Akşener: Erdoğan'ın 2023'te seçilmesi imkansız

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin CHP ile olan işbirliğinin ‘Türkiye’deki gelişmelere göre şekilleneceğini’ söyledi...

13 Eylül 2019 Cuma 12:33
Akşener: Erdoğan'ın 2023'te seçilmesi imkansız

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin artık işlemediğini belirterek, gelecekte “parlamenter sistemin yeniden tesis edilmesi” gibi bir durum karşısında “partisinin CHP ile olan işbirliğinin yeniden şekillenebileceğini” söyledi.

Cumhuriyet'ten Selda Güneysu'nun haberine göre,24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinden önce CHP’den 15 milletvekilinin partisine geçmesiyle ilgili dikkat çeken “Kılıçdaroğlu’ndan 15 milletvekilini ben istedim” açıklamasını yapan Akşener, çocukları PKK terör örgütü tarafından dağa kaçırılan annelerin HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önündeki nöbetiyle ilgili açıklamasının da arkasında durdu. Akşener, “Hatırlayın geçmişte esir alınmış asker ve polisleri... Heyetler giderdi... Tuhaf tuhaf basın toplantılarıyla o çocuklar teslim edilirdi. O gün o baş nasıl öne eğildiyse bugün de öyle.

Annelere söyleyecek söz yok. Benim Türk devletinin kurumsal yapısını yöneticilerden bağımsız yaptığım korumaya dair bir dikkat çekmeydi bu” dedi. Akşener, 2023’te “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın seçimleri kazanmasının da imkânsız olduğunu” ileri sürdü.

Akşener, dün öğle yemeğinde basın mensuplarıyla buluştu. Akşener, gazetecilerin sorularına şu yanıtları verdi:

- Cumhur İttifakı da Millet İttifakı da size göre bir Katolik nikahı mıdır?

loading...

- Cumhur İttifakı’na küçük ortak açısından bakıldığında Katolik nikahı olduğu görülüyor. Ama Sayın Erdoğan açısından nasıldır, ben onu bilmiyorum. Millet İttifakı açısından hadiseye bakarsanız, bizim işbirliğimiz Türkiye’ye nefes aldıran sonuçlar ortaya çıkardı. AK Parti’li seçmene de nefes aldırdı, başka partilere oy veren seçmenlere de nefes aldırdı. Demokrasinin yüzde 100 ortadan kalktığına inanan bir ruh halini ortadan kaldırdı; demokrasi işledi. Biz, olumlu bir sonuç aldık, seçmen açısından.

‘ERDOĞAN DA GÖRÜYOR, SİSTEM ARTIK İŞLEMİYOR’
Ben, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin artık işlemediğini, taşınamadığını, Sayın Erdoğan tarafından da bunun görüldüğünü düşünüyorum. Nasıl bir yol bulunacak, onunla ilgili bir bilgim yok. Sistem tıkandı. Yani, bir valinin vermesi gereken kararlara kadar, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin, Sayın Erdoğan temsil ediyor bugün, inisiyatifine verilmiş olması bir taraftan müthiş bir merkezileşmeyi, diğer taraftan da müthiş bir beyinsel yorgunluğu beraberinde getirir. Şimdi, aşırı merkezileşmeyle yetki devrinin demokrasi üzerinden yıllarca tartışıldığı bir ülkeden, yeniden en sert merkezileşme fiiliyatına geçmiş durumdayız.

Türkiye bunu taşıyamıyor. Kendi iç bünyelerinde dahi taşımıyor. Dolayısıyla ben iyileştirilmiş, bunlar konuşulduğu için söylüyorum, parlamenter sistem ile ilgili bir adım mı atılacaktır ya da muhalefet partileri olarak bizlerin talep ettiği “güçlendirilmiş parlamenter sisteme” yönelik bir adım atılabilecek midir, onlarla ilgili henüz bir bilgimiz yok. Ama bildiğimiz bir şey var, taşımıyor. Askersiz orduların konuşulduğu bir dünyada, biyoteknolojinin yaygınlaştığı bir dünyada, dijital teknolojinin hayatın her alanında yer aldığı, bacasız fabrikaların, karanlık fabrikaların yani ışık yanmayan fabrikaların konuşulduğu bir dünyada, biz dişlerimizi sıkıp, yumruklarımız şu vaziyette birbirimize bakıyoruz.

