Şantiyelerde ölen üniversiteliler, işyerinde intihar eden umutsuzlar, çok sevdiği okulundan uzaklaştırıldığı için kalp krizi geçiren – kahrından ölen- öğretmenler, bir gecede çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle hayatının 40 yılını verdiği üniversiteden atılan profesörler…


Yine bir kabusun içindeyiz. Toplum içine sokulduğu cenderede nefes alamıyor, işyerleri adeta yanıyor, okullar öğrenciler için saatli bomba, koskoca profesörler, efsane öğretmenler kapı dışarı ediliyor, hangisine yanalım?


Ocak ayında en az 161 işçi iş kazalarında yaşamını yitirdi. Geçen yıl ölenlerin sayısı 2 bine yaklaştı. İşyerinde mobbing, borç kıskacı ve işsizlik nedeniyle intiharlar artıyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin rakamlarına göre 2016 yılında en az 90 emekçi işyerinde intihar etti. Bu sayı 2013’te 15 işçiydi. 2014’de 25’e çıktı. 2015’de neredeyse ikiye katlandı ve 59 oldu. 2016 yılında ise 90 kişiye çıktı. Daha dün Bursa’da, 26 yaşındaki Mesut Tamir babasıyla beraber çalıştığı besihanede intihar etti. Ekonomik sıkıntıları vardı. Gazetelerde haber bile olmadı.


Öğretmenlerin işyerleri yani okullar, hükümetin yanlış politikaları sonucu öğretmenler için cehenneme döndü. İstanbul Erkek Lisesi, Cağaloğlu Anadolu Lisesi, Kadıköy Anadolu Lisesi gibi Türkiye’nin yüz akı birçok lisede, proje okullarda yönetmelik değişikliği adıyla gerçekleştirilen operasyonlarla, en sevilen öğretmenler görevlerinden uzaklaştırıldı.


Bunlardan biri de Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nin efsane öğretmeni, öğrencilerin ‘Mutu’su, Mustafa Turgut idi. Yaklaşık 19 yıl Cağaloğlu Anadolu Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yapan Mustafa Turgut başka bir okula, bir imam hatip lisesine gönderilmişti. Öğrencilerin veda töreninde havaya attıkları öğretmen olarak tanıdık onu. En çok sevdikleri öğretmenlerden biriydi. Okulda satranç oynamaya izin verilmediği için öğrencilerin sıranın altından gizlice satranç oynadığını görünce satranç takımı kuran ve turnuva düzenleyen bir öğretmendi Mutu… Öğrencileriyle iç içe olup onları anlamaya çalışan, sohbet eden, öğrencileri ortalamanın üzerinde olduğu için ders anlatırken müfredatın dışına çıkmak zorunda kalan, okuldaki otoriter havayı kaldıran, öğrencilerini 20-30 kişi topluca Süleymaniye’ye kuru fasulye yemeye götüren… Çocuklarla korkuyla değil, sevgiyle iletişim kuran…


Yeni okulu İstanbul’un bir ucundaydı. Okula gidip gelmek günde beş saatini alıyordu. Sürgüne gönderilmişti, kalp ağrısı çekiyordu. Önceki akşam okuldan çıktı, öğretmen arkadaşlarıyla birlikte olmak için Eğitim-Sen’in Aksaray’daki binasına uğradı. Çıkışta evine gitmek üzere bindiği belediye otobüsünde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.


Mobbing en kısa tanımıyla psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme, sıkıntı verme, yıldırma veya iş yerinde psikolojik terör anlamına geliyor. Şimdi bu mobbing değil de nedir? Bunların hepsi Mustafa Öğretmen’e uygulandı ve çok iyi bir eğitimci, en verimli çağında hayatını kaybetti. Ne acı ki bundan üzüntü duyacak aklıselim bir Milli Eğitim Bakanlığı ve yönetimi yok.


Öğrencileri arkasından, “Onu sürgüne yollayanlar öldürdü. Ne kinlendik, ne de öfkelendik. Mustafa Hoca’nın öğrettiği dinginlikteyiz. Kötülük kapkaranlık, biz bembeyazız, güçleniyoruz” yazdı.


Mutu’ya değerlerini aktardığı öğrencileri sahip çıkacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.