"Ben böyle mutlu değilim" deyip hayatında önemli yön değişikliği ve risk alabilen kaç kişi var hayatta? Gerçekten işinden ve kararlarının çoğundan memnun olan; mutlu olan kaç kişi var? Tüm dönemeçlerde hata yapmış biriyim; tanıdığım insanları da dahil edip oran hesabına giriştiğimde sonuç hiç iyi değil...
        Çok zavallı hissediyor, çok korkuyoruz. Dinlediğimiz bir müzisyenden sevdiğimiz dizi karakterine varıncaya değin risk cesareti hayranıyız aslında. Bizde olmayan yürek ve kararlılığa sahip bir karakteri kötü de olsa hayali de olsa takip ediyor, seviyoruz yeri geldiğinde...
        Maurizio Sarri gerçek hayatta cesurca yön değiştirmiş, hikâyesini sevdiğimiz bir insan... Kırk yaşında bankacılık sektöründen istifa edip bölgesel liglerde teknik direktörlüğe başladı. Napoli gibi büyük bir takımın başına geçtiğinde 56 yaşındaydı. Defansçı hoca Benitez ile beşinci olan Napoli camiası her şeyden önce oynanan oyundan şikayetçiydi; Sarri'nin hücum, insiyatif futbolu heyecan yarattı. Sarri ve Napoli birlikte çok mutluydu. İkinci oldu, üçüncü oldu; sıralama çok önemli değildi. En zengin ve hakem camiasına hakim Juventus nasılsa hep şampiyondu...
        Bir İtalyan hoca ile şampiyonluk yaşayan Chelsea, Conte'yi eskitip yeni gözdeye, Sarri'ye yöneldi. Chelsea başında artık kupa kazanıyor olsa da Sarri'nin karizması çizildi. Kendisini dinleyecek değil 11, beş oyuncu bulamadı orada. Pogba karakterli Hazard ve çetesi tarafından harcandı. Arsene Wenger'in tespiti mühimdir bu konuda: "Eskisi gibi değil, artık oyuncular milyoner. Milyoner yönetmek kolay değil..." 
        Chelsea ile hemen hiçbir maçta kendi oyununu oynatamayan Sarri birçok maçta mutsuzdu haliyle. Kazansalar bile olanlar yanlıştı çünkü. Ne yapmalıydı Sarri? En azından Napoli'ye geri dönmeliydi, orası uygun değilse karizmasını kabullenecek oyuncuların olduğu başka bir takımı çalıştırmalıydı. O ne yaptı? Juventus'un teklifini kabul etti. Kepek şampuancı Ronaldo, bir sürü başka egonun olduğu zengin ve hakemci takıma gitti. Kendi oyununu oynatabildi mi? Hayır. Şampiyon oldular mı? Evet, Juventus peşi sıra dokuzuncu kez ligi ilk sırada bitirdi.
        En baştaki kararının romantikliği nedeniyle Sarri'yi konu etmedim. Kendim bir fışkı becerememiş olsam da Sarri olmak istemezdim, daha Hazard'ın yanına gitmeyi kabul ettiğinde bir ay sonra ilk kanser hücresinin vücudunda oluşacağından emindim zira... Konu etme nedenim, Juventus'un şampiyonluğu sonrası düzenlediği basın toplantısındaki hali ve söyledikleri. Bir sevdiği ölmüş edasında konuştu. "Juventus'un oturmuş düzeni, harika bir organizasyonu var" gibisinden konuştu. "Benim oyun oynanmadı, ben olmasam da şampiyon olacaklardı, gereken maçta yine iki penaltı çalınırdı" gibi ifadeleri vücut diliyle anlattı. Kanserden bahsetmedi, daha tespit edilmemiş demekki...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.