‘İŞBİRLİĞİ GELİŞMELERE GÖRE ŞEKİLLENİR’
O nedenle bizimle ilgili, yani CHP ve İYİ Parti’nin yaptığı işbirliğinin sürüp sürmeyeceği, bu gelişmelere göre şekillenir. İkincisi, ittifaklar sistemi gayriresmi yapılan bir sistem bir tarafıyla da... Kurumsallaşacak mı, nasıl bir yola doğru gidilecek? Onları zaman içerisinde göreceğiz. Ama insanların umudunu, yani “Biz de başarabiliyoruz” umudunu, 23 Haziran seçimlerinin en büyük özelliği İstanbulllu’nun siyasetçileri, seçmeni, yöneticileri elbette çalıştı, o ayrı bir şey ama o 800 bin fark, İstanbullu’nun her siyasi partiye, başta AK Parti’ye oy veren seçmenin kararıdır.

İstanbullu’nun sonucudur. Bütün bunları okuduğunuz zaman, bu umudu, bu başarabilme ihtiyacını, bu kulak çekme eylemini dumura uğratacak, umutsuzluğu ortaya koyacak bir bakış açısını hayata geçiremeyiz. Bizler açısından da bağlayıcılığı bu.

- Biraz önce kurduğunuz “CHP ve İYİ Parti’nin yaptığı işbirliğinin sürüp sürmeyeceği, gelişmelere göre şekillenir” sözünüzü biraz daha açabilir misiniz? Parlamenter sisteme dönüş olursa zaten bu işbirliğine gerek kalmayacak anlamında mı söylediniz?

- Zaten herkes hükmü şahsiyeti içinde yol yürür. Biz, İYİ Parti olarak yeni bir partiyiz. İlkeleri, hayata bakış açısı, projeleri başka bir partiyiz. CHP, 100 yıllık bir parti. Gelenekleri, kurumsal kültürleri olan... Bu bir tarafıyla çok önemli, bir tarafıyla da çok zorlu bir siyasi yapı. Bütün bunlara bakıldığı zaman yarının ne göstereceğini bugünden tanımlamak zor. Ama bu sistem devam ettiği süre içinde bu umudu başarabilme, ‘oy’la değiştirebilme umudunu, kimsenin elinden almaya da hakkımız yok. Bunu da bütün netliğiyle söylemek zorundayız. Şimdi şu soruyu sorayım: İYİ Parti kurulmamış olsaydı, ne konuşuyor olacaktık? İstanbul’u, Ankara’yı, Antalya’yı, Adana’yı konuşuyor olmazdık.

‘KILIÇDAROĞLU'NDAN 15 MİLLETVEKİLİ İSTEDİM’
Bizi seçime sokmamak için bir düzenek kurulmamış olsaydı, biz kendi başımıza girecektik. Orada bir tartıya çıkacakık, x ya da y bir oy alacaktık. Ben gittim, Sayın Kılıçdaroğlu’ndan 15 milletvekili istedim. Bir kere daha teşekkür ediyorum, büyük bir demokrasi tavrı koyarak, bize verdi. Sonra doğal gelişen bir şeyle, biz aynı çerçevenin içinde seçime gittik. Dolayısıyla bu işbirliğinden biz 4 milletvekili kazandık, CHP’nin oylarının bize yazılmasıyla; CHP de 21 milletvekili kazandı.

