Dünya sinemasının kült filmlerinden Zoraki Kahraman’ı düşünüyorum birkaç gündür, hatta bu hafta sonu tekrar izlemeyi planlıyorum. Sıradan bir adamın geniş kitleler tarafından nasıl bir kahramana dönüştürüldüğünü anlatan ders niteliğinde bir film! Eminim çoğunuz izlemişsinizdir, izlemeyenlere önerilir…

Herkesin alkışladığı “dünya liderleri” arasında gösterdiği, “askeri vesayete meydan okuyor, kimseyi ötekileştirmiyor, Kürtlerle barışıyor, Alevi milletvekili bile seçiyor, ekonomimizi şahlandırdı” falan denilerek göklere çıkarılan anlayışın bugün ülkeyi getirdiği noktayı görüyor musunuz? İtiraz eden, eylem yapan, sorununu, şikayetini dile getiren herkese, her koşulda sandığı göstererek “hakkınızı sandıkta arayın” diyen bu zihniyet, kaybettiği iki seçimi de işlevsiz hale getirmek için tüm yolları deniyor.

Sandık zaten 2015 yılında işlevsiz hale getirilmişti

İlki 7 Haziran 2015 yılında yaşanmıştı… AKP tek başına hükümet kurmak için çoğunluğu elde edememiş ve hükümet kurma görevini yerine getirememişti. Cumhurbaşkanı seçimden ikinci parti olarak çıkan CHP’ye hükümet kurma görevini vermeyerek aylarca ülkeyi bir bilinmezliğe götürüp “vatan, millet” söylemini güçlendirip 1 Kasım’da yeniden seçim yaptırdı ve bu kez istediğini alarak tek başına iktidar koltuğuna oturdu. Bu kez ise yapılan sadece bir yerel seçim… Yani insanlar oturdukları mahalleye muhtar, ilçeye ve ile belediye başkanı seçiyor. Bazı büyük kentleri kaybetmeyi seçim öncesi kabul eden AKP, İstanbul’u kaybedeceğini hiç düşünmemişti. Ne de olsa AKP’nin simge ismi, verilen her görevi kabul eden ‘sempatik’ bir isim aday yapılmıştı. Ancak işler sandıkta öyle gitmedi, halk işsizlikten, hayat pahalılığından ve hükümetin giderek artan sert söyleminden rahatsız olduğunu sandıkta gösterdi.

‘Yetmez ama evet’çiler, neredesiniz?

Ancak gelelim bu mesajın alınıp alınmadığına hatta bu mesajın dikkate alınıp alınmadığına… Her durumda sandığı gösteren bu anlayış, şimdi sandıktan çıkan sonucu kabul etmiyor. Neredeyse yılda bir kez yapılan seçimlerde muhalefetin hiçbir itirazını kabul etmeyen, sandıklar kapandıktan 3 saat sonra sonuçları açıklayan Yüksek Seçim Kurulu, şimdi her itirazı kabul ediyor. Günlerdir oylar yeniden yeniden sayılıyor. Bu gergin bekleyiş herkesi etkiliyor, gereksiz yere sinirler geriliyor. Sakin olan tek şey para piyasaları bu arada!

Uzun uzun yazmayacağım, İstanbul’un hükümet açısından önemini… Sırf mahdumların kurduğu vakıflara, derneklere aktarılan paralara bakın ve gerisini siz düşünün.
Şimdi yazının başına dönelim… Hani bir demokrasi kahramanı yaratanlara, hani yetmez ama evet diyenlere… Şimdi ne diyorlardır, “öyle kandırıldık, inanmıştık ama yanılmışız özür dileriz” gibi gerekçelerle bu tarihi sorumluluktan kurtulamazsınız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.