Zülfü Livaneli’nin Huzursuzluk adlı romanında bir Ezidi kızın yaşamını anlatırken araştırma yapan gazeteciye (İbrahim) bölgenin eski topraklardan (Yusuf Amca) birinin anlattığı öykü, bize insan ve toplumları birbirine düşüren nedenin çöldeki bir diken olduğunu, bunun da hırsın kaynağı olduğunu çok güzel anlatır. (2017, s.46):

***

“…Harese nedir, bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım: Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur…”

***

Harese için Ortadoğu yerine yakın çevremize bakmak yeterlidir. Çünkü hırs, sonu gelmeyen istek ve tutkulardır. Aşırı hırs insanın önce kendine sonra da çevresine zarar verir. Kazanmak için her yol mubahtır anlayışı ona kazandığı bir süreci kesin olarak kaybettirir. Hırsa, harisliğe yenik düşmeden seçim yapmak önemlidir. Aksi durumda hırs aklın önüne geçtiğinde, bu durum insanı gerçeklerden uzaklaştırır ve haksızı haklı, haklıyı haksız görmeye başlamak gibi yanlış değerlendirmelere götürebilir. Bu tür insanlar ne bireysel ne de toplumsal olarak empati kurabilirler. Hırs toplumsal yaşantıdaki tüm uyumsuzluğun ve huzursuzluğun da nedenleri arasındadır. Bu tip insanlar için dünya yüzlerce tehdit içerir. Algı sadece gerçekte olmayan tehditlere odaklanır.

**

Hırs, kişiyi kayıtsız şartsız bir kazanmaya koşullar. Bir süre sonra kişi bu sanal gerçekliğe inanır ve başkalarını da inandırmaya çalışır. İnandırmada başarılı olamadıkça saldırgan olmaya başlar. Saldırganlığın altında da ne yazık ki bir diken (harese) yatar. O zaman sormak gerekir: Her şey bir diken için mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ceyhan Ozer 2019-06-22 15:37:13

Bu coğrafyanın kaderi olmamalı hırs. Kardeşin kardeşe, amca çocuklarının birbirine ve toplumun her birinin birbirlerine olan diken sevdaları. O dikeni, dikenleri var eden anlayışıda yok etmemiz gerekiyor. Gene çok güzel bir yazı kaleminize sağlık hocam.