Doğrusu ya, bu kadarını beklemiyordum.

Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, korkmuyor.

Tayyip Erdoğan’a meydan okuyor.

Ona demediğini bırakmıyor.

Peki, bu cesareti nereden alıyor?

-Demek ki çiğ yemiş, o yüzden de nefesi kokmuyor…

Erdoğan da ona parmağını sallayamıyor.

Pazar günü, İstanbul’da Gelecek Partisi’nin il binasının açılışını yaparken söyledikleri çok sert: “Şatafat, kibir, şeffaflıktan kopuş ve yolsuzluk ekonomi kaynaklarını tüketiyor. Kendi oğlunu diğer vatan evlatlarından ayıran biri devlet adamı olamaz.”

Fakir fukaranın çocukları Suriye’de şehit olurken AKP’lilerin çocuklarının krallar gibi yaşamalarına bir gönderme yok mu burada?

Davutoğlu, bununla da kalmıyor: Erdoğan ile kumpasçı Pelikancıları özdeşleştirerek AKP’ye meydan okuyor: “Bu ülkenin kaderini mahkum etmek isteyen ister FETÖ, ister PKK, ister Pelikan olsun onların karşısında çelik bir iradeyle duracağız. FETÖ darbesine karışanların kardeşleri iltifat görüyor, başkaları uzak akrabalarından dolayı KHK ile işten atılıyorsa burada adaletten bahsedemeyiz.”

Kendi partisi ile AKP’nin bir ilgisinin bulunmadığını da özellikle vurgulayan Davutoğlu, toplumun şiddetle ihtiyaç duyduğu adalet, hürriyet ve dürüstlük kavramlarına vurgu yaparak yol almaya başladı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu ağzını açsa hemen mahkemeye koşan Erdoğan hem Saadet Partisi Lideri Karamollaoğlu’nun “FETÖ’nün siyasi ayağı AKP’nin kendisidir!” sözünü duymazdan geldi hem de Davutoğlu’nun salvolarını sessizlikle geçiştiriyor.

Ama bu eleştiriler er geç AKP tabanında yankı yapacaktır.

ALİ BABACAN TRUVA ATI MI?

AKP’nin eski Maliye Bakanlarından Ali Babacan, Erdoğan iktidarlarının ülkeyi rayından çıkardığını, yeni ve özgürlükçü bir partiye ihtiyaç doğduğunu söyleyerek bir manifesto yayımladı. Abdullah Gül ile birlikte hareket ettiği bilinen Sayın Babacan, sözünü ettiği o partiyi bir türlü hayata geçiremedi.

Bu ikircikli tutumu aklıma onun bir Erdoğan projesi olduğunu getiriyor. Parti içinden çıkıp Erdoğan’ı eleştiren… Ama elinden hiçbir şey gelmeyen… Sadece konuşan… İkide bir boynunu uzatıp sonra başını hemen geri çeken… Bu tavrıyla da partiden ayrılanların iş yapamaz tipler olduğunu kamuoyuna göstermeye yarayan bir Ali Babacan…

Yarasa yarasa Erdoğan’a yarar.

Korkak birisi olduğu bilinen Abdullah Gül’den işte böyle ne köy olur ne kasaba… Belli ki Erdoğan ona fırçasını atmış, suspus etmiş…

Bu nedenle Ahmet Davutoğlu’nun ağırlığı daha bir artıyor.

ÖLME ARKADAŞ!

AKP Lideri Erdoğan, partililere seslenirken sözü İdlib konusuna getirerek, “Gerekirse ölmeyi göze aldık!” demiş.

Dur be arkadaş, dur! Ölmeni istemeyiz de başkaları da ölmesin. Elin çocukları üstünden şehitlik ve ölüm nutukları atmak kolaydır.

Ama görüyoruz ki sizin AKP yöneticilerinden kimselerin çocukları şehit olmuyor.

Ok atmada mahir olan oğlunuz Bilal Bey, okçularıyla birlikte İdlib’e gidip ıslık çalan oklarıyla zalim Esed’in tanklarını havaya uçururlarsa vallahi bu nutuklarınıza hak vereceğiz.

O zaman İdlib’de yuvalanan IŞİD kalıntıları daha bir canlanacak, Esed’in ordularını yere serecek ve hep birlikte Emevi Camii’nde namaz kılabileceksiniz.

NEDİR BU EMEVİ CAMİİ?

2007’de Şam’a gittiğimde Emevi Camii’ni de gezdim.

Burasının aslı bir putperest tapınağıdır. Hıristiyanlar, o tapınağı kilise yapmış. Müslümanlar Şam’ı alınca da burasını camiye çevirmişler. O dönemdeki İslam devletine isyan ederek padişah olan Muaviye burasını hükümet merkezi yapmış. Camiye ilk minberi de o yaptırarak buraya çıkmış ve kendisini halktan ayırmış. (Ziyaretimde ben de o minbere çıkıp oturdum ve ‘İşte, Muaviye’nin yerine geçtim!” dedim; arkadaşlar bir hayli güldüler.) Sünnilik denilen mezhebi yaratan işte bu adamdır.

Ama bu caminin hikâyesi daha pek çok olaya sahne olmuştur. Muaviye’nin oğlu Yezit, 680 yılında Hz. Ali’nin oğlu Hüseyin’i Kerbela’da bütün yakınlarıyla kılıçtan geçirtti. Hüseyin’in başını kestirip Şam’a getirdi. İşte o baş da daha sonra bu camiye gömüldü.

Emevi Camii Sünni mezhepten insanların sembol yeri olduğundan, Emir Timur, 1400 yılında Şam’ı alınca, ileri gelen Sünnileri buraya çağırdı ve cami ile birlikte ateşe verdirdi.

Emevi Camii, Hz. Muhammet’i öldürmek için 3 ayrı sefer yapan Ebu Süfyan’ın soyunun iktidarını ortaya koyduğu bir yer olarak öne çıktı. İslam dinini saltanat dinine çeviren Muaviye ile işte bu cami özdeşleşmiştir. Bu yüzden saltanatçı Sünniler, Emevi Camii’nde namaz kılmayı, çok severler. Peygamber’in torunlarını katledenlerin, Cuma namazlarında Ali ve soyuna küfredenlerin mekanı olan bu yer onları rahatsız etmez, mutlu eder.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mahmut Olca 2020-02-18 02:03:26

Mükemmel bir vurgu ile yazıyı noktalamışsınız. Kaleminize sağlık.

Avatar
Muhsin Salman 2020-02-17 21:55:10

Mazlumun Ali'si var iken zalimin Muaviye si olmuş peşin Yez it zulmünü sürdürmüştür

Avatar
Deist 2020-02-18 16:09:42

Bilal oglan kendi okunun isligi yerine bir füze isligi duydumu, kendisi arkadan islik calar valla.