Geçen hafta yazdığım ''Gerçekte Neler Oldu?'' başlıklı yazımı, on küsur senedir ülkemizin yönetiminde olan ''lümpen'' kültürün temsilcilerinin en kısa zamanda iktidarlarını kaybedeceklerine inandığımı belirterek noktalamıştım. Bu yazımı okuyan bir bölüm okurum -beni biraz fazla iyimser bulsalar gerek- gönderdikleri iletilerle, ''Uğur Bey, bu nasıl olacak, bunlar nasıl gidecekler?'' diye sordular. Bu ''nasıl''ın iki yönü var:
1. Toplumu ikna eden hangi gerekçe ile gidecekler?
Bunun yanıtı basit: ''Gidecekler, çünkü yönetemiyorlar!''
2.Hangi yöntemle gidecekler?

Bunun yanıtı daha da basit: ''Geldikleri gibi''
Güya yönetiyorlar ama bunları iğfal etmeyen yok.
Feto iğfal ediyor. O'na ''her istediğini'' (kastedilen Fethullah Bey'in kendi tanımı ile, mülkiyede-adliyede-askeriyede kilit makamlardır) veriyorlar. Sonra da soruyorlar, ''istediniz de vermedik mi?

PKK iğfal ediyor. ''Türkiye'den çıkıyorum'' diyor. Valilere ''onlara ilişmeyin'' talimatı veriyorlar. Onlar da yerin altını üstünü mayınla, bombayla döşüyorlar. Oslo'da MİT Müsteşar Yardımcısı PKK temsilcisine, ''memleketi bombayla, silahla doldurdunuz, biliyoruz'' diyor. Şimdi şehit cenazelerinde ''kandırıldık'' diyorlar.

Beşer Esad İğfal ediyor. Birlikte, ailece Ege kıyılarında tatile çıkıp ''biz kardeşiz'' diyorlar, ortak hükümet toplantıları yapıyorlar. Ne zaman ki Esad'la Obama'nın yolları ayrılıyor.

Bizimkiler boyunları bükük, ''Esed bizi kandırdı'' diyorlar.
Putin iğfal ediyor. Her yerde sarmaş-dolaş oluyorlar. İhaleleri Ruslara veriyorlar. Ne zaman ki Putin ''Ben Esad'ın yanındayım'' diyor, akılları başlarına geliyor. ''İktidarın başı'' ''ben O'na kırgınım'' diyor. Muhtemelen Putin, kafasını Kremlinin duvarlarına vurup ağlıyor. ''Ben ne ettim de O'nu kırdım'' diyerek.

Bu ''lümpen kültür'' yönetemez. İktidardaki temsilcilerinin böyle bir birikimi yoktur. Determinizmin düşünce sistemlerinde bir  yeri yoktur. Sosyal olaylardaki sebep-sonuç ilişkisini çözümleyemezler. Evrenin diyalektiğine akılları ermez. Kararlarını günlük olayların akışına göre, o an onlara, inandıklarına ne uygun görünüyorsa ona göre verirler. Bu kararlarda yalnızca kendi yararlarını gözetirler Bu nedenle Türkiye'yi yönetemezler. Yönetemiyorlar. İleriki dönemlerde bu yıllar ''Türkiye'nin Fetret Devri'' olarak anılacaktır.
Not: Yazımı yazarken Ankara'daki korkunç kıyım haberi geldi. Ciğerim yandı. Hükümet ''Güvenlik zaafı yok'' diyor. Bu da yönetememenin ikrarı değil mi?
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.