Uzmanlar YURT'a konuştu: Türkiye bir ekonomik krizin eşiğinde mi?

Uzmanlar YURT'a konuştu: Türkiye bir ekonomik krizin eşiğinde mi?

Türkiye’de yaşanan ekonomik gerilimi değerlendiren uzmanlar, iç politikanın etkisinin ekonomide kendini gösterdiği görüşünde. Büyük borçlara girilmemesi konusunda vatandaşı uyaran ekonomistler, krizin politik olduğunu ve ancak güven ortamı yaratmakla çözüleceğini söylüyorlar

YURT Gazatesi-Ülkü ÇOBAN/ Türkiye’nin son günlerdeki ana konusu döviz kurundaki yükselişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan “Yastık altındaki dövizinizi bozdurun” dedi; önlemler alınmaya çalışıldı, hatta esnaf dövizin alışverişe dâhil edilmesi için kampanyalar düzenledi. Merkez Bankası’nın son açıklamasıyla dolar ciddi yükselişini durdurdu, hatta bir-iki adım geri attı.  MB Başkanı Murat Çetinkaya "Şokun bir bölümünün geri alınma olasılığı da var. Gerekirse tüm araçlarla adım atarız" mesajı verdi. Ekonomik krizler sicilinin hafızalarda tazelenmesiyle, “Acaba Türkiye bir ekonomik krizin eşiğinde mi?” sorusu akıllara geldi. Geçtiğimiz cuma gerçekleşen Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun kararları beklenirken en önemli soru aslında “Ne yapılmalı?” oldu.

Türkiye neden bu çeşit ekonomik dalgalanmalara sahne oluyor? Dolar neden yükseliyor? Alınan önlemler yeterli mi ya da doğru mu? Merkez Bankası’nın kararları ne kadar etkili ya da MB karar alabilme yetkinliğine ne kadar sahip?  Bu hafta Türkiye ekonomisine dair sorular sorduk ve ekonomi-siyaset ilişkisini inceledik.

 

Uzmanlar YURT'a konuştu: Türkiye bir ekonomik krizin eşiğinde mi?

 

Mustafa Sönmez/ İktisatçı-Yazar

 

Yaşanan ekonomik değil,  politik krizdir

 

*2001 ve 2008 krizini yaşadık, bugün benzer bir süreçten geçtiğimizi söyleyebilir miyiz?

 

Görüntü olarak benzer şeyler var ama nedenler bu krizde farklı. 2001 yılında tamamen iç ekonomik dar boğazdan kaynaklanan bir kriz vardı. 2009’da ise dışarıdan gelen sert rüzgâr hâkimdi, dünya ekonomisi krize girdiği için Türkiye de etkilendi. Bugün ise Türkiye’deki politik ve jeopolitik riskler yüksek. Hukuksuzluk ve insan hakları ihlalleri, dış politikada maceracı bir duruş sergilemek Türkiye’nin risklerini arttırmış durumda.

 

*Günümüzde krize neden olan siyasi etkenlere OHAL, başkanlık sistemi tartışmaları, referandum beklentisi gibi başlıkları da ekleyebilir miyiz?

 

Tabii, bütün bunlar zaten gerekçeler. AB ile ilişkilerin gerilmesi bunu ifade ediyor çünkü AB, “OHAL’i kaldırın, demokratiklesin, yargıyı-medyayı özgür bırakın, KHK’larla ülkeyi yönetmekten vazgeçin” diyor. Bu kriz ağırlıklı olarak aslında bir politik krizdir.

 

Yastık altı’ eğlencelik söylemdir

 

*Cumhurbaşkanının yastık altındaki dolarları bozdurup demesi kısa vadede işe yaramaz mı?

 

Hiç ise yaramaz, yastık altı filan aslında eğlencelik söylemler. Yastık altında ne kadar para olacak ki?

 

*Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun (EKK) kararları toparlayıcı olabilir mi?

 

EKK ne açıklarsa açıklasın asıl mesele politik güven ve riskin azaltılması meselesidir. EKK’nın elinde ne silah var? Faiz arttırırsa bu kez ekonomi buz keser, yüksek faiz ortamında ne yatırım olur, ne kredi talebi olur. Dolayısıyla burada EKK’nin alacağı kararların hükmü yoktur, bunlar hep kozmetik kararlar olabilir.

 

*Yani uygulanacak bir yöntem değil mi size göre?

 

Hiç değil,  Erdoğan topluma “Kuşatıldık, bizi alt etmek istiyorlar, vatan millet her şeyi bir kenara bırakıp buna direnmeliyiz. Beni başkan yaparsanız,  bu dayanışmanın uzantısı olarak sandıkta beni destekleriniz bu problemlerin üstesinden geliriz” imajı yaratmaya çalışıyor.

