bir demokrasi için en temel gereklilik, vatandaşların iradesinin yok sayılmadığı ve yönetimi kendilerinin belirlediklerine duydukları inanç ve güvendir; yani meşruiyettir.”

Bir bariyer kalmış olmalı

Peki, Türkiye açısından bakacak olursak… Rapor devam ediyor:
“Türkiye’de seçimler, çok partili hayata geçildikten sonra, bazı istisnalar dışında genel olarak güven yaratmıştır. Son genel ve yerel seçimler ile geçen yıl Nisan ayında yapılan halk oylaması ise uzun zaman sonra ilk kez bu sorgulamayı gündeme getirmiştir.”
Türkiye’de demokrasinin varlığını sorgulatacak ölçüde büyük riskler taşıyan bu yasa için ilk iki durak (TBMM ve Cumhurbaşkanlığı) maalesef geçildi.
Şimdi her şeye rağmen Anayasa Mahkemesi’nin hukukun üstünlüğünü esas alıp nesnel bir denetim yapacağını umut ediyoruz.
Türkiye ile götürülmek istendiği hukuk bataklığı arasında halen bir sigorta bulunduğuna inanmak istiyoruz.
Çok şey mi istiyoruz?

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.