Birkaç gündür sosyal medyada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Avrupa bizim köprülerimizi, metrolarımızı kıskanıyor” açıklaması topic trend oldu. Elbette bir ülkenin altyapısını güçlendirmesi önemli ancak, metroyla 100 yıl önce tanışmış ülkelerin kalkıp bizi kıskandığını söylemek komik... Zaten Erdoğan da bu açıklamalarını, yabancılar ya da gerçeklerin farkında olanlar için değil, her dediğine inanan yüzde 50 için yapıyor.    Dün yeni bakanlar kurulu açıklandı, ekonomi yönetiminde birkaç isim dışında değişen pek bir şey yok. Zaten değişse de anlamı var mı sizce? Ancak ortada net bir gerçek var, artık Erdoğan’ın istediği kabine kurulduğuna ‘düşük profilli bir başbakan’ geldiğine göre ortada siyasi bir sorun kalmadı. Yeni bakanların bir an önce alarm veren ekonomi için harekete geçmek zorunda.    Çünkü iş dünyasından yükselen sesler, işlerin pek de yolunda gitmediğinin göstergesi.          Bankalardan başlayalım, karlılık oranları artıyor görünse de mali yapıları son yılların en kötü düzeyine erişmiş durumda. Büyük bankalar da dahil olmak üzere hepsi yaklaşık bir yıldır şube kapatıyor, eleman çıkarıyor. Eleman çıkarmaları dikkat çekmesin diye toplu olarak değil de belirli periyotlara bölerek yapıyorlar. Ortalama bir rakam vereyim, büyük bankaların neredeyse tamamı bir yıl içinde 500’er kişiyi işten çıkarmış durumda.    Terkedilmiş kasaba gibi...    Turizme geçelim, birkaç hafta önce Antalya’da çok sayıda otelin kapısını dahi açmayacağını yazmıştım. Bir haftadır birçok gazete bu konu hakkında haberler yapıyor, çünkü kent terk edilmiş bir kovboy kasabasına dönüşmüş durumda.  İhracata bakalım, çünkü ihracat ülkenin sanayi üretimi hakkında da ipuçları veriyor. Bir zamanlar “rekorlar” kıracağı söylenen ihracat, bir yılı aşkın süredir dolar kurundaki artışa karşın düşüyor. İhracatçılar geçen ay (artık yeni kabinede olmayan) Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş’la basına kapalı bir toplantıda buluşmuşlardı. İhracatçılar, Bakan Elitaş’a sorunlarını anlatıp bürokraside kolaylık, SSK indirimi gibi taleplerde bulunmuşlardı.     Hayvancılığa isterseniz hiç girmeyelim… Et ve süt üreticilerinin durumu ortada. Bakanlık “ithalat” silahını kullanarak fiyatları düşürmeye çalışmak dışında sorunu temelden çözecek hiçbir adım atmıyor. Özellikle yaklaşan ramazanla birlikte gıda fiyatlarında yaşanacak artışı nasıl önleyecekler göreceğiz.        Ülkenin en hareketli sektörlerinden olan inşaatta da sıkıntılı bir sürece giriyoruz. Dün açıklanan bir veriyi paylaşmak istiyorum. Nisan ayında konut satışları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 oranında düşüş gösterdi. Bu düşüşün yılsonuna kadar sürmesi bekleniyor, yani hükümetin en sevdiği sektör olan inşaatta da işler iyi gitmiyor.     Dolayısıyla sadece kamu yatırımlarıyla bir ülke ekonomisini canlı tutmak, büyümesini sağlamak yeterli değil. Sürdürülebilir olan özel sektör yatırımlarıyla bunu yapmak, yeni yatırımların önünü açmak. Bakalım yeni kabine, bu yönde nasıl adımlar atacak?
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.