'Türkiye'den aldığım kayda değer ÖDÜLÜM YOK'

'Türkiye'den aldığım kayda değer ÖDÜLÜM YOK'

Usta şair Ataol Behramoğlu siyasetçiler için "Özellikle de 'Sivil Darbe’ ve ‘Yalancının Ampulü’ adlı yapıtlarımda topladığım yazılarımı okusunlar belki faydası olur. Biraz bir şey öğrenirler, onlar da okusun diye yazıyorum. " diyor.

YURT Gazetesi-Röportaj-Gamze Medeni / Avrupa Homeros Şiir ve Sanat Madalyası ödül kurulunca, ulusal ve uluslararası değeri kabul edilmiş şairlere verilen ödül, bu yıl şair Ataol Behramoğlu'na verildi.
 
Behramoğlu ‘Ülkemizin dünyada tanıtımı bakımından bu ödüller gerçekten çok önemli’ diyor ve “Türkiye’den aldığım kayda değer hiçbir ödülüm yok” diye de ekliyor.
 
Başlarken… Türk edebiyatının büyük ustası, şair, yazar, düşünür ve çevirmen Ataol Behramoğlu ile bu vesileyle buluşup; Türk şiirini ve geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Türk sinemasının jönü, yakın arkadaşı Tarık Akan’ı konuştuk.
 
Merkezi Brüksel’de bulunan Avrupa Homeros Şiir ve Sanat Madalyası ödülü bu yıl size verildi. Bu ödül sizin için ne ifade ediyor? 
 
Niye gizleyeyim ki gençlik yıllarımda bazı ödüllere özenmiştim. Mesela Türk Dil Kurumu Ödülü, Altın Portakal Ödülü'nü verirler diye düşündüm. Benim Türkiye'den aldığım kayda değer hiçbir ödülüm yok. Bütün ödüller yurt dışından geldi. Çok ilginç değil mi? (Asya-Afrika Yazarlar Birliği 1982 Lotus Ödülü, Romanya’da Mihai Eminescu Nişanı Ve Opera Omnia Ödülü, PEN Yazarlar Derneği 2002 yılı "Dünya Şiir Günü Büyük Ödülü) Bundan sonra da Türkiye'de 'ödül almak' yerine ancak adımıza ödül konabilir. Avrupa Homeros Şiir ve Sanat Madalyası Ödülü beklenmedik bir ödül oldu. Onurlandırıcı bir ödül elbette. Ödülü bu amaçla Türkiye’ye gelen Avrupa Homeros Şiir ve Sanat Madalyası Ödül Kurulu’nun başkanı, şair-yazar Dariusz Lebioda takdim etti. 
 
Ülkenin önemli bir şairisiniz Türkiye'den niçin ödül alamadınız. Bu toplumda değer görmediğinizi düşünüyor musunuz? 
 
Asla. Tam tersine yazdığım her şey her türden, her yaştan insan tarafından kitap fuarlarında büyük ilgi görüyor. Bu durumdan elbette mutluyum. Türkiye'den ödül alamamamın sebebi bu ülkede hiçbir zaman kumpasları aşamadık. Bazen de tesadüfler rol oynamış olabilir elbette. 
 
Şiirde hep değiştiniz, yeni şeyler getirdiniz. Türkçe'nin size yetmediğini düşündüğünüz anlar oldu mu? 
 
Türkçe'nin yetmediği anlar diyebilmek için başka dillerde ben bunu söylerdim ama Türkçe söyleyemiyorum demek lazım. Birkaç yabancı dil biliyorum; Rus Dili ve Edebiyatı hocasıyım fakat Türkçenin yetmediğini düşünmüyorum. Her dilin kendine göre erdemleri, olanakları var. Tabi bir de eksikleri var. Özellikle şiir çevirisi alanında uyak bulmada sıkıntı çektiğimiz oluyor, daha çok sesli harflere dayanarak uyak yapmaya çalışıyorsunuz. Bu anlamda Türkçenin zenginliği yetmeyebiliyor. Türkçeye ait on binlerce has sözcük eskilerde kalmış.
 
