banner87
   Türkiye çok zor bir dönemden geçiyor.
   Bu Şam’dan daha rahat görünüyor.
   Yalnızlaştırılmış bir ülke konumunda.
   Sebeplerini irdelemeye gerek yok. Sonuç bu. Bazı olayların sebebini araştırmanın pratikte bir faydası olmaz. Sonuç, sebebin önüne geçer.
   Türkiye yalnız.
   İzlediği ‘aceleci’ politikalarla kendi kendisini yalnızlaştırdı da diyebiliriz.
   Benim de katıldığım Şam’da yapılan ve benim de katıldığım Arap İslam Birliği Direniş Cephesi buluşmasına 28 ülkeden 128 kişinin yer aldığı Şii din adamı da Türkiye de Türkiye demedi.
   Ancak, toplantının ilk günkü açılışına ‘gözlemci’  olarak katılan Şükrü Sina Gürel’in de dediği gibi Türkiye aleyhine konuşan da yok...
   Asla ve asla.
   Bu büyük bir avantaj.
   Neden mi?
   Türkiye, Suriye ve İran başta olmak üzere ilişkilerini onarabilir. Ricacı olacak hali yok. Ama hala bu şansı ve gücü var. Bunun için ‘düşman kazanmama’ politikası gütse yeter de artar bile.
    Devlet mekanizması ile hükümet mekanizmasının özellikle dış politikada birbirine paralel, ancak ayrı ayrı çalışması gerekli.
    Bu olmazsa olmaz şarttır diyebiliriz. Şimdi soruyorum.
    Açık yüreklilikle cevap verin.
    Türkiye’nin dış politikasının hedefi ne?
    Dostları veya düşmanları kim? Ya da hangi menfaatleri savunuyor. Bunun için ne yapıyor? İç ve dış kamuoyunu nasıl etkileyecek? Dış politikanın oluşmasında CHP’den, MHP’den hatta HDP’den faydalanmayı düşünüyor mu?
    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kendilerine ‘açık çek’ verdi.
    Bunu niye kullanmıyorlar?
    Ya da Başbakan Ahmet Davutoğlu Suriye’ye bir TBMM heyeti göndermesi için Başkan İsmail Kahraman ile görüşmeyi düşünüyor mu?
    Sahi?
    TBMM’de her ülke ile dostluk grubu var. Parlamenterler dostluk grubu kurar.
    Suriye dostluk grubu için oluşum, yeniden ‘fabrika ayarlarına’ bir dönüş olabilir mi?
    Ya da CHP başta olmak üzere siyasi parti grupları.
    Gerçi Sayın Kılıçdaroğlu ‘gideceğiz’ dedi ama hala ses yok.
    Ya da medya?
    YURT Gitti, konuştu. Cevap verilmesi gerekene de verdi, geldi.
    Eyyyy Türk medyası. Esad, söylediklerinin Türkiye’de yayınlanmadığını söylüyor.
    Hem de kendi ağzıyla.
    İşin aslı öyle değil.
    Onlarca gazetecinin de Esad’dan ‘geçinenler’ tarafından, Şam’a gitmesinin adeta engellendiğini biliyoruz.
    Tıpkı bizde olduğu gibi.
    Sedat Ergin, Fikret Bila, Mustafa Karaalioğlu ve diğerleri ne dersiniz?  
    Sahi, yıllardır ‘nehrin kenarında oturan adam’ pozisyonundan ‘nehre sürekli çerçöp atan’ adam rolüne bürünen, ‘medya maydanozu’ bu konuda ne diyor? Niye gitmiyor.
  Türkiye’yi ve bizi bu noktada tutuyor?
  Buna ne hakkınız var…
  Barışmasını bilmeyen, kavga etmesin.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.