     

Prof Dr. Sadi Uzunoğlu / Ekonomist-Öğretim Üyesi

 

Finansal bir kaos ortamı var

*Uzunca süredir doların yükselişini tartışıyoruz. Dolar neden yükseliyor?

 

Sadece dış ya da iç dinamiklere bağlamak yanlış, “Bizden kaynaklanıyor” demek tek başına doğru değil, çünkü bütün marketler etkileniyor ama onlar paralarının değer kaybına baktığımız zaman daha az etkileniyor gibi görünüyor.

 

*Türkiye neden daha fazla etkileniyor?

 

Türkiye’nin daha fazla etkilenmesinin nedeni iç dinamiklerin buna eklenmesi. OHAL, hukuk ve adalet sistemi üzerinde yapılan tartışmalar, Güneydoğu Anadolu’da yaşanan olaylar, Suriye’de yaşanan olaylar, AB ile yaşadığımız ciddi sorunlar, AB’de tam vize noktasına varmışken Şangay’a giden bir söylem…  Bütün bunları bir araya getirdiğimizde ekonomi üzerinde ekstra stres yaratıyor.

 

* Cumhurbaşkanı’nın ‘yastık altındaki dolarları çıkarın’ söylemi kısa vadede bir etki yaratır mı?

 

Hayır, hiçbir etkisi olmaz; çünkü dolarların bozulması demek, piyasada birileri de dolar alıyor demek. Alıcı olmadan zaten satıcı olmaz.

 

*Döviz bozanlara yarayacak bir durum mu?

 

Onun garantisi de yok, dalgalı kur sistemindeyiz. 3-5 kişinin ve kurumun döviz bozmasıyla sorunu çözemezsiniz. Türkiye’deki ihaleler ve kamu tahsilatlarının dolar bazında değil TL ile anlaşmalarının yapılması gerekiyor. Köprülerden geçişlerde vs…

 

*2001 ve 2008’de biz bu dönemlere benzer bir süreçten mi geçiyoruz? Finansal bir kaos ortamı içerisinde miyiz?

 

Var tabii ki, finansal bir kaos var. Aşırı dalgalanmaya biz kaos diyoruz zaten.

 

Türkiye’de yaşanan olay resesyondur

 

*Bu kaos, krize gidiyor mu?

 

Zaten dünya ekonomisi de, Türkiye ekonomisi de 2008-2009 kriz sürecini atlatabilmiş değil. Şu anda yüzde 4’ün altında büyüyerek, potansiyel büyümemizin altındayız. Dolayısıyla durgun bir ekonomiye sahibiz. Türkiye’de şu anda yaşanan olay resesyon, yani durgunluktur, çünkü potansiyel büyümenizin altında bir performans gösteriyoruz. Benim anladığım kriz ise çok farklı bir şey.

 

*Sizin anladığınız kriz nasıl?

 

Kriz, düzeltmedir. Kriz çözümdür, çözümün olduğu zamandır. Bu yaşadığımız durgunluktur, kaostur.

 

Büyük borçlara girmeyin

 

*Bazı ekonomistler borçlanmayın, nakitiniz dursun gibi uyarılar yapıyorlar. Siz ne söylersiniz, bu tarz uyarılarınız var mı?

 

Likit kalmalarını tercih ederim. Şu anda çok büyük borçlanmalara girmelerine gerek yok. Hele de değişken faizle asla girmesinler. Değişken faizle borç almasınlar. Nakit dengelerini iyi düzenlesinler, likiditelerini sağlam tutsunlar, çünkü kurun enflasyona etkisini daha görmedik.

 

Uzmanlar YURT'a konuştu: Türkiye bir ekonomik krizin eşiğinde mi?

Prof. Dr. Esfender Korkmaz / Ekonomist-Akademisyen

Siyaset kaynaklı bir ekonomik bunalım

 

*2001 ya da 2008 öncesine benzer bir süreçten geçtiğimiz söylenebilir mi?

 

Bugünkü ekonomik sorun cumhuriyet döneminde yaşadığımız sorunlardan çok farklı,  Türkiye 1994’te ve 2001’de finansal kriz yaşadı. Finansal krizler reel sektöre sıçramadan önlendi çünkü siyaset desteği vardı. Dolayısıyla bu krizler bir yıl içerisinde atlatıldı.  Şimdi bugün ise ekonomide bir kaos var. Bunun adına ne kriz denir, ne durgunluk denir;  bunun adı bunalımdır, ekonomide bunalım yaşanıyor. 

 

*Bunalıma neden olan etkenler neler?

