banner58

Rahmetli İsmet İnönü’nün, ‘iktidarlar muhalefetin izinden gider’ sözü hep kulağıma küpe oldu.
Siyasette sonuç ne olursa olsun, tek çare hür sandıklı demokrasidir. 
Siyasette ‘karşıtlar’ ise birbirini anlamlandırır. Gerçek de ancak ‘kıyasla’ ortaya çıkar.
Dün de söyledim. 16 Nisan referandumu sonuçları şaibelidir. Yıllarca tartışılacaktır.
Ancak bu sandıktan çıkan sonuçları gerçekçi ve sağlıklı bir biçimde analiz etmemize engel olmamalı.
16 Nisan sonrası, önümüze çıkan bu tablodan sonra cevaplanması gereken en önemli soru, ‘CHP nasıl iktidar olacak, adayını nasıl cumhurbaşkanı seçtirecek?’ olmalıdır.
Unutmayalım. Sebep ne olursa olsun, CHP’nin temsil ettiği misyon  1974 yılından bu yana tek başına iktidar olamadı. 
Geçen  43 yıl içinde kısa aralıklarla üç defa  koalisyon ortaklığını saymazsak durum bu.
Bu sebeple yüzde 48,5 oranındaki ‘hayır’ oyu çok kıymetlidir.
Cumhuriyetçi Demokrat Cephe, CHP etrafında birleşerek yeni sistem ile  bir cumhurbaşkanı seçebilir.
Niye olmasın ki?
16 Nisan’da alınan yüzde 51,5’lik bu sonuç Erdoğan’ın 2019 yılında seçilmesini adeta imkânsızlaştırmıştır.
Bu sonuçlarla AKP ‘hayır’ çıkan İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Diyarbakır, Adana, Aydın, Balıkesir, Hatay, Eskişehir, Denizli, Manisa, Tekirdağ, Mersin, Mardin, Çanakkale, Muğla ve Van gibi büyükşehirlerde yerel yönetimlerde nal toplayacak görünüyor.
Yoksa diken battığı yerden mi çıkacak?
Bunu tam bilemeyiz. Ama bildiğim Melih Gökçek ve Kadir Topbaş’ın yerine aday arayışı başladı bile.
Bu iki isim siyasette jübileye doğru koşuyor.
Ankara’da Altındağ Başkanı Veysel Tiryaki’nin adı şimdiden öne çıktı bile.
İstanbul’da da Mehmet Müezzinoğlu ve KİPTAŞ Genel Müdürü İsmet Yıldırım adı kulislerde.
Siyasi partiler son duruma göre kendisini ayarlayacak.
Bizim de itiraz ettiğimiz nokta şudur.
Bu değişiklik siyasi partiler düzenini ikinci plana atacak. Maalesef parlamenter sistemi adeta yok edecektir.
Bu tablodan AKP il, ilçe başkanları başta olmak üzere etkisizleşen muktedirler hoşnut olmayacaktır.
İktidarın pansuman ve yama tedbirlere rağmen, ‘hayır’ cephesi her geçen gün  güçlenecektir.
Dün Hürriyet’ten Abdulkadir Selvi’nin de yazdığı gibi ilk pansuman bakanlar kurulu değişikliğidir.
İkincisi de özellikle AGİT kararlarına uyacağını açıklayan ABD ve AB Ülkelerine hoş gelecek ‘yama’ çabaları.
Siyasi Partiler başta olmak üzere kanunlarda yapılacak olan değişiklikler.
Erdoğan çok yakında TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Binali Yıldırım aracılığı ile ya da direk CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kapısını çalacaktır. 
Peki, CHP ne yapacaktır?
Bu soruyu sorup, hareket geliştirmelidir.
Referandum sürecini kim götürdü?
Kemal Kılıçdaroğlu…
Deniz Baykal muhteşemdi. ,İlhan Kesici, Muharrem İnce, Gürsel Tekin, Enis Berberoğlu, Özgür Özel, Bülent Tezcan, Çetin Osman Budak…
Zorlasan en fazla 8-10 isim daha eklersiniz. Peki, CHP’nin MYK’sında kaç isim var? Tam 12…
Bu isimlerin içinde kaç MYK üyesi var? Üç-dört Allah aşkına söyleyin, nerede idi MYK üyeleri?
MYK ne iş yapar?
Genel Başkanın Siyasi Danışma Merkezi…
Kusura bakmasınlar en az yarısı çapsız ve başarısız. Bölgelerinde içki masalarında kavga çıkaracak kadar hırçınlaşan MYK üyesinden ne hayır gelir ki?
Çoğu Facebook, Twitter, İnstagram muhalifi.
Saygısızlık edemem, kasıt da yok. Amacım öz eleştiri mekanizmasına katkı sunmak o kadar.
MHP de büyük çalkantı içinde. HDP de...
Devlet Bahçeli sona hızla yaklaşıyor.
Yerine Oktay Vural, Koray Aydın mı, Atilla Kaya mı veliaht olacak?
Bence Gün Sazak’ın oğlu eski milletvekili Süleyman Sazak daha şanslı.
İzmir’in bel kemiği yüzde 11 oyun emekçisi Müsavat Dervişoğlu’ndan sonra Mehmet Gül’ün oğlu, İstanbul
eski İl Başkan Yardımcısı Şeref Gül de Bahçeli’yi ‘Türk Milliyetçiliğine ihanet etmekle suçlayarak’ istifa etti.
Biliyorsunuz merhum Mehmet Gül İstanbul Ülkü Ocaklarının ve MHP İstanbul İl Başkanlığında bulunmuş efsanevi bir siyasetçi idi. Oğlu Şeref Gül de özellikle gençler arasında çok etkili bir isimdi.
Gelelim HDP’ye.
Genel kanı bu süreçte HDP ile PKK’nın ayrıştığı şeklinde.
HDP kanadındaki en güçlü yorum Selahattin Demirtaş’ın gözaltına alındıktan sonra tutuklanması ‘hayır’ oylarının azalmasına neden oldu.
Doğu ve Güneydoğu Bölgelerindeki yüzde 10 evet artışının bir nedeni de HDP- HÜDA-PAR ayrışması  gösteriliyor.
Altan Tan’ın da İslamcı kimliği ile yer aldığı HDP ile ittifak yapan HÜDA-PAR  geçtiğimiz seçimde  Adana’da Salih Demir, Bitlis’te Cengiz Karakaya, Mardin’de Mahmut Kılınç,  Şırnak’ta Şehzade Demir, Van’da Mehmet Mehdi Oğuz, Şanlıurfa’da Mehmet Yavuz, Bingöl’de Sait Şahin, Batman’da Aydın Gök ve Diyarbakır’da da Zekeriya Yapıcıoğlu’nu desteklemişti. Bu arada resmi ikinci dilini Kürtçe yapan, üniter yapı yerine özerklik talep eden HÜDAPAR’a Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım da referandumda ‘evet’ oyu desteği için teşekkür ettiğini de unutmayalım.
17 Nisan aynı zamanda siyasette yeni ittifaklara gebe.
Kimin kimin yanında olduğunu göreceğiz.
Federasyoncular ile üniter devlet savunucularının ayrışmasına hazır olun.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.