ÖZEL | Madenciler geri dönmüyor: Arkadaşlarımızın cesetleri yanında çalıştık

Soma katliamının ardından işten çıkarılan 3 bin 500 civarı maden işçisinin, tazminatlarını almak üzere Soma'dan Ankara'ya başlattıkları yürüyüş jandarma ve polis tarafından engellenmişti. Engelleme sürerken, işçiler Manisa - Kırk Ağaç mevkisinde barikatın önünde başlattıkları oturma eyleminin 3'üncü gününde.

07 Ekim 2019 Pazartesi 14:45
ÖZEL | Madenciler geri dönmüyor: Arkadaşlarımızın cesetleri yanında çalıştık

Tolga Kaan Ateşli

Manisa Soma’da 301 maden işçisinin katledildiği faciadan sonra işlerinden çıkarılan, tazminat ve emeklilik haklarını alamayan Soma Holding ve Uyar Madencilik maden işçileri, dün Ankara’ya yürüyüş başlattı. 10 gün sürecek yürüyüş öncesi Soma Cengiz Topel Meydanı’nda bir araya gelen işçiler okudukları basın açıklamasında “Maden işçileri olarak tüm yasal, meşru yol ve yöntemlerle haklarımızı istemekteyiz. Haklarımızı almadan da mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Yolumuz açık olsun. Direne direne kazanacağız” demişti. Ancak 15 Ekim'de Ankara'da, Enerji Bakanlığı önünde olmayı planlayan işçilerin yolu Soma çıkışında jandarma ve polis tarafından kesilmişti. Kırk Ağaç mevkisinde oturma eylemine başlayan işçiler, eylemin 3'üncü gününde de kararlılıklarını dile getirerek, her koşulda Ankara'ya varacaklarını ve yürüdükleri her bir kilometreyi Soma katliamında yaşamını yitiren bir arkadaşlarına adayacaklarını ifade ettiler.  

2'inci günde YURT'a konuşan Bağımsız Maden İşçileri Sendikası üyesi Kamil Kartal şunları söylemişti: 

13 Mayıs 2014 Soma maden katliamından sonra 30 Kasım 2014 tarihinde Soma'da 2831 işten çıkarıldı. İşçilerin tazminatlarının bir seferde ödeneceğine ve mağdur edilmeyeceklerine dair gerek dönemin Başbakan'ı -şimdiki Cumhurbaşkanı- gerek Enerji Bakanlığı, gerekse TKİ sorumluları namus ve şeref sözü verdi. Daha sonra SOMA Holding'in mallarının bir kısmına TMSF el koymuştu. TMSF el koyduğu mal varlıklarını satacak ve işçilerin kıdem tazminatlarını ödeyecekti. TMSF satış için ilan verdiğinde burada örgütlü olan sarı sendika Türkiye Maden-İş devreye girerek; TMSF ile önce 24 ay taksit, sonrasında bu ödenmeyince ikinci kez 36 ay taksitle ödenmesi hususunda bir protokol imzaladı. Böylelikle satışı durdurmuş oldular. Doğal olarak tazminatlar da 36 taksite bölündü. Yine ödeneceğine dair söz verildi. Fakat seçim zamanları sadece, sayın Erdoğan'ın mitinglere geldiği günlerden bir gün ya da iki gün önce birer taksit ödediler. 36 taksit olduğunu düşünürsek bunlar çok cüzi miktarlar. Toplamda 3 taksit, Manisa'da yapılan 3 miting öncesinde ödenmiş oldu. Seçim fasılları bitince de hiçbir şekilde başka taksit ödemesi yapılmadı. 

Eylemin 3'üncü gününde engellemenin hukuksuzluğunu dile getiren ancak muhattap bir yetkili dahi bulamayan işçiler adına söz alan Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Tahir Çetin şunları söyledi: 

loading...

BARİKATLARI DİNLEMEDEN ANKARA'YA GELECEĞİZ

Bugün direnişimizin 3'üncü günü. Yalnızca tazminatlarımızın ödenmesi için bir yürüyüş yapmak istiyoruz ancak jandarma bize yolu açmıyor. Buradan Ankara'ya sesleniyoruz: Bizim işçi arkadaşlarımızın tazminatları tamamının hesabına yatana kadar, bu barikatları dinlemeden Ankara'ya geleceğiz. Biz de Ankara'ya gelme heveslisi değiliz ama arkadaşlarımızın tamamının nasıl bir mağduriyet yaşadıklarını biliyoruz. Sarı sendika işçi arkadaşlarımızın tamamının haklarını gasp etmiş vaziyette. 3 günde bir kere bile buraya gelip; "Suya, yemeğe ihtiyacınız var mı?" diye sormadılar bile. Bizim gibi yeraltına, madene inmeden verdiğimiz aidatlarla çalışmadan yaşadı bu arkadaşlar. Bizim ödediğimiz aidatlarla en güzel lüks hayatları yaşıyorlar. Haram, zıkkım olsun!

