İstanbul Kartal’da bir bina çöküyor ve binada yaşayanların yarısı hayatını kaybediyor, yarısı da yoğun bakımda veya yaralı olarak hastanelerde. Yazı yazmak istemiyorsun, yazacak bir şey bulamıyorsun çünkü!

Bütün TV kanallarında birbirinin tekrarı konuşma programları, yarışma, yemek saatleri, tek tarafı öven ve nesnelliğini kaybetmiş haber saatleri, hemen hiçbir estetik kaygısı olmadan sürdürülen TV dizileri var ve sürekli izlediğin TV kanalı ya da programlarının sesi kısılmış. Yine yazı yazmak istemiyorsun, yazacak bir şey bulamıyorsun çünkü!

Tuttuğun futbol takımı stratejik hatalar nedeniyle tarihinin en kötü dönemlerini yaşıyor ve anlık da olsa heyecanlanıp mutlu olduğun eski görüntülere bakıyorsun. Futbol programlarında saatlerdir konuşan “uzmanlardan” anlamlı bir tümce duymak istiyorsun ama bulamıyorsun ve yine yazı yazma isteğin yok oluyor.

İzlediğin dergiler kâğıt sorunundan bir bir kapanıyor, yine bir şeyler yazamıyorsun

Her zaman oturduğun, bir şeyler içip dostlarınla sohbet ettiğin mekânların getirilen vergiler nedeniyle bir bir kapandığına tanık olup, birlikte anlam oluşturduğun bu ortamların hem kişisel hem de şehir hafızalarından yok olduğuna tanık oluyorsun, yine bir şey yazmak içinden gelmiyor.

Sürekli yürüyüş yaptığın alanlara, az da olsa nefes aldığın parklara, yeşil alanlara doğru gitmek, uzaklaşmak istiyorsun ama bir türlü bulamayıp ya bir alış veriş merkezine ya da yüksek katlı binalara rastlıyor, “Nerede benim başkentim ve bıraktığım anılarım?” diyorsun ve bunun üzerine yine yazamıyorsun.

Yerel seçimler öncesinde belediye meclis üyesi ya da belediye başkanı olmak isteyenlerin parti önlerindeki mücadelesine tanık oluyorsun, seçimi kazandıklarında bu mücadelelerinin hiç birini görev anında sergileyemediklerini görünce, üstelik aday gösterme işinin sadece üst yönetimlerin öznel seçimlerinden ibaret olduğuna tanık olunca yine tek bir sözcük bile yazmak istemiyorsun.

Ne biliyorsan öğrettiğin ve öğrettiklerini toplum yararına, piyasa koşullarına teslim olmadan, medya kaygısı gütmeden, ait olduğunu düşündüğünüz kurum ya da örgütünüzün ve yaygınlaştırmaya çalıştığınız alanınızın önüne geçmemesine dikkat ederek kullanmalarını söylediğin; kişinin değil çalışmanın önde olduğunu, birikimlerini sadece para için değil toplum yararına aktarmaları gerektiği yoksa zeminin altımızdan kayıp gideceği uyarılarını yaptıklarının, star olma hırsıyla donuk, yalancı gülümsemeli fotoğraflarını görüyorsun ve onları da yazamaya değer bulamıyorsun.

Peki, ne olacak o zaman? Sözcükleri, tümceleri durduralım mı? Birlikte yaratma, üretme ve paylaşma düşüncesinden vaz geçip piyasa koşullarına mı kendimizi teslim edelim? Soruları geliyor akıllara. Yanıt ise çok tanıdık; yüksek tepeye çıktığında kartala da yılana da rastlayabilirsin. Tepeye çıkmak istiyorsan öncelikle hangisi olacağına karar vermen gerekiyor. “Emek en üstün değerdir ve tepeye çıkmam da gerekmiyor.” demek erdemini gösterebiliyorsan işte o zaman yazacak bir şeylerin hâlâ olduğunu biliyor, kalemini ele alabiliyor ya da tuşlara dokunmayı değer buluyorsun demektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali Öztürk 2019-02-10 18:49:13

Sevgili Ömer,
Son dönemin en anlamli yazilardan biri. Hem bugün hem yarın; hem riya hem aidiyet; hem küçük hesabı olanlar hem büyük yarını düşleyenler icin olmuş. Eline sağlık

Avatar
İhsan 2019-02-10 19:23:52

Canım hocam, çok güzel bir yazı bu... Ben de katılıyorum Ali Hocama... Son zamanlarda okuduğum en anlamlı yazılardan biri... Cemal Süreya'nın "Kanto" şiirinden iki dize yazmak istiyorum. "Kötülüklerin büsbütün egemen olduğu/ Namussuz bir çağ bu biliyorsun". Olsun. Sevmeye, umut etmeye devam edeceğiz. Elinize sağlık hocam...

Avatar
Songül Başbuğ 2019-02-10 19:34:09

Çok değerli bir yazı olmuş. Emeğin en üstün değer olduğuna inanma yürekliliğidir, etrafımızda olup bitenlerin bu kadar net ve estetik bir biçim kaleme alınması. Toplum yararına da önemli bir yazı kaleme almışsınız.Kaleminize sağlık.

Avatar
Emre Güngör 2019-02-10 20:53:34

Yazılanlar yanmaz derlerdi eskiden,lakin şu an çok çabuk tutuşuyor bazı kelimeler
sayfalarda.O yüzden bence sizin gibi kıymetli hocaların yanmayacak yazılarına ihtiyacımız var bence hocam..

Avatar
Ayben Kaynar Tanır 2019-02-10 21:14:43

Ne kadar da güzel... "Emek en üstün değerdir ve tepeye çıkmam da gerekmiyor" Kimileri tepe için tüm değersizlikleri değer yapmışlar kendilerine. Son dönemde, yaşama dair kaybedilen değerlerin bir daha yerine nasıl konulacağı sorusunu sürekli olarak kendime sormaktayım. Yazınız çok güzel... Ali ve Ihsan hocamın yorumlarına katılmamak elde değil.

Avatar
Erdal Akcora 2019-02-11 04:30:38

"Tepeye cikmak zorunda olmamanin" dayanilmaz cekiciligi, cesareti, erdemi ve ozgurlugu..." Piyasa kosullarinin" dayattigi , cizdigi yollar, harcadigi yasamlar, degersizlestirdigi degerler ve tum bunlari bireyin kendisine, kendi secimiymis gibi gosterebilme, gonullu olarak yaptirabilme kurnazligi, yetenegi...

Avatar
Ferhunde Demirkol 2019-02-12 21:44:27

Star olmayı neden bu kadar çok ister insanlar biliyor musunuz? Sevgisizdirler çünkü! Bu yolla sevgiyi elde edebileceklerini düşünürler.Ne yazık!