 

İç siyasette iki temel neden var: Biri OHAL, yalnızca OHAL dönemi için bir takım uygulamalar yapması gerekirken kalıcı kararlar ve uygulamalar alınıyor. İkincisi ve daha önemlisi başkanlık sistemidir.  Başkanlık sistemi yeni bir rejime geçmek demektir. Dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun yeni bir rejim daima toplumda tedirginlik ve panik yaratır.

 

*Kaos, ekonomik krize doğru gider mi?

 

Kriz olsa Türkiye bir yılda çıkar, durgunluk olsa talep arttırıcı önlemler alırsın, faizleri düşürür durgunluktan çıkarsın. Bu bir ekonomik bunalım ve siyasetten kaynaklanıyor.

 

Başkanlık rejimi ekonomiyi vurur

 

*Başkanlık sistemi için bir referandum söz konusu olursa Türkiye ekonomisi daha ciddi bir tepki verir mi?

 

Bunalımdan çıkışını bir defa engeller; hangi önlemi alırsanız alın, hangi planlamayı yaparsanız yapın dikiş tutmaz. Çünkü bizzat başkanlık rejiminin ekonomiyi vurması kaçınılmaz.

 

*Bu durumda vatandaş ne yapmalı… Taksitli alışveriş yapmayın uyarıları var örneğin.

 

TL’yi çok fazla elinde tutarsa kaybı olur, yarın kurlarda bu panik içerisinde daha çok artış olabilir. İnsanların kooperatifleşmesi, ortaklıklar yapması, daha çok gayrimenkule yönelmesi daha güven verici geliyor bana. Altın da son elli yılda tasarruf aracı olmamıştır.  Vatandaş başkanlık sisteminden ve OHAL’den vazgeçip siyasi iktidarı sağlayın diye baskı yaparsa akıllıca bir iş yapmış olur.

 

İbrahim Kahveci / Ekonomi yazarı

Siyasetçiler güç bizde derse, piyasa tepki verir

 

*2001 ya da 2008 öncesine benzer bir süreçten geçiyor muyuz? Finansal bir kaos var mı?

 

Ekonomiye finans gözüyle bakarsak her zaman dalgalanma olur. 2001’de sert bir dalgalanma oldu, neredeyse tamamı bize özgüydü. 2008’de yine sert dalgalanma oldu bize özgü değildi. Şimdi ise 2001 ve 2008 kadar sert değil henüz ve tamamı da bize ait değil.

 

*Doların yükselmesi ile ilgili iç dinamikler mi, küresel dinamikler mi etkili?

 

Aslında bunun ağırlığı gün gün değişiyor. Toplama baktığınız zaman Türkiye mayıs ayından bu yana olumsuz olarak ayrışıyor. Mayıs ayı Türkiye’de başbakanın değiştiği tarihtir. Yani seçimle gelen bir başbakanın değişiminin yaşandığı dönemden itibaren, Türkiye uluslararası piyasalarda finansal anlamda olumsuz ayrışan bir konuma geçti. 15 Temmuz’da da darbe girişimi… Bu iki hareket Türkiye’yi negatif etkiledi.

 

*Referandum beklentisi ve başkanlık tartışmalarının ekonomi üzerinde bir etkisinin olduğunu söyleyebilir miyiz?

 

Tabii ki etkileri olacak, nasıl ve ne yönde etkileri olacak henüz net bir kestirme yapamıyoruz. Şu anda başkanlık sisteminin piyasada bir kurtarıcı formül olarak görüldüğünü finansal göstergelerden göremiyoruz.

 

Döviz satarak engel olamazsınız

 

*Cumhurbaşkanı Erdoğan yastık altındaki dolarlarınızı bozdurun dedi. Bu durum kısa vadede ekonomiyi etkiler mi?

 

Bu tür hareketler döviz fiyatlarının belirlenmesinde arz ve talepleri etkileyen hareketler değildir. Dışardan 100 milyar dolar getirseniz ve piyasaya satsanız yine etkilemez. Sadece bunun moral motivasyon ve iç piyasanın canlılığı açısından önemi var. Döviz fiyatlarını düşürme açısından vatandaşın satacağı dövizin bir etkisi olamaz.  Döviz satarak dövize engel olamazsınız.

 

*MB’nin kararlarını nasıl yorumlarsınız? Bağımsız karar alabiliyor mu?

 

Ne zaman ki MB’nin bağımsızlığına müdahale ediliyor, piyasa bunu fiyatlıyor. MB bağımsız olursa piyasanın ateşi daha sönük olur, çünkü silahlar MB’de; hükümette ya da siyasette değil. Paranın kontrol silahı hiçbir zaman hükümette olmaz. Paranın kontrolü MB’dedir. Siyasetçiler güç bizde derse piyasa hemen tepkisini gösterir.