Doğa, kendine yapılan “yanlışın” er-geç “hesabını” soruyor!

“Yanlış” yerde yapılaşmaya gidilmişse,

Beton yapılar dikmek uğruna ağaçlar katledilmişse,

Yağmur dereleri “imara” açılmışsa,

Sanayi kurulacak diye çevre talan edilmişse,

Santrallerle ekim alanları yok edilmişse,

Buralardan “rant” elde edenler için her kapılar aranmışsa…

Doğa hesabını soruyor!

Değişen iklimiyle, yağmur-kar yağışıyla, doğal olaylarıyla bunu yaşatıyor!

Doğa “engel” tanımıyor!

***

Geçtiğimiz günlerde, Adana Anakent Belediyesi Sağlık-Sosyal Hizmetler Başkanlığı’nca 2020 Sağlık Günleri düzenlendi.

Düzenleme kapsamında “Havanın kirletilmesi-iklim krizi” başlıklı bilgilendirme toplantısında Başkan Zeydan Karalar’ın bir tümcesi vardı.

Konuşmasında Boğaziçi Üniversitesi’yle birlikte imzaladıkları bir protokolden söz etmesinin ardından şunları söyledi:

“İklim değişikliğinin nereye gittiğini, insanları nasıl tehdit ettiğini, tehlikenin ne denli arttığını görüyoruz. Otuz-kırk yıl sonraki en büyük değer su ile toprak olacak. İnsanlığın geleceği tehlikeye giriyor. Hepimizin bunu önlemek adına yapacağı bir şeyler bir şeyler var! Belediye olarak iklim değişikliği ile mücadele birimleri müdürlükleri kuruyoruz. Halk sağlığıyla, çevreyle, ekolojik dengenin korunmasıyla ilgili toplantılar, paneller düzenleyeceğiz. Halkımızı bilinçlendireceğiz.”

***

Başkan Karalar’ın sözlerini “içten” buluyorum…

Sözüm ona hem “iklim değişikliğine” neden olan etmenler konusundaki sözlerine, hem bu etmenlerin bilinmesi konusunda yapacağı çalışmalara, hem de olumlu sonuçlar sağlamak adına eylem içerisinde olma istemine…

Bu konuda “herkesin” yapacakları vardır elbette de…

Bunu “herkesten” beklemekten daha çok, özellikle “iklimi” bozanların üzerine gidilerek çözüm aranması gerektiği kanısındayım.

Kin bozmuşsa bilmeyen yok!

Yurttaşlara “yardım” adı altında dağıtılan “kalorisi” iğdiş kömürden, gökyüzünü kara-kirli bulutlarla kirleten santrallere, ağaç kesmekle yarışan katmana değin…

***

Öyle, “toprak, su” önemli!

Doğanın “kıt” kayanları…

Doğru kullandıkça artan, “yanlış” kullandıkça azalan değerlerdir.

Toprağa, “daha çok” ürün almak için “kimyasal ilaçla-gübreyle” nasıl “zarar” veriliyorsa, o toprağı “sözde” uyandırmak için akıl almaz biçimde kullanılan “su” konusunda da “aynı” sorun yaşanmakta!

Toprakta, suda yaşanan olumsuzluklar, köyden kente tüm bölgeleri de etkisi altına almakta gecikmeyecektir ki, Başkan Karalar şunu söylüyor:

“Para kazanma hırsıyla iklim değişikliğine yol açanlarla mücadele etmek kolay değil ama bizler mücadele edeceğiz. Gelecek kuşağa daha güzel bir dünya bırakmak, iklimin daha az ısınması konusunda üzerimize düşeni olanaklar doğrultusunda yapacağız. Söz veriyorum…”

***

Anakent Belediye Başkanı Zeydan Karalar’a “iklim değişikliği” konusunda yapacağı çalışmalara destek olmak isteyenlerdenim.

Bu doğada biz yaşıyoruz çünkü,

Yarın çocuklarımız yaşamlarını sürdürecekler…

Adana’da da şimdi biz yaşıyoruz çocuklarımızla,

Yarın çocuklarımız çocuklarıyla yaşamlarını sürdürecekler…

Doğanın, kendine yapılan “yanlışı” er-geç önümüze çıkardığını, tüm canlıları ayırmadan cezalandırdığını biliyoruz.

“Güçlüyüm” diyenlere de “bu” benimsetilmeli…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.