Oylar birleştirildiği için... Kazançlı bir sistem oldu. Bu işbirliklerinde biz çok ajandasız, yani birbirimize tuzak kurarak veya “Biz öne geçelim, siz geçin” gibi bir mantıkla da yürümedik. Seçmen odaklıydı... Bu işbirliği bizim açımızdan memnuniyet verici, sonuçları itibarıyla. Tekrar söylüyorum: Geçelim parlamenter sisteme... İttifaklar kurumsallaşmış ya da tam tersi, hepsi yeniden değerlendirilecek bir durum. Ama Cumhur İttifakı’nın küçük ortağının beyanlarına baktığınız zaman çift şeddeli Katolik.

- Dün Sayın Bahçeli, Türkiye Gazetesi’ne bir röportaj vermişti... Orada MHP’ye gelin çağrısının olumlu bir karşılık bulduğunu ve İYİ Parti’de bir hareketlilik olduğunu söylemişti... Çok yakın zamanda da Millet İttifakı’ndan Cumhur İttifakı’na bir katılım olacağı belirtilmiş...

- Temennilerini söylemiş... Partimize bir çağrıda bulundu. Milletvekilleri, kendisinin de ifade ettiğine göre, milletvekili arkadaşlarımızla meşguliyet var. Gene kendisinin beyanına göre, milletvekili arkadaşlarımızdan olumlu bir cevap almamış. Bu ayrı bir süreç.

Parti teşkilatlarımıza yönelik yapılan çağrıda, benim bildiğim kadarıyla Silivri’de, MHP döneminin eski belediye meclis üyesi bir arkadaşımız, onun bir arkadaşı; Malatya’dan ise istifa eden birkaç parti yöneticimiz var. Onların beyanı ise yeni kurulacak partilerle bir angajmana doğru yürüdükleri şeklinde. Yani sayısal olarak Sayın Bahçeli’nin çağrısına, kendi beyanına göre, anlaşılıyor ki milletvekillerimizin de olumlu cevabı yok. Buna karşılık taban dediğiniz parti yöneticilerimizden de öyle “hurra” bir yola çıkma yok. İYİ Parti’de MHP’ye gitme diye bir kavram yok. Bir temenniyi ifade ediyor Sayın Bahçeli. Gizemli konuşmayı eskiden beri sever.

‘TÜRKİYE'DE DEMOKRASİ ÇOK KASILDI’
- Bir taraftan yeni siyasi parti oluşumları söz konusu... Ali Babacan, Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu gibi isimlerin içinde yer alacağı bir parti... O açıdan bakıldığında Millet İttifakı’nda bir genişleme olur mu?

- Onu bilmiyorum. Yalnız Sayın Babacan, Sayın Gül ve Sayın Davutoğlu bu ülkenin, toplumun, kamuoyunun tanıdığı isimler. Bir prensip olarak parti kuracakları kamuoyunda konuşulduğu andan itibaren, daha evvelden beraber bu konuda konuştuğumuz gazeteci arkadaşlarımız burada şu anda, en başında söylediğim bir şey var. Türkiye’de demokrasi çok kasıldı. Dolayısıyla farklı renklere, farklı söylemlere, farklı seçeneklere, farklı teşebbüslere ihtiyaç var. Birincisi bu.

İkincisi, bu arkadaşlarımızın kuracakları partileri, daha kurulup kurulmayacağı tartışıldığında dahi olumlu gördüğümü hep söyledim. Aynı yerde duruyorum. Şimdi, siyasette rekabet çok iyi bir şeydir. Siyasette rekabet diye bir kavram kalmadı. Siyasette rekabet yaptığınız zaman bu, seçmenin işine yarar. Seçmen velinimet haline dönüşür.

Nitekim 31 Mart seçimlerine giderken bizim söylemimizin ana ekseni “Kulak çekin”di. Yani “Gözünüzün içine bakılsın...” Nitekim şimdi gözünün içine bakılıyor. Seçmen velinimet olma yolunda gidiyor. Bu seçenekler arttığı zaman rekabet siyasallaşır ve bir oyu almak için çok efor sarf edersiniz; bu da kaliteyi yükseltir.

