İktidarın talimatı ile YSK tarafından gasp edilen İBB Başkanlığını Ekrem İmamoğlu’nun 23 Haziran’da açık ara kazanacağı görülüyor. Konda araştırma şirketinin seçimden üç gün önce açıkladığı anket sonuçlarına göre fark 9 puanı bulacak.

Siyasi kariyeri süresince Erdoğan’ın verdiği yanlış kararların belki de en önemlisi bu seçimlerin yeniletilmesi oldu. İstanbul’u kaybettikleri için kendilerine hesap kesileceğini düşünen bir gurup partilinin köpürtmesi ile seçim tekrarına ikna edilmişti Erdoğan. Kendisi de bir süre sonra bu hatasını görmüştü, ancak geriye dönüş yoktu artık.

Cumhur ittifakının liderleri Erdoğan ve Bahçeli geride durdu, Binali Yıldırım projeleriyle ve ılımlı dili ile öne çıkartıldı. Ancak adalet duygusu incinmiş seçmeni onun da ikna edemediğini, İmamoğlu’nun arayı açmakta olduğunu gördüler. Son haftaya girilirken başkan adaylarının TV açık oturumundan umutlandılar, bu da şapkadan tavşan çıkarmaya yetmedi!

Son birkaç günde "artık kaybedecek ne kaldı ki" denilerek Erdoğan tanıdık sert ve tehditkâr üslubuyla meydanlara çıktı. Mısır’ın Devrik lideri Mursi’nin cezaevinde ölümü üzerinden bir benzeştirme kurarak; "Pazar günü Sisi mi diyeceğiz, Binali Yıldırım mı?" dedi.

Kutuplardaki buzulların yumuşuyor olması gibi, AKP’nin çekirdek seçmen kitlesinde de bir çözülme başlamış durumda. Konda Araştırma Şirketi Başkanı Bekir Ağardır’ın tespitleri önemli; son 17 yıldır ilk kez (31 Mart süreci ve sonrasında) moral üstünlük muhalefet tarafına geçti. Daha da önemlisi, yine ilk kez muhalif kesim kazanacağına inanarak ve AKP seçmenlerinin de yaklaşık yarısı kaybedeceklerini düşünerek seçime gidiyor. Oysa daha önce bunun hep tersi olurdu.

Peki AKP hiç alışık olmadığı yenilgileri almaya neden başladı, bunu biraz açmakta yarar var.

Bekir Ağardır “AKP’de beden beyinden kopmuş durumda, bu bir felç durumudur” diyor. Lider ve üst yönetimin düşünce ve kararları parti teşkilatlarınca aşağılarda uygulanamıyor. Partinin üst karar alıcıları ile halk arasındaki bağ kopmuş durumda, hepsinin derdi ve hedefi başka çünkü.

Aslında ortada tam anladığımız manada bir siyasal parti de yok. 2002-2007 dönemindeki gibi hikayesi ve heyecanı olan parti gitgide, AKP tabelası altında örgütlenmiş Erdoğan’ın seçim ofislerine dönüştü. Hem il ve ilçe örgütlerinde, hem de en tepe yönetimde o eski heyecan, inanmışlık, seçimlerde kapı kapı dolaşan dava insanları da yok. Bunların yerine artık ekonomik-sosyal belirli kazanımları elde etmiş, akarlarının kesilmemesi için çabalayan “Reisçiler” var. Seçimin yenilenmesinde önemli katkıları olan, kaybettiklerinde yok olacaklarını düşünen bu kesim ölümüne savaş veriyor; seçmen kitlelerinin dağılmaması için en ahlak dışı kara propagandaya, trollemelere ve yalan haberlere başvurmaktan çekinmiyorlar.

İktidarlarının aslında inişe geçtiğini biliyorlar. İstanbul’un kaybının bu inişi görünür hale getireceğini ve düşüşü hızlandıracağını da görüyorlar. Tüm çırpınmalar, karalamalar, tüm öfke dolu tehditler bu yüzden. Ama ne yapalım, siz de oturduğunuz o koltuklardan bir gün kalkacağınızı düşünerek temiz tutsaydınız oraları!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
seyis ali 2019-06-22 15:52:03

nasil dusmustu reis atin ustunden... simdi de saraydan duserse komik olur.

Avatar
ela 2019-06-22 20:22:27

Cok doğru tespitler bu kez Herşey çok güzel olacak.