Herkesin duyduğu ama -ilgilileri dışında- kimsenin bilmediği bir olay vardır. Hekimler mesleğe başlamadan önce ''Hipokrat Andı'' içerler. Bu Ant bütün yaşamları boyunca onları bağlar. İyi, doğru, hastalarına ve insanlığa yararlı işler yapmaları için onlara yol gösterir.
Orijinal ''Hipokrat Yemini'', ''Hekim Apollon, Asklepios, Hygia, Sanecca ve bütün Tanrı ve Tanrıçalar adına...'' diye başlar. ''...Bu mesleği evlatlarıma, hocamın çocuklarına, hekim andı içenlere öğreteceğim; Başka bir kimseye öğretmeyeceğim'' diye devam eder. (Yani babası hekim olmayanların hekim olma şansı yoktur). ''Gebe kadınların çocuklarını düşürtmeyeceğim...'' (Kürtaj yasak), ''...bıçağımı mesanesinde taş olanlara bile kullanmayacağım..'' diye devam eder. (Yandı ürolog kardeşlerim, yandı hastalar). '' Bu andı yerine getirirsem ve verdiğim sözden dönmezsem bütün hayatım süresince, sanatım için insanlar arasında iyi ad kazanacağım, yeminimden dönersem bunun zıddına uğrayayım'' diye sonlanır.
Eski Hekim abilerimiz, ablalarımız bu yemini ettiler mi bilmiyorum. Ama tek tanrılı bir dine inanan ya da bir dine inanmayan hekimlerin, bu yeminin başlangıcında sayılan hepsi de birer Tanrı ve Tanrıça olan kadim Yunan Tanrıları adına yemin etmiş olabileceklerini düşünemiyorum.
Nihayet sonunda, bizim öğrencilik yıllarımızda, Ankara Üniversitesinin değerli Hocası Prof. Dr. Fuat Aziz Göksel, bu metni günümüz şartlarına uyarladı. Şimdi hekimler ve diş hekimleri bu metin üzerinden yemin ediyorlar.
Ben 1971 yılında hekim oldum. Ant falan da içmedim. Diplomamı posta ile göndermeleri için dilekçe verdim. Fakülte Yönetimi de gönderdi. Postacının karşısında yemin edecek halim yoktu ya!
Bu yemin kasem işlerine öteden beri takıntılıyımdır. Tecrübelerime göre, en çok yemin edenler en çok yalan söyleyenlerdir. İnsan söylediğinin, yaptığının doğru olduğuna kendi inanıyorsa, karşısındakini inandırmak için ya da kendini doğru yapmakla bağlamak için neden yemin etmeli ki?
Lafı Leyla Hanımın Meclis kürsüsündeki yemin şovuna getireceğim.
İlk Anayasamızda Meclis üyelerinin yemin etmesi için bir madde yokmuş. Şimdi adını hatırlayamadığım (araştırmaya da üşendiğim) bir Mebus Efendi ''bir yemin de edelim'' diye tutturmuş. Kanun teklifi vermiş; Ateşlice savunmuş. Diğer Mebus Efendiler de ''Ulan bunu desteklemezsek adımız çıkar'' diye oy vermişler. Teklif kanunlaşmış. Bu ilk yemin metninde, ''milletin malına, mülküne el uzatmayacağım...'' diye bir ibare de varmış. Daha sonra teklif sahibi Mebus Efendi rüşvet ve irtikâptan yakalanıp yargılanmış.
Yemin ediyorsunuz da ne oluyor? Hangi milletvekili yeminini tutuyor? Yahu bu milletin Cumhurbaşkanı olan Tayyip Bey, görevi süresince ''Tarafsız'' olacağına yemin ettiğinin ertesi günü meydanlara çıkıp AKP'ye oy istemedi mi? Yemini kim takıyor?
Şimdi bir vatandaş olarak talebim ve teklifim şudur:
1- Her türlü yemin resmi metinlerden çıkarılmalıdır. Resmi yeminler yasaklanmalıdır. (Vatandaş özel hayatında ne yaparsa yapsın).
2- Eğer bu yapılamıyorsa bütün resmi yemin metinlerinin sonuna ''...önünde yemin ederim ki bu yemini tutmayacağım'' lafzı yerleştirilsin. Böylece hiç olmazsa biraz dürüstlük sağlanır.
Bu sayede milletvekili Leyla Hanım da beş ay önce olduğu gibi okuduğu o metni bu kez değiştirerek okuyup şov yapma zorunda kalmaz
 


Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.