Tiyatro sanatçısı Güzin Özyağcılar YURT'a konuştu: Bu ülkede...
Tiyatro sanatçısı Güzin Özyağcılar gazetemize konuştu. Kızı ile birlikte oyun sergileyen Özyağcılar şu dönemde tiyatro yapmanın zorluklarından bahsetti ve Türk insanı değersizlikle sınanıyor dedi.
Gamze Medeni - YURT Gazetesi
Usta sanatçı Türkiye'de tiyatro yapmanın zorluklarında evlilğine birçok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Özyağcılar "Tiyatronun bugün birçok sorunu var ama en önemlisi salon yetersizliği. Merdiven altı dediğimiz küçücük salonlarda birleşip tiyatro yapan arkadaşlarımızın alnından öpüyorum." dedi.
Kariyerindeki istikrar ile özel yaşantısı da bir o kadar paralel gitti. Öyle ki eşi Erdal Özyağcılar ile 44 yıldır evli. Mutlu evliliğin sırrını anlatırken sesi gür, sözcükler net, birbiri ardına çıkıveriyor.
Başlarken;
Bir döneme damgasını vuran Bizimkiler dizisinin Serpil’i, tiyatronun yüz akı Güzin Özyağcılar... Tiyatro Martı’nın yeni oyunu Demir’de kızı Zeynep Özyağcılar ile aynı sahnede oynamanın heyecanını yaşıyor bu günlerde... Onlarla, her oyuncu gibi oyundan önce makyaj yaparken bir taraftan da hayatı ve tiyatroyu konuştuk. Röportaj sonrası Demir’i 3’üncü sırada izledim. Tiyatrodan çıkarken aklımda kalan: Büyüleyici bir oyunculuk
Söze Yıldız Kenter ile başlamak istiyorum. Öğrencisi olmak, tiyatro yaşamınızı nasıl etkiledi?
Yıldız Kenter benim ve eşim Erdal Özyağcılar'ın hocası. Bizden sonra da kızımız Zeynep'i okuttu. Biz bu meslekte nadir şanslı oyunculardanız. Yıldız Kenter hocanın öğrencisi olmak bize çok şey öğretti. Mesleğinizde bazı değerlere sahip olunca huzurla sahneye çıkıyorsunuz. Bu benim için bambaşka bir keyif.
Bizimkiler dizisi çok uzun süre çekildi, yayınlandı. Bu dizi size ne kattı?
Bizimkiler sadece bize değil, dizi sektörüne çok şey kattı. Bir çağ atlattı diyebilirim. Bizimkiler’den önce bu kadar uzun soluklu diziler yoktu. Tiyatro kökenli oyuncuların rol alması, diziye başlı başına bir katkı sağladı. Şimdiki gibi saatlerce süren bir dizi değildi. Çok tadındaydı. Haftanın bir günü ya da iki günü gider diziyi çekerdik. Programımız, çekim yerlerimiz belliydi. Çok keyifli bir 14 yıl sürdü.
Bu diziden sonra hayatınızda değişiklik oldu mu?
Valla hiç bir değişiklik olmadı. Biz tiyatromuza devam ettik. Eşim Erdal Özyağcılar ise daha çok dizilerde rol aldı. Ben ise tiyatroya ağırlık verdim.
Neden dizilerde rol almıyorsunuz?
Tiyatroda kendimi daha çok buluyorum. Bir kere tiyatro daha disiplinli. Belli bir saatte kalkıyorsun, belli bir saatte hazırlanıyor, makyajını yapıyor, sahneye çıkıyorsun. Seyirciyle göz göze, yürek yüreğe alışveriş yapıyorsun. Selamını verip, alkışını alıyorsun ‘oh’ deyip evine gidiyorsun. Bir de rolünü daha çok geliştirme imkânın var. Bugün yaptığınızı yarın başka türlü deneme imkânı buluyorsunuz. Televizyon öyle değil. Bu hızda prova bile yapmadan çoğu sahneler ‘haydi, motor, kamera’ deyip çekiliyor. Kendimi tiyatroda daha rahat hissediyorum.
