Başbakan Binali Yıldırım CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu arayarak kendisine  ‘suikast’ ihbarı aldıklarını iletti. Kılıçdaroğlu kendisine önerilen zırhlı araç önerisini kabul etmedi. Israr üzerine evet demek zorunda kaldı.


Bu tavır öncelikle zaman zaman bazı okurlarımızın ‘niye töleranslı davranıyorsun?’ diye eleştirdiği Başbakan Yıldırım ile ilgili tavrımızın doğruluğunu gösteren bir örnektir.


Bravo Yıldırım’a, Süleyman Soylu da canla başla çalışıyor.  Ama yetiyor mu? CHP’nin TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi ve Grup Başkanvekili Engin Altay başta olmak üzere CHP kurmaylarının terörle mücadelede Yıldırım hükümetine tam desteği de takdir edilecek bir davranıştır.
Peki durum bu iken Kılıçdaroğlu bu tavrı niye sergiledi?
Haklı..
Niye mi?


Anayasa değişikliği ile getirilen ‘gizli başkanlık’ sistemine karşı bir rejim tartışmasının ve buna bağlı olarak referandumun getireceği toplumsal risklerin bu zırhlı araç tartışmasıyla gölgelenmesinden rahatsız. Bu rahatsızlığını dün TBMM Grubunda yaptığı konuşmada iki başlıkta
özetledi.


Birincisi, ‘sorumlular istifa etsin, hiç mi görevini yapamayan yok’ ikincisi ve en önemlisi de Anayasa değişiklik önerisinin TBMM’den geri çekilmesi çağrısıydı.


Anlaşılan Kılıçdaroğlu, kendisine yönelik suikast planlarının bile önüne geçecek toplumsal olaylardan şüpheleniyor. Bu kaygısını da kurmayları ile açık açık paylaşıyor.
Peki buna karşı iktidar mensupları ne yapıyor?

Anayasa değişikliği görüşmelerinin 80 milyonun izlemesini önlemek amacıyla da olabilir pazartesi gününe alıyor. Amaç Deniz Baykal başta olmak üzere anayasa değişikliklerinin kamuoyunda tartışılmasını önlemek. Ama boşa gayret. Bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir.


TBMM Başkanı İsmail Kahraman, TRT’den sorumlu Başbakan Yardımcısı bu ‘işgüzarlığın önüne geçmelidir’ gerekirse Binali Yıldırım bu çarpıklığı gidermelidir.


Ankara dün yaşam tarzına saldırıda bulunan militanı tartıştı. Türkiye de. Tetikçinin kiralık katil olma ihtimali, huzurumuza göz diken uluslararası terör şakşakçısı bazı devletlerin durmayacağının göstergesi değil mi? Belki de Kılıçdaroğlu bu sebeple üç ay daha uzatılmakta olan olağanüstü hal ortamında kitlesel suikastler ve terör eylemlerinin önüne geçmek için anayasa değişikliğinin  geri çekilmesini istedi.


Anlaşılan o ki, geçmiş  yılların, bütün acı ve ağır koşulları içerisinde  kendini bulan 2016; ne yazık ki tehlikeli ve acı mirasını 2017 yılına devretmiş bulunuyor.


21. yüzyılın ilk seneleri insanoğlu için belki bazı teknolojik kolaylıklar ve sağlık gibi alanlarda ilerlemeler sağlamışsa  bile beraberinde derin çelişkileri, çatışmaların, savaşların, işgallerin dolayısıyla açlık, göç ve sığınmaları getirdiği Ülkemiz topraklarında gelen sığınmacı göçmenlerde biliniyor.


Yeni Enver var mı?


Buna bir de Ülkemizdeki "terör" belasını eklersek coğrafyamızın  haline bakmak gerçekten de acı oluyor. Sözde "Arap Baharı"nın projesinin  efendileri ne demişti? Ne oldu ve neler oluyor?


Friedman'ın "korkunç hayali" ve Brzezinski'nin "Büyük Satranç Tahtası" seytanliği aslında tarihin seyrini bozmaya devam ediyor.


Pentagon'un stratejilerini belirleyen Stratfor'un kurucusu ve "Gölge CIA" lakaplı George Friedman Büyük Orta Doğu Projesi'nin tartışıldığı yıllarda yani 2009'larda, Türkiye'ye yol haritası olarak İslam ülkelerinin liderliğini isaret ediyordu. Bu konu daha önceleri Almanya'nın Enver Paşaya cizdiği roldü, yüzyıl sonra bu oyunu tekrar görmekteyiz dün ülkemizi yok edilmesi işgal  edenlerin bugün aynı oyunları farlı şekillerde sahneye koyuyorlar.


Öte yandan, bütün Orta Doğu'nun ister istemez Genişletilmiş Orta Doğu  Projesinin etkisine girmiş olması dikkatlerimiz den kaçmıyor.
Üstelik projenin yeni boyutları  gün geçtikçe net görünmeye başlandı.

Breezinski'nin görüşleri, Amerikan yönetimlerini o kadar etkilemişdir ki sadece Bakü-Tiflis Ceyhan petrol Boru Hattı ve enerji kaynaklarının yerinde kontrolü gerektiği iddiaları dahi, takip edilip sırasıyla uygulamaya çalışılıyor. Brzezinski'nin "Büyük Satranç Tahtası" adlı eseri Fransa, Almanya, Rusya, Çin ve Hindistan'ı büyük ve etkin "Jeostratejik oyunu", Ukrayna, Azerbaycan, Güney Kore, Türkiye ve İran'ı "Jeopolitik eksen" olarak tanımlıyor. Büyük Satranç Tahtasında Ülkemiz için biçilen rolü, bugünlerde yeniden hatırlamakta fayda vardır.
Ne var ki, Ülkemiz'in hiçbir şekilde "piyon" olmaması  gerekiyor.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.