Cumhuriyet insan sağlığının da yeniden kurulduğu dönemdir.

Düşünün, Cumhuriyet ilan edildiğinde Türkiye’de 554 hekim vardı.

69 Eczacı, 560 sağlık çalışanı, 136 ebe ve de sadece 4 hemşire vardı.

****

Cumhuriyet kurulurken, 13 milyon nüfusun yarısına yakını hastalıklarla boğuşuyordu.

Sıtma, verem, frengi, trahom, kızamık, kızıl, tifo, çiçek, dizanteri, lekeli humma gibi pek çok hastalık insanımızı kasıp kavuruyordu.

Bu alandaki savaşımda en büyük engellerin başında yobazların direnişi geliyordu.

‘Osmanlılardan Cumhuriyet’e Bilim’ adlı kitabında Osman Bahadır, bu alanda yapılanları rakamlarla anlattı:

“Bu büyük başarının sırrı, elbette, elinde tuttuğu meşale bilim olan bir liderin öncülüğündeki genç ve inançlı bir topluluğun, liderine, ülkesine, bilime ve geleceğine olan yüksek inancında yatıyordu.

Bu topluluk, büyük zorluklar içeren ve fedakarlıklar gerektiren mücadelesinde sadece mikroplara karşı değil eğitim olanağını bulamadığı için hurafelere esir düşmüş insanların önyargılarına karşı da savaşmışlardı.

Belki de daha zor olanı buydu. Çünkü hastalar şifaya kininde değil muskada arıyordu. Hastaların kökeniyle ilgili hurafelerin sayısı belirsizdi. “

****

O hurafelerin boyutlarını anlatmak açısından İlhan Selçuk’un kaleme aldığı ‘Yüzbaşı Selahattin’in Romanı’ adlı yapıttan bir olay aktarmak isterim:

“Ben bütün ömrümde 3-4 bin lira para biriktirdim, memleketime dönüp yerleşeyim, bir eczane açayım, hem halkın sağlığına hizmet ederim hem de hayatımı kazanırım diye düşünüp buraya geldim (Kütahya Simav). Bir eczane açtım. Ama bu girişim bazı çevrelerin çıkarına ve bağnazlığına aykırı düştü. ‘Dua ve muska dururken gavur icadıyla iş görülür mü? Bu tutum dinimize uymaz’ diyenler bir gece eczaneyi basıp bütün ilaç şişelerini kırdılar, ilaçları yere döktüler.”

(Yüzbaşı Selahattin’in Romanı, İkinci Cilt, İlhan Selçuk, Cumhuriyet Kitapları, sayfa 100).

****

Bırakalım Osmanlı dönemini, Cumhuriyet’in ilk yıllarında aşıya gavur icadı gözüyle bakıp, çocuklarını aşılatmıyorlardı.

****

Osman Bahadır Cumhuriyet dönemindeki sağlıkla ilgili çalışmaları anlattıktan sonra şu noktanın altını çizdi:

“Bulaşıcı hastalıklara karşı Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki bu mücadele, ülkemizde bilim ile hurafe mücadelesinin ve bilimin hurafeye üstün gelmesinin öyküsüdür. Bu, gerçekte Cumhuriyet döneminde bilimin en büyük başarı öyküsüdür de.”

****

Bu yazının dipnotu: Grip aşısı krizi kapıda. AKP iktidarı en önemli aşı üretim merkezlerinden biri zarar ediyor gerekçesiyle kapattı. Cumhuriyet döneminde kurulan Dr. Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü 1931’de verem aşısı üretmeye başladı, ardından kuduz, çiçek ve kolera, tifüs, boğmaca, inflüenza aşıları geldi. Enstitü, 1940’lı yıllarda aşı ihraç etmeye bile başlamıştı. Özal döneminde gözden düşürülen Hıfzısıhha Enstitüsü, yıllar içinde yatırım yapılmayınca 2004 yılında AKP iktidarı tarafından kapatıldı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.