‘ÇOK İNSANI SİYASETTE CESARETLENDİRDİK’
Türkiye’ye bir iyiliğimiz var bizim İYİ Parti olarak. Temel soru şu: Biz bu partiyi kurmasaydık, nasıl bir Türkiye ile karşı karşıya kalırdık? Biz, partimizi kurarken hepinizin yakından bildiği inanılmaz zorluklarla karşılaştık. Kadına şiddeti konuşmak için ben sizi davet ettim ama o günlerde gördük ki ben, bireysel olarak, esasında zayıf görünene uygulanan, güçsüz olan, her alanda ve her kimliklerden bağımsız, cinsiyetlerden bağımsız, insan olmaktan bağımsız, sınıfsal farklılıklardan bağımsız herkese uygulanabiliyormuş.

Hayvanlar dahil... Biz o dönem böyle bir şiddete uğradık, ama direndik. Bu pek çok insanı siyasette cesaretlendirdi. Dolayısıyla bu arkadaşlarımızın kuracağı partilerin gerçekten başarılı olmasını isterim ama bu yeni aktörlerin Türk siyasetine katılıyor olmasında da ciddi bir pay sahibi olduğumuzu ifade etmek isterim. Çünkü bu, o dönemde, İYİ Parti’yi kurarken, aşırı gayret eden arkadaşlarıma teşekkür borcu.

‘2023’TE ERDOĞAN'IN SEÇİLMESİ İMKANSIZ’
- AK Parti’yle temasa sıcak bakar mısınız? Önümüzdeki siyasi gelişmelere bağlı olarak? Neden İYİ Parti ile ilgili böyle bir şey, duyum var?

- Anahtarız biz. 2023 seçimlerinde Sayın Erdoğan’ın seçilmesi imkansız. Kendisinin de bunu gördüğünü biliyorum.

- Neden?

- Yetmiyor oylar... Biz buradayız ve anahtarız. Dolayısıyla çekiştirilmekten daha doğal hiçbir şey olmaz.

‘DOĞMAMIŞ ÇOCUĞA DON BİÇTİRMEYİN’
- Siz daha evvel Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemiştiniz... Ekrem İmamoğlu ya da Abdullah Gül’ün olası sizin ittifakınızın adaylığı karşısında karşı tarafı, Erdoğan’ı destekler misiniz,ya da siz aday olur musunuz?

- Bir kere kim aday olacak, kim olmayacak bilmiyoruz. Biz, hep Türkiye’nin kazanabileceği tablonun içinde yer aldık. Partimizi birinci öncelik olarak düşünmedik, Türkiye’yi birinci öncelik olarak düşündük. Dolayısıyla oyun kurucuyuz an itibarıyla. Gerçekten güçlü bir anahtar konumundayız. O nedenle de çekiştiriliyoruz. Rahmetli Demirel’in bir sözü var: Doğmamış çocuğa don niye biçtiriyorsunuz bana? Henüz o konuda söyleyecek bir şey yok. Ne zaman seçim olacak belli değil ama 2023’ü temel kabul edersek Sayın Erdoğan’ın seçilmesi gerçekten zor ve imkansız görünüyor. Bu konuda rasyonalitesi olan bir insandır, görüyordur muhtemelen. Diğer taraftan şuna baktığınızda şöyle bir durum var ki 4 saatte troller vasıtasıyla şahsen bana sövülüyor. Partime sövülüyor. Aslı astarı olmayan her konuyla ilgili ok atılıyor. Herhangi bir mesaj alışverişi kesinlikle yok. Bir de ben asla kimseyle gizli görüşmem. Kim görüşmek isterse benimle, aracı kurumlardan varsa diye bahsediyorum. Gelir partiye, aracı varsa açık görüşürüm.

‘BİR BAŞVURU DAHA YAPACAĞIM’
- Sizin hakkınızda açılan bir soruşturmamaya, FETÖ ile ilgili, başvurunuz vardı... Bir gelişme var mı?

