'Birlikte çok güzeliz'

'Birlikte çok güzeliz'

Banu Özdemir Adalet Yürüyüşü izlenimlerini YURT için yazmaya devam ediyor...

'Yeni' bir haftaya merhaba…

Bugün, “yeni” bir tarih yazdığımız yürüyüşü Maltepe ile taçlandıracağımız haftanın ilk günü.

Sabah 07:00.. Çadırımın tepesinden nefesini yüzüme ılık ılık hissettiren rüzgar ile uyanıyorum sabaha.. Duygu dolu bir gece geçirdik dün gece hep birlikte… Sivas’a yakılan ağıtlar, Madımak’a söylenen türküler damla damla yağdı yüreğimize…

Haksızlıklara, hukuksuzluklara, yolsuzluklara karşı artık yeter dediğimiz bu yürüyüşü anlamak için her bir kilometresini, her bir karesini iyi tanımak lazım diye düşünüyorum.

Dünya siyasi tarihine rekor olarak geçecek ve Türkiye siyasetine yeni bir boyut açacak olan bu yürüyüşü sadece siyasal düzlemde değil, sosyolojik boyutta da incelemek gerektiği kanaatindeyim.

Bu onurlu yolculuğun atmosferini soluyan her bir birey ne demek istediğimi yaşıyor esasen.. Diktaya karşı baş kaldırılan, özgürlükler için sokakların arşınlandığı Gezi zamanı gelişen örgütlülük bilincinin, daha perçinlemiş halini bu yürüyüşte görüyor insan çünkü.

Bundan kısa bir süre önce, okey masasında taş vermediği için oyun arkadaşını vuran muhtardan, hazzı zavallı bir sokak köpeğinin kulağını kesmekte bulan bir yurttaşa kadar, Türkiye’nin nasıl bir psikolojik travma içinde olduğuna dair bir haberle uyanıyorduk sabaha.
 
İşte bu yürüyüş, ülkemizin son yıllarda en çok ihtiyacı olan şeyi sağladı,iktidarın ayrıştırma politikalarına rağmen.

"Toplumsal dayanışma ve örgütlülük bilinci"
    
Kahve içmek için oturduğum masaya, sipariş etmememe rağmen lahmacun gönderip hesap almayan Akyazı ‘lı esnaf,

Şehir merkezine uzak olan kamp alanımızda, gecenin 3’ünde sigara paketlerinden birini “ben de bir tane fazla var” diyerek bizimle paylaşan hiç tanımadığım genç..

Gözlükten, cüzdana, telefondan, kaleme kadar kaybolan her şeyi Adalet Otobüsü’ne bildirip anons ettiren kişiler,

Apartmanından ellerinde sürahi ile inip yürüyüşçülere su veren teyzeler,

Güncemi daha sağlıklı yazmam için öğlen molasında bana odasını veren bir benzin istasyonunun şefi,

Çadırlarımızın zeminine sermemiz için battaniye ve nevresim takımlarını hibe eden  otel yetkilileri,

Eski bavulumu İzmir’e götürüp, yeni bavulu kamp alanımıza ulaştıran İzmir’den gelen dostlar,

Birbirilerinin ayaklarına pansuman yapan vekiller, 

Şarj aletinin kablosunu bizimle  paylaşan polisler,

Tüm günün hızlı temposu ve stresine rağmen, yemek standından tablotu ilk bizlere uzatan genel başkanımızın korumaları,

Lojistik malzeme tedariği ile yürüyüş boyunca yokluğunu hiç hissetmediğimiz yerel yönetimler,"

Gerek sosyal medyadan, gerek telefondan yazdıkları mesajlar ile gücümüze güç katan ,gönlü ile bize iştirak eden neferler…

Bu liste uzar gider..

İnsan dostlarını yolda tanırmış derler ya.. Yoldaşlık duygusunun en güzel halini bu yürüyüşte yaşıyoruz işte..

Her uyandığımız sabah, gökyüzüne daha sevgi dolu bakıyoruz bu vesiyle.. Her attığımız adımda, hırslarımızdan, egolarımızdan biraz daha sıyrılıyoruz.
Hiç tanımadığımız insanlara sarılıyoruz, kalplerimiz aynı çığlığın ritmiyle atıyor çünkü biliyoruz..

Tek bir kişinin burnu kanamadan devam ettirdiğimiz bu yolculuğumuzda, bilinç altımıza kodlanan nefret söylemlerine rağmen, damarlarımıza sevgiyi pompalıyor, ruhlarımızı özgürleştiriyoruz.

İbrikdere mevkiinde verdiğimiz kısa molamızın ardından,Kartepe ‘ye doğru yol alıyoruz.

“Haramilerin saltanatını yıkacağız, bekle o günler gelsin İstanbul” diye inliyor yollar.. Güzergah üzerinde binleri  bağrına basan nineyi görüyoruz. Sonuna kadar açmış kollarını, ta oradan duyuruyor sesini "Kılıçdar Sen Çok Yaşa"

Serin başlayan sabah yerini, fiziksel şartlarımızı zorlayan bir sıcağa bıraktığında öğle molasına giriyoruz Kartepe’de.

Türk Siyasi Tarihi’nde ilk kez bir siyasi parti, Parti Meclisi toplantısını çadırda yapıyor. Vekillerimizi, parti yöneticilerimizi zor koşullarda bu çadırın altında eksilmeyen tebessümle bir araya getiren şey, adalete olan susuzluğumuz.

Ve bu çadır öyle bir çadır ki, yolun her bir kilometresine farklı taşları katıyor,çoğalıyor büyüyor.

Aynı bayrağın altında, barış ve huzur içinde yaşamanın mümkün olduğunu gösteriyor.

PM toplantısının ardından başladığımız son etabımızda, bugünde açılan  1011 km’lik bayrağın altında her görüşten insanı bir arada tutan, Kartepe Köprüsü’nün altında Türk Bayrakları ile bizleri karşılayıp korteje katılan HDP grubunun nedeni, 15 Haziran’dan beri haykırdığımız,bugün demokrasinin gerçekleşmesi için ihtiyaç olan yegane kavram “adalet”.

Bizleri bir arada tutan barışa, özgürlüğe ve demokrasiye özlem değil midir?

Sanatçılardan, yazarlara,vekillerden,avukatlara,

Atanamayan öğretmenlerden, döner sermaye dişlisine sıkıştırılmış doktorlara,

Hak için,

Hukuk için,

Adalet için,

bu yolculukta yanımızda bulunan tüm yoldaşlar..

Biz birlikte çok güzeliz…

Turuncu’nun Seyir Defteri

03.07.2017

Not: Dün (02.07.2017.) CHP Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Tekin Bingöl rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Kendisinin tez zamanda sağlığına kavuşup, aramıza yeniden katılmasını diliyorum.