Özbekistan ve Türkiye ilişkilerinin geleceği

Özbekistan Uluslararası Altın Miras Vakfı Ankara Bölümü Başkanı Süleyman Merdanoğlu, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in Türkiye ziyaretini değerlendirdi.

25 Şubat 2020 Salı 12:13
Özbekistan ve Türkiye ilişkilerinin geleceği

Özbekistan ile Türkiye ilişkilerinin geleceğine bakmak için, ikili ilişkilerinin geçmişe kısaca değinmek gerekir. Çünkü; "Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez."

tarihte Uluğ Türkistan olarak geçen Orta Asya’nın merkezinde yer almaktadır. Bu topraklar Türklerin Ata Yurdudur. Türkler, Osmanlı İmparatorluğu ve daha sonrada Türkiye Cumhuriyeti olarak Türkistan’daki soydaşları ile Sovyet Rusya Devri’nde dahi ilişkilerini devam ettirmiştir. Buna birçok örnekler verilebilir.

Her şeyden önce; İmam Maturidi, İmam Tirmizi, Ali Kuşçu, Ali Şir Nevai, Ahmet Yesevi, Mirza Uluğ Bey, Bahauddin Nakşibend, İmam Buhari, İbni Sina... gibi birçok Türk ve İslam büyükleri bizim ortak değerlerimizdir. Özbekistan’da olduğu gibi her yıl Türkiye’de anma günleri düzenlenir.

Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı (1919-1922) devam ederken Mustafa Kemal Paşa, 26 Nisan 1920’de, Meclis’in açılışından hemen sonra yazdığı mektupla, Sovyetler Birliği’nden silah, cephane ve malzeme yanında para da istemiş, bu talep üzerine Sovyetler, belli aralıklarla Ankara Hükümeti’ne cephane, savaş malzemesi ve para göndermiştir. Sovyet yardımı olarak bilinen bu paraların gerçekte Buhara halkı tarafından bağış yoluyla toplanan paralardır.

Türk Ordusunun Sakarya Zaferi sonrası, Buhara Halk Şuralar Cumhuriyeti (1920-23) Cumhurbaşkanı Osman (Hocaoğlu) tarafından bir heyet diplomatik temaslar yapmak üzere 17 Ocak 1921’de Ankara’ya gelmiş. Heyet, beraberinde getirdiği üç adet altın yaldızlı kılıç ile Timur’a ait bir Kuran-ı Kerim’i Mustafa Kemal’e hediye etmiştir.

loading...

Türkiye, Özbekistan’ın bağımsızlığına kadar geçen zaman dilimi için de Özbek soydaşları ile diyalogunu devam ettirmiştir. 1 Eylül 1991 yılında bağımsızlığını kazanan Özbekistan’ı ilk tanıyan Türkiye Cumhuriyeti olmuştur.

Özbekistan'ı tanıması sonrası geçen yıllar boyunca yaşanan inişli çıkışlı dönemlerin ardından, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Özbekistan İslam Kerimov'un vefatının ardından Cumhurbaşkanı seçilen Sn.Şevket Mirziyoyev ile Kasım 2016'da Semerkant'ta yaptığı görüşmeyle ikili ilişkilerde yeni bir dönem başladı.

Erdoğan da, Nisan 2018’de Özbekistan'a resmi ziyaret gerçekleştirerek Mirziyoyev ile bir araya geldi. Bu görüşmenin ardından taraflar arasında ticaret, bankacılık, madencilik, ormancılık, bilim, eğitim, teknoloji, arşivcilik, meteoroloji, kültür, adalet ve hukuk alanlarında iş birliğini öngören anlaşmalar imzalandı. Katıldıkları tüm uluslararası etkinliklerde bir araya gelerek ikili görüşmelerde bulunan Sn. Erdoğan ve Sn.Mirziyoyev, ayrıca çeşitli vesilelerle telefon görüşmeleri yaptılar.

