CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dün TBMM'de etkili bir konuşma yaptı. Sözlerine Berk'in Elvan'ın doğum Gününü kutlayarak başladı.
Bizim de sık sık üzerinde durduğumuz, 'soru sorma hakkı'nın önemini anlattı. Seçmene soru sorma hakkını kullanmasını önerdi. Asgari ücretin artışında CHP'nin tavrının sorgulanmasını istedi. Yüzde 9 enflasyona karşı yüzde 40'ı bulan zamlardan da sorgulanması gerektiğinin altını çizdi. Zam yapılarak bir ülkenin idare edilemeyeceğini söyledi.
Sokağa çıkma yasağının uygulandığı 17 ilçede bir milyon 300 bin Günahsız vatandaşımızın göçe zorlandığını, 151 sivil, 191 güvenlik görevlimizin şehit olduğuna dikkat çekti. Kandan beslenen PKK'nın şehirlerin silah deposuna dönmesine iktidarın kötü yönetiminin yol açtığını söyledi. PKK militanlarının yuvalandığı şehir merkezlerinde yaşayan vatandaşların bir an önce prefabrik konutlara yerleştirilmesini önerdi.
Suudi Kralı'nın Sevda Tepesindeki inşaata TÜRGEV'e 99 milyon dolar bağış yaptığının resmen belgelendirilmiş de anlatan Kılıçdaroğlu, TÜRGEV'e yapılan bağışların şeffaf bir şekilde açıklanması gerektiğini anlattı. Kendisini TÜRGEV'e bağış yapmaya çağıran avukatın işgüzarlığına da, ' biz gariban öğrencilere burs veriyoruz' diye cevap verdi.
Erdoğan ve ailesini hedefe koymasına karşılık Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu daha kavrayarak Erdoğan-Davutoğlu ayrımına vurgu yaptı. Parlamenter sistem ve TBMM'nin öneminin altını çizdi.
Erdoğan'a yüklendikten yüklendi. TÜRGEV'den başladı, İsrail'den çıktı. Hitler ve başkanlık sistemi ile ilgili sözlerine cumhurbaşkanlığı sitesinde kendi kendisine sansür uygulattığını söyledi. Tayyip Erdoğan'ın, 'İsrail'e ihtiyacımız var' sözüne karşı durmayan yeminli İsrail karşıtı İslamcı kişileri, 'adam olmamakla' suçladı.
 
Davutoğlu ile varılan mutabakat


Konuşmasında çok önemli bir detaya da parmak bastı. Varılan bir mutabakatı dillendirdi. Mutabakatın özeti, Yeni Anayasa'ya evet ama önce YÖK, seçimi kanunu başta olmak üzere darbe yasalarının hemen değişmesi. Kılıçdaroğlu Davutoğlu'nun bu önerisine yani darbe yasalarınıza değişmesine 'haklısını' cevabını vermiş. Bu mutabakat gerçekleşirse Türkiye yeni anayasadan önce YÖK ve Seçim Kanunu dâhil birçok darbe kanunundan kurtulmuş olacak. Tabii Kılıçdaroğlu'nun de dediği gibi Davutoğlu 'dizinin dibinden ayrılmadığı 'Ağabeyi Erdoğan'ın onayı olursa. Davutoğlu başkanlık sistemi ile ilgili detay vermemiş. Kendisi de anayasa konusunda ilk dört madde hariç anayasa değişikliğine soğuk bakmamış...
 
Cem Küçük vakası ve dokunulmazlık türküleri


Kemal bey güzel konuştu. Ancak bazı noktalara daha derin ve dikkatli bakmakta fayda var. Bunlardan birincisi Ahmet Davutoğlu Erdoğan'dan ayrı durabilir mi? Duramazsa CHP ne yapacak? Referandum sistemi nasıl işleyecek? Her maddeyi torbaya mı dolduracak. Ufukta yeni bir seçim var mı? CHP bir referandumda kendisini hangi medya zemininde ifade edecek?
Bir de dokunulmazlık konusu var. Erdoğan'dan ve iktidardan baskıcı diye Haklı olarak şikâyet edeceksiniz. Sonra da dokunulmazlığı olmayan milletvekilinden direnme bekleyeceksiniz, bu doğru değildir. Dokunulmazlıkların kalkması yerine, dokunulmazlıkların özel istismarı halinde mahkeme yolunun açılmasında tavır almak bence daha doğru. Aksi felaket olur. Hiçbir milletvekilini baskılara karşı durmaya, haksızlıklara karşı durmak için meydanlara indiremezsiniz. Döverler, tutuklarlar, iftira atarlar, suç atarlar...
Ve 28 Aralık'ta uyardığımız Cem Küçük de mağdur olmuş görünüyor. Ertuğrul Özkök de dün başka açıdan yazdı. Erdoğan'ın uçağından Egemen Bağış için indirildiğini yazdı. Ben de ekleyeyim. Egemen Bağış nereli? Siirtli. Peki, Sancak Medya sahibi Ethem Sancak nereli? Siirtli. Ve Cem Küçük de Kanal 24'deki programdan da çıkartıldı. Olsun. Önemli değil. Madenci çocuğu olduğunu söylediği için hiç tanımadığım halde sempatimi kazanan, bir o kadar da kızdığım buna karşılık 'taraf olmayan gazetecilik' adına umutlarımı korumaya çalıştığım Cem Küçük için 28 Aralık'ta ne demiştim?
“...Şu dört bakan ile ilgili tespitin var ya. Beni umutlandırdı. Biz 12 Eylül öncesi yetişen nesiliz. Çok kırdık, kırıldık. Ama doğruyu arama kaygısıyla. Doğru bildiklerimizi yaşamak ve yaşatmak adına. Ama sonra eksiklerimizi gördük. Bu da bizim kuşakta ‘barışma ve empati yapma’ duygusunu geliştirdi. Doğruyu arama çabanı çok önemsiyorum. Lütfen doğruyu aramaya devam et. Yılma. Ama doğruyu ararken yanlış da yapacaksın. Lütfen onu da itiraf et. Yanlışta ısrar etme. Bu sebeple haksızlık etmekten çekinmeni öneririm. Hangi sıfatla mı? En azından bir okuyucun ve izleyicin sıfatıyla!”
 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.