banner87
15 Temmuz darbe girişiminden sonra gözaltına alınan şüphelilerin ifadelerine bakılırsa ''Darbenin başı' diye tanıtılan general de dâhil olmak üzere hemen hepsi o gece bunca eylemi, onca silahlı saldırıyı neden yaptıklarını bilmeden, sadece ''verilen emirleri'' uygulamak amacıyla uçakları kaldırdıklarını, tankları yürüttüklerini ve vatandaşın üzerine ateş açtıklarını ifade etmekteler.
        Darbenin başı olduğu ileri sürülen general o gece Akıncı Hava Üssü’ne sadece ''torunlarını görmek'' için, cemaatin imamı ise aynı hava üssüne, gecenin o saatinde ''arsa almak'' için gittiklerini söylemişler. Darbenin ilk gününde Genelkurmay Başkanını rehin alan timin başında AKP Genel Başkan yardımcısı Şaban Dişli'nin kardeşi,  Mehmet Dişli'nin olduğu ifade edilmiş olmasına rağmen, Mehmet Dişli, darbenin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine sabah Genelkurmay Başkanı ile birlikte aynı helikopterle Çankaya Köşkü’nün bahçesine inmiştir. Mehmet Dişli, savcılık sorgusunda ''Ben Genelkurmay Başkanımızı korumak ve ona bir zarar gelmesini önlemek amacıyla o saatlerde oradaydım'' diyerek bu konuyla bir ilgisinin olmadığını ifade etmiş.
       Bu darbe girişimi mevcut hükumete ve doğrudan Tayyip Erdoğan'a karşı yapılmış bir ''başkaldırı'' gibi görünse de aslında bu darbe parlamenter demokrasiye karşı yapılmış bir ayaklanmadır. Darbenin böylesi bir yanının olması nedeniyle AKP içerisinde ve AKP'ye oy veren seçmenler arasında da bu darbenin taraftarlarının olması yadsınmaz bir gerçektir. Bu nedenle umuyorum ki, bu soruşturmalar sonucunda kimi şüpheliler ve kimi sanıklar sadece AKP yandaşı olduğu için bu yargılama sürecinden aklanarak çıkmazlar. Özellikle Mehmet Dişli'nin akıbetinin ne olacağını yakinen takip etmek durumundayız. Umuyorum ki;  bu durumda bu darbe girişiminin tüm suçunu geçmiş darbe dönemlerinde olduğu gibi bu ülkenin çağdaş, demokrat ve aydınlık insanlarının üzerine bırakarak, kendi yandaşlarını ''acıma hissi'' ile affetme ve bağışlama durumunda olmazlar.
      Bu kalkışmanın gerçek liderinin kim olduğu bilinmektedir! Ancak bu darbenin içerideki asıl önderlerinin, yönlendirenlerinin kimler olduğu ancak o gece televizyonlardan okunan o bildiride bahsedilen ''Yurtta Sulh Konseyi'' nin kimlerden oluştuğunun ortaya çıkmasıyla belli olacaktır. Söylenen o ki bu konseyin içerisinde; askerler, siyasiler, işadamları, gazeteciler var... Kim var ise tespit edilmeli ve hiç bir kimse ile ilgili olarak ''bu benim adamımdır'' veya ''benim partilimdir'' denilmeden herkes yaptığının karşılığını bulmalıdır.
       Tabii bu hesap sorulma olayı sadece bu darbe girişimine fiilen katılanlarla da sınırlı kalmamalıdır. Darbe girişiminde bu güne kadar yaklaşık 50 bin kamu çalışanı bu FETÖ çetesinin yandaşı olma gerekçesiyle meslekten el çektirildi. Bu çete mensuplarının TSK'da ve kamu kuruluşlarında görev almasına, yükselmesine ve terfi etmesine kimler yardımcı olmuş ise onlarında mutlaka sorgulanması gerekmektedir.
        Daha önceki yazılarımda bu darbe girişiminin ülkemizde bazı ''hayırlara'' vesile olduğunu yazmıştım. Özellikle siyasi partiler arasında sıcak bir diyaloğun kurulmasına, yıllardır yaşadığımız gerginliklerin son bulmasına ve ülkemizin normalleşmesine katkı yaptığını ifade etmiştim. Bu sıcak diyalogların devam etmesinin de ülke demokrasimiz açısından önemine vurgu yapmıştım. Ancak birileri bu durumdan pek hoşnut olmamış olacak ki, Osman Gökçek sahip olduğu bir televizyon kanalında sabah akşam, sola ve sosyal demokratlara verip veriştiriyor. Hadi siyasi partileri geçelim ama özellikle bazı kişilerle ilgili söyledikleri hiç yenilir  yutulur şeyler değil. Can Dündar ve Genco Erkal ile ilgili söylediği sözler eleştiri sınırını aşarak hakaret boyutuna ulaşmıştır. Kim olur bilmiyorum, babası mı yoksa AKP yöneticileri mi olur birileri bu kişiyi susturmalıdır. Ülkemizde yeni yeni oluşmaya başlayan bu iyimser havanın bozulmasına izin vermemeleri gerekir.



Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.