Meral Akşener'den AKP'yle ilgili olay yaratacak 'İmralı' iddiası: "Daha yeni İmralı’ya adam gönderdiler, yardım istediler"
İYİ Parti Genel Başkanı lideri Meral Akşener, Yeşil Sol Parti'nin Kılıçdaroğlu'na destek açıklaması ve AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'sandığı' hedef alması ile ilgili konuştu. Akşener ayrıca AKP ile ilgili dikkat çeken 'İmralı' iddiasında bulundu.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Habertürk'te Fatih Altaylı'nın sunduğu Teke Tek programının konuğu oldu. Akşener, merak edilen soruları yanıtladı. Akşener, AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Kandil'in desteğiyle bu ülkede cumhurbaşkanı olacak. Benim milletim Kandil'den aldığı destekle cumhurbaşkanı olana bu ülkeyi teslim etmez." sözlerine ilişkin, "Eğer ben Kandil ile ben PKK ile ben bilmem nere ile herhangi bir dolaylı, dolaysız, direkt, indirekt irtibat kurmuşsam yuh olsun size, bana gerekeni yapmadığınız için. Derhal Sayın Erdoğan, o şerefli Türk polislerini benim yanımdan çeksinler. Benim bir elimde PKK bir elimde Hizbullah yok. Ben, Oslo'da bulunmadım. Ben, Megri'de teröristlerin kafasından konfeti temizlemedim. Habur rezaletini yapmadım. Alt tarafı bir seçim kazanmak için bu ülkeyi parça pinçik etmeye kimsenin hakkı yok. Bu suçtur. Koskoca Cumhurbaşkanı." yanıtını verdi.

"HDP'NİN MASADA OLMADIĞINI HERKES BİLİYOR"
Akşener, Yeşil Sol Parti'nin Millet İttifakı'nın ortak cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu'na desteğini açıklamasıyla ilgili şöyle dedi:
"HDP'nin o masada olmadığını herkes biliyor. HDP'nin Mithat Sancar tarafından Sayın Kılıçdaroğlu'nu destekleyeceğini açıklaması için de ilginç, herhangi bir pazarlık, herhangi bir kadro, herhangi bir başka mevzunun bulunmadığını da ilan ederek açıkladı.
"MHP, HÜDAPAR İLE YAN YANA OLMAYI KABULLENDİ"
HDP diyor ki 'hayııır böyle bir durumumuz yok'. Millet İttifakı içinde en çok biz gagalanıyoruz bu konuda. Biz diyoruz ki yok burada oturmuyorlar. MHP, HÜDA-PAR ile yan yana olmayı kabullendi. Dolayısıyla herhangi bir Hizbullah ile yakınlıkları yok dediler geçtiler. Böyle bir sistemin içinde HDP'nin oturmadığı masada HDP var diye diye iki parti burada hakaret işitiyor. Önce biz, ondan sonra da HDP'ye de ayrı bir hakaret zinciri oluyor.
"HDP VE İYİ PARTİ BİRBİRİNE KARŞI SON DERECE DÜRÜST"
Mevzu şu. HDP'yi diyelim ki CHP, dedi ki kardeşim onların oyu daha güzel, daha yüksek. Yetmiyor sizin oyunuz. Biz onu davet ediyoruz dedi. Biz kalkarız. O kadar açık söylüyoruz ve o kadar ilginç ki HDP ve İYİ Parti birbirine karşı son derece dürüst. Bizim ne arkadan ne önden dolaylı dolaysız ilişkimiz yok. Onların bizimle, bizim onlarla yok.

"HER SİYASİ PARTİYE OY VEREN HERKESİN OYUNU İSTİYORUZ"
Ama bir şey daha var. Çok çirkin. İpin ucu o kadar kaçtı ki. Kürt eşittir PKK haline geldi. Bu yanlış. AKP, Kürtlerin oyunu istemiyor mu? İYİ Parti, CHP diğer partiler istemiyor mu? Hepimiz istiyoruz. Türkiye'de yaşayan herkesin oyunu istiyoruz. Her siyasi partiye oy veren herkesin oyunu istiyoruz. HDP'nin içinde yüzde 100 PKK'yı destekleyen Kürtlerin oyu elbette vardır. Ama PKK ile alakası olmayan insanların da verdiği oy vardır.
ÇÖZÜM SÜRECİ HATIRLATMASI
2005, Sayın Erdoğan gitti. Diyarbakır'da açıklama yaptı. O gün beni Hakkari'den bir abim aradı. Ya Meral, bacım geldin bizim evde kaldın. DYP'de politika yapmış bir abim. Herkesi tanıyorsun. Korucudur onlar. Bana yeğenlerim ve torunlarım diyor ki dede, amca, biz Kürt halkına ihanet mi ettik? Bu söylenen tarih 2005. Şimdi çözüm süreci, açılım süreci diye adlandırılan çeşitli safhalar gerçekleşti.