Dizi teklifi alıyor musunuz?
Alıyorum tabi. Fakat ben bir işle yetinmeyi tercih ediyorum. Dizi çekimleri biraz yorucu oluyor. Böyle yüreğimi hoplatan, beni çok heyecanlandıran bir rol olursa tabi niye olmasın.
Sinema projesi var mı?
Şimdilik yok. Sinema filmlerine açığım, diziler konusunda biraz daha seçiciyim.
Sabun köpüğü evliliklerin her geçen gün arttığı günümüzde oyuncu Erdal Özyağcılar ile yolunda ve mutlu süren evliliğiniz var. Bunun sırrı var mı?
Aynı sektörde olmanın dezavantajını yaşamadık; her zaman avantajını yaşıyoruz. İkimiz de yapı olarak ev yaşantısını seven bir çiftiz. İşimiz bitince evimizde rahat ediyoruz. Uzun sürmesinin sırrı da birbirimize saygılıyız. İkimizin de kendine ait özgür alanları var. Birbirimizin özgürlüğüne müdahale etmiyoruz. Evlilik demek; imza attıktan sonra karşındakinin tapusunu almak değil. Bunu yaptığın zaman evliliğini bir cendereye sokuyorsun. İstediğin gibi hareket eder, arkadaş olmayı başarabilirsen, bu çok güzel. Ardından çocuklar geliyor, sonra torunlar. Bu da işin keyfi oluyor, böylece uzayıp gidiyor.
Son yıllarda boşanma oranları artmaya başladı. Sizce ne oldu da insanlar evliliklerinden
bu kadar vazgeçer oldu?
Her şeyi çok çabuk tüketen bir milletiz. Dünyada da artık bu böyle. O kadar hızlı yaşıyoruz ki sanırım o hızla evlilikler de geçip gidiyor. Hayat yeterince stresli, bunun üzerine insanlar birbirlerine zor tahammül ediyor ayrılmak en kolay yol sanılıyor. 'Evlenirim aman olmazsa nasıl olsa sonra ayrılırım' gibi bir mantalite olduktan sonra ayrılık kaçınılmaz oluyor. Bizlerin zamanında ayrılık dinlendirilmezdi bile.
Kızınız Zeynep’le aynı sahnede yer alıyorsunuz aranızdaki diyalog nasıl?
Biz gerçek yaşantımızda da çok iyi anlaşan bir anne kızız. Hiçbir problem yaşamıyoruz aramızdaki bu özel ilişkiyi de sahneye taşıyoruz. Birlikte oynamak benim için çok keyifli. Sen de oyunu seyredince bunu hissedeceksin. Bu oyun dünyanın pek çok yerinde oynanmış, ilk defa gerçek bir anne kız oynuyor.
Zeynep Özyağcılar: Türk insanı değersizlikle sınanıyor
TİYATRODA BİRÇOK SORUN VAR
Bugün bu ülkede tiyatro yapmak hakkında ne düşünüyorsunuz?
Büyük bir cesaret örneği gösteriyoruz. Özellikle genç arkadaşlarımı yürekten kutluyorum. Çok kolay yoldan dizilerde oynayıp hem para hem şöhret kazanacakları yerde, bu zor yolu seçen pek çok oyuncu var. Merdiven altı dediğimiz küçücük salonlarda birleşip tiyatro yapan arkadaşlarımızın hepsinin alnından öpüyorum. Çok da başarılı işler yapıyorlar. Umarım bu soruna hükümetimiz duyar da el atar. Tiyatroların en azından salon sorununu halleder. Tiyatronun bugün birçok sorunu var ama en önemlisi bu. 1-2 tiyatro salonu olsa biz tiyatrocular onu bölüşebiliriz. İnanın okullarda, evlerde prova yapılıyor. Mesela biz bu oyunu Saint- Michel Fransız Lisesi’nin salonunda çıkardık. Bütün oyunlarımızın provasını bu lisenin salonunda yaptık. Her tiyatro topluluğu da bu imkânı bulamayabilir.
Yaşadığımız ülkede neleri sevmiyorsunuz?