 Şiir seven, şiire yakınlığı olan herkesin ezbere bildiği bir klasik ‘Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var’. Sizin için ne ifade ediyor bu şiir? 
 
'Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var' gerçekten özel bir şiirim. Bir döneme gerçekten damgasını vurdu, etkiledi. Eserlerimin hepsi kendince, kendi dönemleri bakımından hayatımın ve tanığı olduğum hayatların tutanakları, aynalarıdır. Birini ötekinden ayıramam çünkü bu, yaşamımın herhangi bir dönemini daha anlamlı bulmam anlamına gelir. Hâlbuki bence insan, yaşamının her anını değerli kılabilmelidir.
 
Şiirde anlaşılır olmak önemli midir? Anlaşılmayan şiir sevilebilir mi? Şairin şiiri topluma sevdirmek gibi bir ödevi var mıdır?
 
Elbette var tabi. Toplumu iyi tanıyor olmak önemli, yazdığın dili de iyi bilmek gerekir. Şair dediğiniz kimse samimi olmalı. Sürekli olarak toplumla, okurla ilişkiyi aramak lazım. Bertolt Brecht diyor ki: ‘Mesele toplumun düzeyine inmek değil, toplumun kendi düzeyine çıkarmaktır.’ Diyalektik bir ilişki vardır. Toplumun düzeyini daha da yükseltmek gerekir tabi bu da şairin görevidir.
 
‘Hayatımdan çok güzel kadınlar geçti. Ve çok güzel kadınlar oldu, şimdi de var çok mutluyum. Bir kız babası olduğum için müthiş şanslıyım’ diyorsunuz. Bu kadar güzel aşk şiirleri yazmanızın sebebi bu mudur? 
 
Elbette bunlar güzel aşk şiirleri yazmamın sebebi, o şiirlerde bunların sebebi böyle karşılıklı bir ilişki. İster istemez özellikle de lirik şiirde yazdığınız şeylerle yaşamınız arasında ilişki var. Kendi yaşantılarımız önem taşıyor. 
 
Siyaset ve güncel, kültürel meselelere, toplumun gündelik sorunlarına kafa yoran bir isimsiniz aydın olmak bunu mu gerektirir? 
 
Aydın olmak bunlara kafa yormanın da ötesinde etkide, etkinlikte bulunmayı gerektirir. Sadece konuşmakta yazmakta yetmez eylemde bulunmayı gerektirir.
 
Toplumsal adaletsizliğe karşı azımsanmayacak ölçüde benim bildiğim (185) belki daha fazla şiir yazdınız, hâlâ da bana yetmiyor diyorsunuz. Neden yetmiyor? 
 
Adaletsizlik bitmiyor da ondan. 
 
Makalelerinizde siyasetçilerin canına okuyorsunuz. Siyasetçilere ne söylemek istersiniz? 
 
Bu ülkede herkes elinden geleni yapmalıdır. Ülke adına umutlu ya da umutsuz olmanın pek bir anlamı yoktur. Önemli olan iş yapmaktır. Siyasetçilere makalelerimi okumalarını tavsiye ederim. Özellikle de 'Sivil Darbe’ ve ‘Yalancının Ampulü’ adlı yapıtlarımda topladığım yazılarımı okusunlar belki faydası olur.  Biraz bir şey öğrenirler, onlar da okusun diye yazıyorum. 
 
20 yıldır ülkeyi şiirlerinizi okuyarak dolaşıyorsunuz, gittiğiniz her yere salonlar dolusu izleyici gelir, kitaplarınızı imzalıyorsunuz size ne hissettiriyor bu durum? 
 
Yüz yüze okurla buluşmak güzel bir şeydir. Onların düşüncelerini, tepkilerini almak onlarla yan yana bulunmak çok önemli bir şey. Bütün şairlere de bunu yapmalarını tavsiye ederim.
 
Çağdaş şiirlerin bestelenmesi, kitlelere ulaşmasını sağlıyor 
 
Bu yıl çıkan yapıtlarınız var mı? 
 
