Türkiye’de 600 şubesi olan petrol devi satışa mı çıkıyor?

Türkiye’de 600 şubesi olan petrol devi satışa mı çıkıyor?

Sektör kaynakları, şirketin uluslararası varlıklarını elden çıkarabileceğini öne sürüyor; kararın Türkiye’deki istasyonları ve bölgesel enerji piyasasını nasıl etkileyeceği merak konusu.

ABD’nin Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlarının ardından, Rusya’nın en büyük ikinci petrol üreticisi Lukoil uluslararası varlıklarını elden çıkarma kararı aldı. Türkiye’de 600’den fazla istasyonu bulunan şirket, potansiyel alıcılarla görüşmelere başladığını duyurdu.

YAPTIRIMLAR SONRASI STRATEJİK ADIM

Geçtiğimiz hafta ABD’nin Rus enerji sektörünü hedef alan yaptırımları yürürlüğe girmesinin ardından Lukoil’den dikkat çeken bir açıklama geldi. Şirket, uluslararası yatırımlarının satış sürecine girdiğini belirterek, teklifleri değerlendirmeye başladığını açıkladı.

Şirket açıklamasında, “Varlıkların satışı OFAC tasfiye lisansı kapsamında yürütülmektedir. Gerekirse operasyonların aksamadan sürmesi için lisans uzatımı talebinde bulunacağız” ifadeleri yer aldı.

KÜRESEL PETROL DEVİNDEN BÜYÜK SATIŞ PLANI

Küresel petrol üretiminin yaklaşık yüzde 2’sini tek başına sağlayan Lukoil’in en büyük yabancı yatırımı, Irak’taki West Qurna 2 sahasında bulunuyor. Şirket burada yüzde 75 hisseye sahip. Günlük 480 bin varilin üzerinde üretim yapılan bu saha, dünyanın en büyük petrol alanları arasında gösteriliyor.

AVRUPA’DAKİ RAFİNERİLER DE LİSTEDE

Satış planına dahil varlıklar arasında Bulgaristan’daki Lukoil Neftohim Burgas rafinerisi ve Romanya’daki Petrotel rafinerisi de bulunuyor. Lukoil, aynı zamanda Macaristan, Slovakya ve Türkiye’deki STAR Rafinerisi’ne ham petrol tedarik eden kilit bir oyuncu konumunda.

Bu nedenle satış kararının, bölgesel enerji tedarik zincirinde önemli etkiler yaratabileceği değerlendiriliyor.

UZMANLARDAN “ZORUNLU HAMLE” YORUMU

Uzmanlara göre Batı’nın enerji sektörüne yönelik yaptırımları, Rus petrol devlerinin uluslararası faaliyetlerini ciddi şekilde sınırlandırıyor. Lukoil’in bu hamlesi, yaptırımların etkisini azaltmak ve mali istikrarını korumak amacıyla “zorunlu bir stratejik adım” olarak değerlendiriliyor.