Cumhurbaşkanı, AKP (üyelerinin ve seçmenlerinin yüzde 75 kadarı) ve MHP yönetimiyle BBP yönetiminden (sadece yönetimleri ve onlara biat eden küçük bir güruh) oluşan bir odağın, Türkiye Cumhuriyeti’ni geri dönülmesinin bedeli çok yüksek bir maceraya sürüklediği bir halk oylamasına sadece bir gün kaldı. Satılmış ekranları ve bir dizi yandaş havuz paçavrasını bir yana koyarsanız, alanlarda çalışanların performansı açısından yurtseverlerin ağırlıklı biçimde öne çıktığı, evetçilerin ise görev misali ya da para karşılığı çalıştığı bir kampanya gözlemledim ben… Bilfiil Hayır Meclisleri’nde çalışan biri olarak söyleyebilirim ki, sahada bizim özgüvenimiz ve yaratıcılığımızın karşısında, evetçi blok çok sönük ve biraz da isteksiz gibiydi. Bakmayın siz, Esenler’de CHP otobüsüne saldıran üç-beş serseriyle, Ümraniye’de halka bıçak çeken soysuz mahalle itine, onlar ya bir gizli örgütün militanıdır ya da parayla tutulmuş çakallar, onları insandan saymaya gerek yok. Ben ya iyi niyetle veyahut çıkar amacıyla ‘evet’ için çalışan kesimi kast ediyorum. Emin olun, içleri rahat değildi, zira savunmaya çalıştıkları o 18 maddelik abuk sabuk, kes-yapıştır değişiklik teklifinin ne ifade ettiğini anlayamıyor ve dolayısıyla da anlatamıyorlardı.

Tüm baskılara rağmen alnımızın akıyla

Tüm baskılara, maddi yetersizliklere, lümpen, SA bozuntusu soysuzların fiziki saldırılarına karşın çok güçlü bir ‘hayır’ kampanyası yapıldığı söylenebilir. Tabii ki eksikler vardır; aktif katılım çok daha yüksek olabilirdi, belli bölgelerde yeterli güç sağlanamadı… Her zaman olduğu gibi daha iyisi olabilirdi, ama tüm bu baskı ve korku atmosferine karşı bu yurdu sevenler, insanlığın birikiminden yana olanlar, iyilik, doğruluk ve güzellik için el ele verdiler ve vermeye de devam edecekler.

Mesele şu ki, aslında bu iktidarı hak etmeyen, bu ülke nüfusunun yarısıdan fazlasını temsil eden dünya görüşleri farklı, sosyoekonomik sınıfları değişik, etnik farklılıklar taşıyan bu ülkenin yurtseverleri, bugüne kadar tam bir birlik sağlayamamıştı. İşte bu ‘hayır kampanyası’ önemli ölçüde bizlere bu imkânı tanıdı. Bundan sonrasında da bu baskıcı, otoriter, gerici ve işbirlikçi rejime karşı bu ortak duruşu, bu ortak eylem birlikteliğini geliştirmek, ortak aklımıza bakıyor. Kişisel, fikri, etnik ajandalarımızı bir yana koyup, en genel anlamıyla, özgürlükler ve demokrasi için bir arada, bu rejime karşı dik durmak hepimizin bir vatan borcu zira…

Sandık güvenliği namus meselesi

Dediğim gibi, kampanyadan büyük ölçüde yüzümüzün akıyla çıkıyoruz, son sınavımızı da sandıkların başında vereceğiz. Bu yurdu sözde değil özde seven herkese bir çağrımız olsun: Sandıkların güvenliğini sağlamak, sınırların güvenliğini sağlamak kadar önemli bir vatandaşlık görevi. Pazar gününüzü bu yurdun geleceği için biraz yorularak geçirmek çok da önemli bir fedekarlık olmasa gerek. Zaten sandık görevlileri belirlendi, ama herkes sandıkların güvenliği için, saat 16.00 gibi sandıkların başında olabilir, zira her vatandaşın sandık müşahidi olma hakkı halen var. Unutmayın ki, demokratik bir sistemde yaşamıyoruz, o sebeple oy kullanmak yetmiyor bu ülkede, oyuna sonuna kadar sahip çıkmak da şart.

Son iki seçimde özellikle bunu önemli ölçüde başardık, ama bu halk oylaması, her seçimden çok daha önemli.

Geleceğin için sahip çık

Bu kez sandıkta gerçek anlamda Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği oylanacak ve daha önceki seçimlerden de biliyoruz ki, oyları çalan, oyları yakan, sayımları manipüle eden, sonuçları değiştiren vatan hainleri var. Tek bir oyun bile hayati önem taşıdığı bu halk oylamasında, bu çakallara, bu akbabalara, bu demokrasi düşmanlarına tek bir oyu çaldırmamak, vatan savunmasıdır. İşte bu sebeple mahallenizde, olmadı sorun yaşanan mahallelerde sandık güvenliği sizin ve çocuklarınızın geleceğinizin güvencesidir. Pazarınızı feda edin ki geleceğimizi kazanalım!

Sandıktan her ne çıkarsa çıksın…

Hayır çalışmalarında elde edilen deneyim, aynı zamanda bu yurdun sahipsiz olmadığının da bir kanıtı… 80 yaşındaki Kemalist teyzeden 14 yaşındaki Kürt gencine, MHP seçmeninin yüzde 75'inden vatanın geleceğine canı pahasına sahip çıkan müminlere Türkiye’nin çok geniş ve çeşitli kesimleri omuz omuza bu postmodern, işbirlikçi, gerici, lümpen faşizan siyaset anlayışına tek vücut karşı durdu. Hayırlar önde bu kesin, ama diyelim ki bir katakulliyle bir puan farkla evet çıktı. Ne fark eder, bu ülkenin bu güzel insanları, çirkinliğin iktidarına karşı yine omuz omuza durmayı bilir, koyar kendi fikrini, önyargılarını cebine, insanlık cephesinde direnmeyi sürdürür. Bu yurt, hiçbir zaman teslim olmaz. Böylesi hayırlı vatandaşların yarısından fazlasını oluşturduğu bir millet, kötülüğe asla teslim olmaz!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.