"BİZİ DIŞ GÜÇLER BÖLEMEDİ AMA BU DİL BÖLER"
Allah var Sayın Bahçeli, ben o zaman MHP'de vekildim, 2007'den sonra. Sayın Bahçeli de ortalığı yıkmadı bu açılımdan, demokratik süreçte. Demedi ki ben sizin bacağınızı kırarım. Sandıkta görüşeceğiz dedi. Vatandaşa dendi ki bu iş yanlıştır, siz doğru buluyorsanız AKP'yi biz yanlış buluyoruz, yanlışsa bizi destekleyin. Bu atmosferden geldiğimiz nokta şu. AKP'ye oy veren Türk-Kürt 1. sınıf vatandaş, AKP'ye oy vermeyen Türk ve Kürt hain ve terörist. Bunu çok tehlikeli buluyorum. Bizi o dış güçler bölemedi ama bu dil böler.
"HİZBULLAH'IN YAN KOLU BİLDİĞİMİZ HÜDAPAR, ERDOĞAN'I DESTEKLEMEYE DAVET ETTİ"
HDP dediğimiz mevzuda da HDP'ye oy veren insanları HDP herhangi bir pazarlık yapmadan Kılıçdaroğlu'nu desteklemeye davet etti. Peki, Hizbullah'ın yan kolu bildiğimiz HÜDAPAR'ı ise, listenin içinde yer aldı AK Parti'nin. Görüşlerinden de vazgeçmedi. İlk dört madde, bayrak, Hizbullah terör örgütü değildir gibi ve o listelerde yer aldı. Onlar da kendilerine inanan, seven, oy verebilecek Kürtleri Sayın Erdoğan'ı desteklemeye davet etti.
ERDOĞAN'IN TEHDİTVARİ SÖZLERİNE YANIT VERDİ
Burada her bir partiye oy vereni terörist ilan edersek biz Türkiye iyi yola gitmez. Hele son zamanlardaki bakanların konuşmaları korkunç. Akşener'e AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Kandil'in desteğiyle bu ülkede cumhurbaşkanı olacak. Benim milletim Kandil'den aldığı destekle cumhurbaşkanı olana bu ülkeyi teslim etmez." sözleri de soruldu. Akşener AKP'li yetkililerin bu diline karşın şu yanıtı verdi:
"O kadar vahim bir cümle ki bu. Sayın Erdoğan'ın İçişleri Bakanı 31 Mart sonrasında seçim ertelendi ya, ikinci seçime giderken bir taraftan Osman Öcalan'ın mülakatı yayınlandı TRT'de Abdullah Öcalan'ın mektubu yayınlandı. O zaman Bahçeli çıktı bu mektup dikkate alınmalıdır dedi. Çok ilginç, İçişleri Bakanlığının koltuğunda oturan zat, "Temel Karamollaoğlu ve Meral Akşener, Kandil ile evrak imzaladı" dedi. Bu devlet ciddiyetini yerle bir eden ciddiyetsizlik, çirkinlik, lüzumsuzluk. Ben de çıktım dedim ki sen ne işe yarıyorsun. İkimizin de dokunulmazlığı yok. Ben o kağıdı imzaladıysam o kağıdı imzalayan Akşener'i, bir de şerefli Türk polisleri terörle mücadele yasasına göre koruyorsa o makamda oturma kardeşim sen. Ben İçişleri Bakanlığı döneminde Türkiye'nin yurt dışında en uzun erimli Irak'taki operasyonun altına imzası olan şahısım. Diyarbakır'da Van'da aynı adamlar bana faili meçhulcü derken İstanbul'da Kandil'le kağıt imzaladı dediği zaman yalanın ötesinde çirkinlik bu.
"ÜLKEYİ PARÇA PİNÇİK ETMEYE KİMSENİN HAKKI YOK. BU SUÇTUR"
Sayın Erdoğan'a seslenmek isterim. Ben, terörle mücadele yasasına göre korunan bir vatandaşım. Terörle mücadele yasası sebebiyle evimin kapısında devletin verdiği polis vardır. Eğer ben Kandil ile ben PKK ile ben bilmem nere ile herhangi bir dolaylı, dolaysız, direkt, indirekt irtibat kurmuşsam yuh olsun size, bana gerekeni yapmadığınız için. Derhal Sayın Erdoğan, o şerefli Türk polislerini benim yanımdan çeksinler. Benim bir elimde PKK bir elimde Hizbullah yok. Ben, Oslo'da bulunmadım. Ben, Megri'de teröristlerin kafasından konfeti temizlemedim. Habur rezaletini yapmadım.
Alt tarafı bir seçim kazanmak için bu ülkeyi parça pinçik etmeye kimsenin hakkı yok. Bu suçtur. Koskoca Cumhurbaşkanı."
"ÖCALAN'DAN YARDIM İSTEDİLER"
İYİ Parti lideri Meral Akşener, katıldığı canlı yayında, terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'la görüşülmesi için İmralı'ya heyet gönderildiği iddialarıyla ilgili bomba bir iddiada bulundu.
Akşener, 28 Mart'ta gerçekleştiğini öne sürülen görüşmeyle ilgili 'yargıdan biri'nin gittiğini ileri sürdü.
Akşener, "Daha yeni İmralı’ya adam gönderdiler, yardım istediler. Kimin gönderildiğini biliyorum. Siyasetçi olsa adını hemen söylerim. Yargıdan birini gönderdiler" dedi.