Mirziyoyev'in 19 Şubat 2020 tarihinde Türkiye'ye yaptığı resmi ziyaret kapsamında ikili iş birliğinin ivme kazanmasını sağlayacak Türkiye-Özbekistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin ilk toplantısı yapıldı. Taraflar arasında havacılık, ulaştırma, yatırımların geliştirilmesi, diplomasi, eğitim, askeri, sağlık, kültür, ticaret, bankacılık alanlarında 26 anlaşma imzalandı, ziyaret kapsamında ayrıca uzun bir aradan sonra Özbek-Türk İş Forumu düzenlendi. Son yıllarda Özbekistan'daki "ticari ağırlığını" artırmaya başlayan Türkiye, Rusya ve Çin'in ardından burada yabancı sermayeli en çok şirket kuran üçüncü ülke oldu. Özbekistan'da, halen Türk sermayeli 1306 şirket faaliyette bulunuyor. 2018’de 1,7 milyar dolar olan Özbekistan ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi 2019'da % 26,6'lık bir artışla ilk defa 2 milyar 212 milyon dolara ulaştı. Geçen sene Türkiye’nin Özbekistan’a yaptığı ihracat %19,4 artışla ilk defa 1 milyar doların üzerine çıkarak, 1 milyar 135,7 milyon dolar olurken, aynı dönem Türkiye'nin bu ülkeden ithalatı da % 35,3 artışla 1 milyar 76,2 milyon dolar olarak gerçekleşti. 2019’da Türkiye'nin Özbekistan ile dış ticaretindeki fazlası 59,5 milyon dolar oldu. Türkiye'nin Özbekistan ile dış ticaretindeki fazlası da 155,9 milyon dolar olarak hesaplanmıştı.

1993'te Özbekistan’ın ilk yabancı sermayeli bankası olarak bankacılık sektöründe faaliyete başlayan Ziraat Finans Grubu, Aralık 2017’de ortağı olduğu UTBANK'ın Özbek Agro Bankasına ait hisselerinin tamamını satın almasının ardından Ziraat Bank Özbekistan olarak ülkedeki faaliyetini geliştirdi. Banka son olarak Taşkent’teki üç şubesinin ardından, ülkedeki dördüncü şubesini Semerkant'ta açtı.

Erdoğan'ın Mirziyoyev ile yaptığı görüşmelerde Özbekistan'ın Türk Konseyine üyeliğinin dile getirilmesinin ardından, Ekim 2019'da Azerbaycan'da düzenlenen Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi Devlet Başkanları 7. Zirvesi'nde, Özbekistan konseye tam üye oldu.

Gerçekleşen Yüksek Düzeyli Stratejik Ortaklık Konseyi toplantısında; siyasi, ticari, ekonomik, yatırım, ulaştırma, beşeri ve kültür alanlarına dair mevkidaşı ile açık, samimi ve kapsamlı müzakereler gerçekleştirildi. görüşmelerde sanayi, tarım, bilgi-iletişim, turizm, bilim, eğitim, sağlık, kültür ve spor alanlarında hazırlanan büyük programlar üzerinde duruldu. Ortak iş birliği proje ve etkinliklerinin hayata geçirilmesinin önemine dikkat çekildi.

Özbekistan Türkiye ikili işbirliğinin hızla yükseldiği son yıllarda, Türk Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’ün geleceğe ışık tutan sözünü hatırlatmakta yarar vardır.

"Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür... İnanç bir köprüdür...Tarih bir köprüdür... Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların (soydaş Türk kardeşlerimizin) bize yaklaşmasını beklememeliyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gereklidir. 29 Ekim 1933"

Özet olarak; ikili ilişkilerimizin sağlam tutulmasının zorunlu bir koşul olduğunu unutmamalıyız. Böylece, büyüklerimizin kurduğu geçmişteki dostane ilişkiler ve aldığı kararlar geleceğimiz olacaktır.

KAYNAKLAR:

1-Özbekistan Turizm Rehberi -Süleyman MERDANOĞLU

2-https://www.sde.org.tr/

3- https://www.aa.com.tr/tr

Süleyman MERDANOĞLU (merdanogluslm@gmail.com)

Özbekistan Uluslararası Altın Miras Vakfı Ankara Bölümü Başkanı

Son Güncelleme: 25.02.2020 12:21
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.