Türkiye ekonomisi bıçak sırtı bir dönemden geçiyor.
Ama ülkeyi tek adam düzeninde yönetmek için her türlü yolu deneyen AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın, bu süreci doğru okuyabildiğini söylemek mümkün değil...
Pazar günü çıktı kürsüden “Bazı iş adamlarının varlıklarını yurtdışına kaçırma gibi gayretlerinin olduğunu duyuyorum. Önce kabinemize sesleniyorum, bunların hiçbirine çıkış için asla izin vermemelisiniz” diye, tam da tek adamın yapacağı şekilde Hükümet’e talimat verdi.
Hem de durumu “ihanet-i vataniyedir” diye tanımladı.
Yirmi dört saat geçmeden önce Hükümet Sözcüsü, serbest piyasa ekonomisi kurallarının geçerli olduğunu, AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın bu yönde bir talimatı olmadığını açıklamak zorunda kaldı.
Erdoğan da bir düzeltme yaptı ama yaptığı düzeltmenin de ilk açıklamasından çok farklı olduğunu söylemek güç.
“Benim sermaye hareketlerinin sınırlandırılması yönünde bir talimatım söz konusu değildir” dedi.
Ama bununla yetinmedi, bu kez aba altından sopa gösterdi.
“Şu günlerde ülkesine güvenmeyen iş adamı hiç kusura bakmasın yerli değildir, milli de değildir.”
Yirmi dört saat içinde yaşanan bu zikzak, uzun süredir güven arayan ekonomi için, OHAL nedeniyle Türkiye’den uzaklaşan yabancı sermaye için güven telkin eder mi?
Mümkün mü?
Sigorta şirketleri Türkiye için sözleşme ve alacak sigortası yapmıyor.
Yurtdışındaki büyük firmalar, Türkiye’deki tedarikçilerinin siparişleri teslim edemeyeceği endişeleri yaşıyor ve Türk yatırımcılardan üretim tesislerini başka ülkelere kaydırmaları talebini yapıyor.
Firmaların CEO’ları seyahat sigortası yapılmaması nedeniyle Türkiye’ye gelemiyor.
Bazı büyük firmalar için OHAL, tek başına kontrat yapma engeli.
Ülkeyi yönetenlerin bunlardan haberdar olmaması mümkün mü?
Herkesin diken üstünde olduğu böylesine kritik bir süreçte ekonominin zikzaklarla kaybedecek zamanı ve enerjisi var mı?
Hukuk ve demokrasiden uzaklaşılması,
OHAL’in inatla sürdürülmesinin ciddi bir güven erozyonu oluşturduğu bir dönemde; ülkeyi yönetenlerin böylesi zikzaklarını nasıl yorumlamalı!
Ciddiyetsizlik yeterli bir tanım olmasa gerek...
Öyle anlaşılıyor ki; Man Adası hesapları, Reza Sarraf’ın itirafları ülkeyi yönetenlerin dengelerini bozmuş durumda.
Bir dönemin “yerli ve milli işadamı” Reza Sarraf, bugün artık “casus”...
Zikzak da sınır yok...
Ve bugün bu zikzakları halka bir bir anlatanlar, AKP Genel Başkanı Erdoğan’a göre vatana ihanet ediyorlar...
Gerçekler ortaya çıkıyor ve çıkmaya devam edecek.
İhanet ne, hain kim?
Tarihe not düşülüyor.
Milyonlarca insan açlık sınırında yaşarken,
ceplerini daha fazla doldurmak için vergi cenneti adalara giden ‘yerli ve milliler’ kimmiş hepsini görüyoruz.
AKP, Türkiye’ye kaybettiriyor.
Çıkış yolu hukuk ve demokrasidir.
Asıl vatana ihanet çıkmaz yolda körü körüne inat etmektir.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.