Doğum gününde büyük ozan Aşık Veysel'i anıyoruz
Türk Halk Müziği’nin mihenk taşı, Türkiye’nin en büyük ozanlarından Aşık Veysel Şatıroğlu, 122 yıl önce bugün dünyaya gelmişti. Ölümsüz eserleriyle doğum gününde büyük ustayı anıyoruz...
Aşık geleneğinin en son temsilcilerindendi Aşık Veysel. 1970’li yıllarda Selda Bağcan, Gülden Karaböcek, Hümeyra, Fikret Kızılok gibi müzisyenler, onun deyişlerini tekrar düzenleyerek dilden dile aktardılar, ondan sonraki nesillere de tanıttılar…
Kullandığı yalın Türkçe ile sözleriyle yediden 70’e herkese hitap eden Aşık Veysel, doğayı, aşkı, dini, siyaseti, umutsuzluğu, sevinci güzel bir biçimde yansıtan eserler geride bıraktı…
İşte yediden 70’e hepimizin tanıdığı Aşık Veysel eserleri
Dostlar Beni Hatırlasın
Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın.
Düğün olur bayram gelir
Dostlar beni hatırlasın
Can kafeste durmaz uçar
Dünya bir han, konan göçer
Ay dolanır yıllar geçer
Dostlar beni hatırlasın
Kara Toprak
Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sâdık yârim kara topraktır
Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Güzelliğin On Para Etmez
Güzelliğin on par'etmez
Bu bendeki aşk olmasa
Eğlenecek yer bulaman
Gönlümdeki köşk olmasa
Tabirin sığmaz kaleme
Derdin dermandır yareme
İsmin yayılmaz aleme
Aşıklarda meşk olmasa
Uzun İnce Bir Yoldayım
Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldayım
Gidiyorum gündüz gece
Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece
Aşık Veysel'in kişisel eşyaları
Sivas'ın Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyündeki Aşık Veysel Müzesi'nin daha küçük bir benzeri, dünyaca ünlü halk ozanını daha çok kişiye tanıtmak amacıyla ilçe merkezine de yapılacak. Aşık Veysel'in müzeye çevrilen köydeki evinde Ozan'ın bal mumu heykeli ve orijinal sazı sergileniyor.
AŞIK VEYSEL KİMDİR?
Ünlü halk ozanı Veysel Satıroğlu yani mahlasıyla Aşık Veysel 25 Ekim 1894 tarihinde Sivas'ta doğdu. İki kız kardeşinide o zamanlar yaygınlaşan çiçek hastalığından kaybeden Aşık Veysel, bu hastalığa 7 yaşında yakalandı ve iki gözünü de kaybetti.
Aşık Veysel, babasının oyalanması için aldığı bağlama ile önce başka ozanların türkülerini çalmaya başladı. 1933 yılında tanıştığı Ahmet Kutsi Tecer'in teşvikleriyle kendi sözlerini yazıp söylemeye başladı.
Veysel, bir dönem yurdu dolaşarak Köy Enstitüleri'nde saz hocalığı yaptı. 1965 yılında özel kanunla maaş bağlandı. 1970'li yıllarda Hümeyra, Fikret Kızılok, Esin Afşar gibi bazı müzisyenler Âşık Veysel'in deyişlerini düzenleyerek yaygınlaşmasını sağladı.
Aşık Veysel, çiçek hastalığı yüzünden iki gözünü de kaybetti. Kendi anlatımına göre: "Çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadına göstermeğe gitmiştim. Beni sevdi. O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kayarak düştüm. Bir daha kalkamadım. Çiçeğe yakalanmıştım... Çiçek zorlu geldi. Sol gözüme çiçek beyi çıktı. Sağ gözüme de, solun zorundan olacak, perde indi. O gün bugündür dünya başıma zindan."