Sendikanın örgütlenme uzmanlarından Başaran Aksu, "Her Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının uyması gereken mahkeme kararlarına, Manisa Valisi uymuyor" diyerek şunları söyledi:

DEVLETLE PATRONUN TAVRI AYNI

İki gündür burada haksız, hukuksuz, keyfi olarak; önümüze barikat kurularak bekletiliyoruz. Bütün başvuruları yaptık. İçişleri Bakanlığı'na, Soma Kaymakamlığı'na... Kaymakamlığa yaptığımız başvuruda ilgili her yere bildirilmesini talep ettik. Bu işin prosedürü budur. Manisa Valiliği ise bu işe bir durum uydurdu; her ilçe sınırında yeniden başvuracakmışız. Demiş oluyorlar ki; "Siz başvurun, biz bu başvuruyu reddedeceğiz, siz bir de mahkeme ile oyalanacaksınız". Bu hukuk tarihinde görülmemiş bir vaka. Devlet içtihatında böyle bir vaka yok. Manisa Valisi yeni ve fiili bir durum yaratıyor. Biz niçin buradayız? Soma'da yani Manisa sınırları içerisinde 3 bin 500 madencinin 5 yıldır mahkemelerini kazanmalarına rağmen, icra davaları açmalarına rağmen paralarını alamamaları nedeniyle buradayız. Bu arkadaşlarımızdan çok sayıdası rahmetli oldu, çok sayıdası icra takibine uğradı. Borçluyuz... Peki neden? Paramızı alamadığımız için... Parasızlıktan eşinden ayrılanlar bile oldu. Peki bunu kim yaratıyor? İşte şurada bu barikatla ve SOMA Holding'in, patronun tavrıyla kendini ifade eden devlet yapıyor. Devlet bize karşı patronla aynı tavrı uyguluyor. Her Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının uyması gereken mahkeme kararlarına, Manisa Valisi uymuyor. Maden işçisi arkadaşlarımızın öfkesini anlıyoruz. "Biz bu ülkenin yurttaşı değil miyiz?" diyorlar. İşçi arkadaşlarımızın sinirleriyle oynanıyor. 

ÇALMADAN BÜYÜYEN HOLDİNG YOK
"İdare mahkemesinin aldığı kararla Vali'nin kararı arasındaki açıyı kiminle tartışacağız? Bu para neden ödenmiyor diye hiçbir merci bulamadığımız gibi bu soruya da cevap bulamıyoruz. İçişleri Bakanlığı'na ulaşamıyoruz. 'Siz paralarınızı kumarda yediniz, pavyonda yediniz. Gidin üzerine su için. Biz patronları zengin etmek istyoruz' diyorlar bizlere" diyen Aksu, "Utanmıyorlar... İşçilerin paralarını çalmadan büyüyen bir holding yok. Her kim ki zenginleştiyse, onun zenginliğinde işçinin canı, kanı, emeği, teri var. Biz yurttaşsak neden bununla karşı karşıyayız? Biz burada, bu yolda taşta soğukda ne yapıyoruz! Devlet bizim karşımıza geçip duvar örmekten başka ne işe yarıyor? Neden kendi yurttaşına bunu yapıyor? Bizim arkadaşlarımız faturalarını nasıl ödeyecekler? Dünya işçilerin başına çöksün istiyorlar" ifadeleriyle işçiler adına tepkilerini dile getirdi. 

Patronlar tarafından can veren arkadaşlarının cesetlerinin yanında dahi 'daha çok çalışmaya' zorlandıklarını ifade eden Başaran Aksu sözlerine şöyle devam etti:

'ARKADAŞLARIMIZIN CESETLERİ YANINDA ÇALIŞTIK'

Açlıkla karşı karşıyayız. Son kez halkımıza, yurttaşlara sesleniyoruz: Burada adaletsizlik var, burada iki holdingin yağması var, nitelikli yağma suçu var. 3 bin 500 madencinin paraları ve emeği gasp edilmiş durumda ve yağmaya devam ediyorlar. Türkiye'nin her yerinde işçilere aynı uygulama yapılıyor. "2 bin 20 lira paraya çalışacaksınız. Köpek gibi çalışacaksınız! Daha çok çalış, arkadaşınla yarış. Arkadaşın yanında geberecek sen onun yanında çalışacaksın" diyorlar. Biz cesetlerin yanında çalıştırılmaya devam ettik. Bu sadece Soma'da değil her yerde yaşanıyor. Bu hakikati birileri görsün istiyoruz. Öyle ya da böyle, o yolla ya da bu yolla; mutlaka Ankara'ya varacağız. Bizim işçiler olarak talebimiz budur. Bu iki holding patronu mu, madenciler mi; sorduğumuz soru budur. Kafa karışıklığımız yok. Biz beraber bugüne geldik. Bundan sonra da aynı kararlılıkla bu yola devam edeceğiz. Şunu bilsinler; bu iki kan emici patronu öteki dünyaya havale etmeyeceğiz. Bu dünyada 301 kardeşimiz başta olmak üzere yaptıkları her tür sömürü ve hırsızlığın hesabını verecekler. Peşlerini bırakmayacağız. 

İşçilerin Ankara'ya yürümek konusunda kararlı olduklarını ve kararlarından vazgeçmeyeceklerini belirten Bağımsız Maden İşçileri Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, "Sabah itibariyle barikatta işçi arkadaşlar kararlı bir tablo gösterdiler. Bunun üzerine buradaki emniyet ve jandarma yetkilileri bizlerden bir teklif istediler. Biz de işçi arkadaşlarla toplanarak  301 kilometre yürüyüşümüzü garanti edecek ortak bir teklif hazırladık. Yetkililer de teklifimizi Manisa Valisi'ne ilettiler. Valilik'ten gelecek kararı bekliyoruz" dedi. 

Son Güncelleme: 07.10.2019 16:08
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.