Tavşancıl sahilinden başlayıp Dilovası üzerinden devam eden Adalet Yürüyüşü ‘nün 22. günü yine binlerce kişiyle miting havasında sürdü. 
İzmit sonrasında E-5 karayolunun İstanbul'a gidiş yönünün trafiğe kapatılması yürüyüşün güvenliği ve yürüyüşçülerin sağlığı açısından çok olumlu oldu. Yanda sürekli egzoz kokusuyla yürümek durumunda kalıyorduk.
Güvenlik konusuna ayrıca değineceğiz, ama önce trafikte kalalım. AKP Genel Başkanı da bu duruma gönderme yapıp halkın mağdur olduğunu söyledi.
Doğrudur, bunun için özür diliyoruz.
Trafikte iki saat fazla kalmak elbette herkesi gerer. İşte o bekleyişteki kardeşlerimizi empati yapmaya çağırıyoruz ve şöyle seslenmek istiyoruz:
Arkadaş, işte demir parmaklıkların ardındaki insanlar, onların dışarıda fiilen tutuklu olan yakınları aylardır, yıllardır adaleti böyle bekliyorlar. Trafikte iki saat beklemek elbette zor, peki aylarca hakkındaki suçlamanın ne olduğunu beklemek daha az mı zor? Arkadaş, hiç değilse trafikte beklediğin o iki saat içinde düşün; demir parmaklıkların ardında adalet beklemek ne kadar zordur!
Yürüyüşe katılan bir anne anlattı; oğlu Hacettepe'de öğrenci iken tutuklanmış. 8 aydır iddianame bekliyorlar, suçlamanın ne olduğunu öğrenmeye çalışıyorlar. Haziran başında öğrenmişler ki, oğluna, avukatına, ailesine haber vermeden ilk duruşmayı yapmışlar.
Anne haykırıyor:
"Adalet istiyorum!"

Son birkaç gündür yürüyüşün güvenliğiyle ilgili provokatif haberler yayılıyor. Burası Türkiye, elbette her an her şey olabilir.
Ancak bu haberlerde bir ölçüde katılımı kırma havası hissediyoruz.
Ne kadar engellenmeye çalışılsa da adalet yürüyüşüne katılım katlanarak artıyor. Her gün yeni insanların katılımı ile adeta kendini yeniliyor yürüyüş. Zira böylesi uzun soluklu eylemlerde olayın canlılığını  yitirme riski vardır. İlk günkü heyecan zamanla yitebilir.
Yürüyüş öyle olmadı. Her geçen gün kendini yeniledi.  Her gün, ilk gün heyecanı ile başladı. Her gün ilk kez katılanlar oluyor. İlk günden beri yürüyen sürekli katılımcılar da bundan etkileniyor.
İnsanlar sadece ayaklarıyla değil, beyinleriyle, yürekleriyle yürüyor.
Dün Dilovası bölgesinden geçerken yolun iki yakasındaki sanayi tesislerinin işçileri de büyük ölçüde bize katıldı. Bir fabrikanın yanından geçerken işçilerin hemen ötesinde bir pankart dikkatimizi çekti; " işten atılanlara da adalet" diyordu. O yürüyüş ortamında sordum:
"Niçin işten atıldınız?"
Yanıt yakınındaki bir arkadaşından geldi:
"Özel sektör KHK'sı yüzünden!"
Halkımız yaratıcı gücünü kullanıp içinde bulunduğu durumu tarif ediyor. Özel sektör de hükümetin işten atma gerekçelerini kullanarak işçi çıkartıyor. İşçiler de buna özel sektör KHK'sı diyor.
Ölüm yıldönümünde Aziz Nesin'i anıp halkımızın mizah gücünü selamlayalım.

Yürüyüşte son üç güne girildi. Yolda en çok konuşulan iki konu var; 9 Temmuz son mu? Bu yürüyüş ne doğuracak?
9 Temmuz son değil...
Yürüyüş yolda doğum yaptı; umut...
Umut en son ölür. 
Hatta bizce ölmez. Sürekli yeşermeye eğilimlidir.
Böyle bir yürüyüş olur da umut yeşermez mi?
16 Nisan sonrasında insanları çölleştiren “her şey bitti" havası yürüyüşün rüzgarı ile tamamen dağılmış durumda.
Atılan her adım hem insanların bedenlerindeki pası atıyor hem ruhlarındaki...
Bir kez daha "yalnız değiliz" duygusu yükseliyor. İnsan kendisini yalnız hissetmediği an, her şeyi başarabileceğini düşünmeye başlar.
23. güne selam olsun...

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.