Öncelikle nerede ne şekilde olursa olsun, savaşlar son bulsun. Her gün 3-5 şehidimiz var demek çok acı, dayanmak çok güç oluyor. Özgürlük kavramını önemsiyorum. İnsanlar düşündüğünü söyleyip, yazabilmeli. Bunun kısıtlanmaması gerekir ki sanatımızı rahatça icra edebilelim.
Tiyatro Martı, 4’üncü sezonunda sahnede. Oyunlarınızdan bahsedelim mi?
Zeynep Özyağcılar: İstediğimiz, inandığımız oyunları sergileyebilmek için Tiyatro Martı’yı 4 yıl önce kurduk. Derdimiz neyse, ülkemizde şu an ne yaşanıyorsa özgürce istediğimiz tekstleri oynamak istiyoruz.. Her teksti ödenekli tiyatrolarda sergileyemiyorsunuz. Bir takım sıkıntılar oluyor. 4’üncü sezonumuzda gayet iyi gidiyor. 3 tane prodüksiyon yaptık. Uçlar ile başladık. Oyun, kadına yönelik şiddeti esas alıyor. Sonra arkasından ‘Hoş geldin Boyacı’ adlı komedi oyununu sahneledik. Berna Lâçin, Gözde Çetiner, babam Erdal Özyağcılar oynuyor. En son olarak Demir isimli bu oyunu çıkardık.
Demir nasıl bir oyun?
Zeynep Özyağcılar: Annem Güzin Özyağcılar ile bu oyunu çıkardık. Burak Tanay ve Gözde Çetiner oynuyor. Serkan Üstüner sahneledi. Bizim tiyatromuza yakışan güzel bir oyun oldu. Tiyatro Martı çok daha güzel işler yapacak, çok umutluyuz. Demir, İskoçya tiyatrosunun feminist yazarı Rona Munro tarafından yazıldı. Dolayısıyla bu oyunda da çok bariz bir şekilde olmasa bile erkeklerin görmeyişi duymayışı, görmezden gelmesi, toplumdaki erkeğin yeri ele alınıyor. Cezalandırılmada bile erkeğin kadından ne kadar farklı bir yerde konumlandırıldığının altını çiziyor. Tiyatro Martı olarak işin hep bu tarafında durmayı seviyoruz. Genel olarak kadına yönelik şiddeti ve adaletsizliği sorguluyoruz.
Oyun; kadının savruluşu, sistemdeki yeri ve bilmediğimiz yönleriyle kadın dünyası üzerine. Son dönemde yaşanan sevgisizlik ve şiddet olaylarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Zeynep Özyağcılar: Maalesef ülkemizde çok büyük bir problem. Kadına şiddet olayları gün geçtikçe artıyor hatta normalleşmeye başladı. O kadar acı ki neredeyse haber değeri bile kalmadı. Bununla birlikte; dernekler, kadın toplulukları, sivil toplum kuruluşları çok ciddi mücadele veriyor. Ben de kendimi bu mücadelenin bir parçası olarak görüyorum.
Anneniz Güzin Özyağcılar’la aynı sahnede rol alıyorsunuz. Neler hissediyorsunuz ?
Zeynep Özyağcılar: Bu oyunda bizim ilişkimizden çok farklı bir anne kız hikâyesi var. Genetik olarak anne kız olduğumuz için çok farklı bir tat çıkıyor ortaya.
Yakın dönemde sizi göreceğimiz yeni bir proje var mı?
Şimdilik yok. Demir oyunuyla sahnelerde olacağım.
Tiyatro Martı oyunları nerede, ne zaman izlenebilir?
16 Aralık - Hoşgeldin Boyacı - Kadıköy Halk Eğitim Merkezi - Cuma 20.30
17 Aralık - Hoşgeldin Boyacı - Mall of İstanbul Moi sahnesi - Cumartesi 20.30
26 Aralık - Hoşgeldin Boyacı - Yunus Emre Kültür Merkezi - Pazartesi saat 20.30
27 Aralık - Demir - Yunus Emre Kültür Merkezi - Salı 20.30