- Bir başvuru daha yapacağım. Ben unutur muyum? En iyi özelliğim fikri takiptir. Şimdi, ben özellikle ifade vermeyi çok arzu ediyorum. Birçok şeye belki faydam dokunacak. FETÖ mücadelesine yönelik, bu arkadaşların, şu anda çok eleştirdikleri alanlarla ilgili, güçlüler serbest, garipler serbest eleştirisine, benim de yaptığım bu eleştiriye belki ortadan kalkması için büyük katkım olacağına inanıyorum. Şimdi diyeceksiniz ki “Burada neden konuşmuyorsunuz? Buradaki dedikodu olur?” Devletin savcılarının sorularına cevap vereceğim ben. Ama özenle kaçıyorlar. Hakkım neyse döne döne hatırlatacağım savcılara.

- İktidarın kayyım hamlesini nasıl okuyorsunuz?

- Bunların tamamının öncelikle Abdullah Öcalan’ın mektubunu ve kardeşinin mülakatının örtmek için olduğuna inanıyorum.

- Yeni yargı paketi gündemde... İfade özgürlüğü öncelik olacak. Beklentiniz nedir?

- Biz de bir çalışma yapıyoruz, hem yargıya yönelik hem de yeni bir anayasaya yönelik 24 Haziran’dan itibaren... Parlamenter sisteme dönülmesinin, yani bu sıkıntıların yaşanacağına dair bir öngörümüz vardı, hazırlıklı olmak gerektiği için o dönemden beri bir çalışma yapılıyor. Aşağı yukarı taslak bitti. Şimdi bütün siyasi partilerin ne yaptığına dair ortaya metinler bir çıksın. Ortaklaşacağımız noktalar muhtemelen vardır. İtirazlarımız da muhtemelen olacaktır. Ama bunların tamamının çözüm yeri elbette toplumsal bir mutabakat, hem de Meclis’teki siyasi partilerin uzlaşabileceği ortak bir metin olmalıdır ki çıkabilsin. Ha genelde ortak bir iş yapalım deyip, sonuçta sayıları yeterli olduğu için iktidarın kendi düdüğünü çalmak için bir gayreti olur. Onları da göreceğiz. Biz kendimiz de çalışma yaptığımız için herhangi bir çalışmaya katılmadık. Çeşitli şeyler duyuyoruz. Mesela Saray talimatıyla Adalet Bakanlığı’nın yaptığı bir yargı reformunda dolaylı olarak CHP’ye oy veren görüşte bir akademisyenin, HDP’nin, MHP’nin dolaylı katılımıyla bir paket hazırlandı. Ben bunları duyuyorum, bilgi olarak paylaşamam. Buna karşılık CHP’nin uzunca bir süre yaptığı çalışma var. Biz bu çalışmalara hiçbir şekilde “Buyrun, gelin” denilmedi. “Hadi buyrun” denilse belki giderdik, belki de gitmezdik. Ama sonuç için konuşuyorum pişirilmiş bir yapının gözlemcisi, “Buyrun bakını” uygun görmedik, biz de bir çalışma yaptığımız için. Ama herkes bir çalışma yapıyor, bilginiz olsun.

Son Güncelleme: 13.09.2019 12:45
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
deko 2019-09-13 13:34:21

Savci diye bir seymi kaldi sayin AKSENER yok devletin savcisina hesap verecekmis git AKP ilce baskanina il örgütüne hesap ver sen sembolik savciya hesap vereceksin

Avatar
DEKO 2019-09-13 13:39:22

ERDOGAN 2023 yine secilir AKP olarak secilmez baska yeni kurulacak AKP nin bit pazarindaki partililerinden hepsi oylari birlestirip erdoganla yola devam ederler tip ki SOYLUNUN NUMAN KURTULUSUN CILLERIN SECMENLERI VEYA AGARIN SECMENLERI GIBI TIYATROYLA IKTIDARLARINI YENI ISIMLE DEVAM EDERLER

Avatar
ercan 2019-09-13 14:32:39

sen benim sikimi ye kahpe....