Foça için yazdığım şiirlerimden oluşan Özlem ve Yaz "Foça Dörtlükleri" ve kendi şiirlerimle dünya şiirinden yaptığım çevirilerden, çocukları düşünerek düzenlediğim bir seçki olan ‘‘Bir Çocuğa Layık Olmak” isimli şiir kitaplarım var. 
 
Pek çok müzisyen şiirlerinizi besteledi. Timur Selçuk, Vedat Sakman, Zülfü Livaneli, Ezgi’nin Günlüğü şiirlerinizi melodi formlarda dinlediğiniz zaman neler hissediyorsunuz? 
 
Halit Çetin, Ekrem Ataer, Tekin Büyükkaya, Edip Akbayram gibi birçok arkadaşım daha şiirlerimi besteledi. Şiirin yapısına uygun düşen bir ezgi olursa güzel bir şarkı çıkıyor ortaya. Bu bahsettiğin eserler genellikle başarılı yapıtlar. Başarısızlar zaten yayınlanmıyor. Dolayısıyla memnunum bu durumdan. Sadun Aksüt ustanın da önemli besteleri var ona buradan da bir selam göndermek isterim. Bu ay vereceği konser ‘Aşk İki Kişiliktir’ şiirimin adını taşıyor.  
 
Tarık Akan bir Cumhuriyet aydınıydı 
 
Öncelikle başınız sağ olsun Tarık Akan yakın bir arkadaşınızdı. Ardından sadece Türk sineması değil tüm Türkiye ağladı. Siz neler söylemek istersiniz? 
 
Tarık Akan için yapılabilecek en özlü ve doğru tanım onun bir Cumhuriyet aydını olduğudur. Tarık Akan’ın sözlerinde, duruşunda, davranışlarında, aşırılıktan uzak gülüşünde ve şakalarında, araştıran bakışları ve karşısındakinde saygınlık uyandıran yumuşak, bilge ağırbaşlılığında; ülkemiz için duyduğu içten sevgi ve kaygıda ben her zaman, sözünü ettiğim Cumhuriyet aydınının ortak özelliklerini gördüm. Türkiye'nin büyük bir kaybıdır. Seçkin bir sanatçı, bir büyük yurtsever, sorumluluk sahibi bir insan ve çok sevgili bir arkadaşı kaybettik. Ölüm demeye dilim varmıyor onu uğurlama törenine 80 bin kişi toplanmış. Sanatçıyım diyen herkese örnek olması gerekir. Aydın, uygar kitlelerin nasıl sevgilisi olunur Tarık Akan bunun seçkin bir örneğidir.
 
Toplumundan uzak, bulutlarda gezen şairler benden uzak olsun 
 
*Pablo Neruda, Yannis Ritsos gibi dünya şairleriyle tanıştınız onlardan öğrendiğiniz en önemli şey ne oldu. Şair şiiri dünya şiirine nasıl ulaştırabilir. Bunun ölçütleri nelerdir? 
 
Öğrendiğim demeyelim de benim de bildiğim onlarda da gördüğüm en önemli şey alçakgönüllü olmak. İnsan ne kadar yücelirse o kadar alçakgönüllü olur. Sanatçı dediğiniz kimseler yurtsever olmalı ve halkına yakın olmalı. Aynı zamanda insana yakın olmalı.
 
Gençler dinamik, güzel bir kitledir
 
Üniversitede gençlere ders veriyorsunuz gençlerle iç içe oluyorsunuz gençler hakkında ne düşünüyorsunuz? 
 
Türkiye gençlerine gereken ilgiyi, önemi vermiyor. Gençlerini küçümsüyor, gençler umutsuz, işsiz ne yazık ki. Türkiye'de gençlik kendisine yakışan, onları geliştirecek imkânlara maalesef sahip değil. Ancak çok zengin olmak lazım. Halkın, orta tabakanın çocukları sıkıntı içindeler. Onları bu konuda hiç bir şekilde suçlayamam, Türkiye’de şartlar iyi değil.