Birisini yere düşürmek istiyorsanız destekliyor görünerek arkasından hızlıca itebilirsiniz. Ülkemizde de yurtiçi sermaye yetersiz diyerek sürekli dış borca methiye yazanlar Yunanistan’ın durumunu izlemeliler. Uluslararası sermaye borç vermekten çekinmiyor. Alan ülke zor durumda kalınca onu daha da ezmek için bir sürü koşul ileri sürülüyor. 2001 krizinde Derviş’in onbeş günde onbeş kanununu hatırlayalım. Bu şekilde Tekel özelleştirildi. Altı Tekel sigara fabrikasından beşi kapatıldı. Şu anda Türkiye tütün ve sigaradan net bir şekilde döviz kaybediyor. Üç yıl önce İskeçe ve Gümülcine’de krizi izlemiştim. Yunanistan halkı bazı yalanlara inandırılmaya çalışılıyordu. Türk kökenli Pasok milletvekili Yunanistan halkının daha az çalıştığı, Yunanistan’da çok memur olduğunu söylemişti. Hâlbuki OECD adlı kuruluşun istatistikleri Yunanistan’ın OECD ülkeleri içinde Türkiye’den sonra en uzun çalışılan, memur sayısının nüfusa oranında aynı şekilde Türkiye’den sonra ikinci sırada en düşük ülke olduğunu gösteriyor. Halkın kendisi hakkındaki algısının çarpıtılarak aşağılık kompleksi yaratmaya çalışıldığını görmüştük.

Yıllardır uygulanan kemer sıkma politikası Yunanistan’ı iyileştiremedi. En sonunda referandumda Yunan halkı buna bir son vermek istedi. Bu tarihsel bir olay. 1980’lerden bu yana ilk defa bir halk kemer sıkma politikalarına bir referandum ile hayır diyor. İlk defa IMF, Dünya Bankası, Avrupa Merkez Bankası gibi kuruluşlar istediğini elde edemedi. 1953’de borçlarının yarısını sildiren Almanya şimdi borçların mutlaka ödenmesinden söz ediyor.

Yunanistan’a borç veren özel Bankaların alacaklarını Alman devleti üstlendi. Şimdi Alman halkıyla Yunan halkını birbirine düşürmek istiyorlar. Elbette Yunanistan’ın aldığı kamu borçları doğru dürüst alanlara yatırılmadı. Önemli bir kısmı Türkiye’ye karşı pahalı uçaklar, silahlar almak için kullanıldı. Alman ve Fransız silah şirketleri kasalarını doldurdular. Yunanistan vatandaşları bu paralardan yararlanmadı. Ülkemizde de durum çok farklı değil. Biz de silah alıyoruz. Bu krizden iki komşu ülke bir yararla çıkabilir. Her iki ülke de sınırlarındaki orduları ve silahları kaldırmakla işe başlayabilir örneğin.

Türkiye’de insanlar Yunanistan halkını yeterince anlayamıyorlar ve destek bu nedenle yetersiz kalıyor. Örneğin “Yunanlılar çok tembel” lafını ele alalım. Yukarıda Yunanlıların Almanlardan, Fransızlardan daha çok çalıştığını bildiren OECD istatistiklerinden söz etmiştim. Bu algı daha çok siestadan kaynaklanıyor. Hizmetler sektöründe Akdeniz bölgesinde bu akılcı bir çözüm hâlbuki. Siz bakkalın, marketin ne zaman açık, ne zaman kapalı kalacağını biliyorsanız ekmeğinizi sütünüzü o zaman alırsınız. Bakkalınız daha uzun çalışırsa daha çok süt mü içeceksiniz? Uzun çalışma sadece uzun çalışma olan marketlerin satışını arttırır. Bundan da o markette çalışan işçiler ve diğer marketlerin sahipleri zarar görür.

Uluslararası sermaye Yunanistan’a ders vermek isteyecektir. Bu yolda şimdi yenilseler bile Yunanlılar kapitalizmin tanrıları olan IMF, Dünya Bankası, Avrupa Merkez Bankasına başkaldırdılar. Kutlu olsun.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.